Abdullah Yıldırım

Abdullah Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Kim kimi seçer...

A+A-

Siyasi ortam hızlandı, aday adayları son viraja girdiler, bu yarışta ipi kimlerin göğüsleyeceği 7 Nisan akşamı belli olacak. Tabiki adil bir yarış olmayacağı için, listelere giremeyenler, bunun tahlilini yapacaklar ama şunu akılların çıkarmamaları gerekir, kendilerini kim sıraya koyacak, burada kıstas yeterlilik mi olacak, yoksa başka ilişkiler mi belirleyecek...

Evet, burada yeterlilik değil, ikili ilişkiler ve bağlantılar devreye girecek, bundan hiç kuşkuları olmasın, listeye giren çaplı adamım diye gururlanmasın, girmeyen de üzülmesin, ülkemizde bu işlerin doğası böyle…

Aslında, iktidara gelmeden partiler, bir beyanname yayınlar ama bunu kimse bilmez, yayınlayan da zaten buna uymaz… Ama ANAP’la başlayan, bir özelleştirme furyası bu dönemde de devam etti. Mesela, dünya kurulduğundan beri var olan sahiller, otel yapılacak diye, üç beş kişiye peşkeş çekildi.  Torunlarımıza ait olan, güzelim kıyılar gitti, bunu başarı olarak gördüler…

Yine devletin, bin bir emekle zamanındaki fakir neslin paraları ile yaptıkları, Sümerbank'tan, Eti Aliminyum’a, Tüpraş’tan, Petkim’e kadar, tüm tesisler gitti, bazıları öyle adamlara gitti ki, hem Türk Milletine küfreden, bir gruba gitti, bu grup maalesef Medaş'ı bile aldı...

İşte her şeyin telafisi var da, devletin limanlarının, havaalanlarının, tüm üretim tesislerinin satılmasının bir daha telafisi yoktur. Bunlar gerçek manada beytülmaldir. Partiler, bu özelleştirme olayını, mümkünse iptal etmelidir, devletin üretimden tamamen çekilmesi hiç iyi olmamıştır...

Şimdi yeni bir dönem olunca eskiyi çabuk unutuyoruz... Çanakkale Zaferi’ni geçen hafta kutladık, devlet o günkü şartlarda, şimdi biraz müstehzi bir ifade ile inanılmayan ama gerçekte, Atatürk ve silah arkadaşlarının inanılmaz bir kahramanlığı ile kuruldu. HDP genel başkanı, Osmanlı için, Alman ajanı demiş. Der, normaldir, zaferde katkısı olmayanların, bunu söylemesi şaşırtıcı değildir...

Milli Mücadele’yi kimse tam olarak anlatmadığı için, şöyle zannediliyor. Bir millet 7’den 77’ye bağımsızlık ve istiklal savaşı verdi, zannediyoruz ama gerçek böyle değil, bizim Yunanlılara karşı çıkarttığımız ordu mevcudu bugün orta halli bir lise öğrenci mevcudunu geçmez…

Bugün, İmralı Adası’ndan her gelişlerinde zafer kazanmış, kumandan gibi gelen heyet, sanki devletin kuruluşunda emekleri var gibi, Türkiye’yi tehdit etmekteler, izleme heyeti kurmaktalar, sanki iki devlet var da, Mudanya Ateşkes Anlaşması imzalıyorlar, biraz daha sürerse, BM'leri gözlemci olarak çağıracaklar.

Osmanlı döneminde de isyan edenler affa uğramıştır, hatta Sultan Abdülhamit, kendisine suikast yapanı bile affetmiştir ama suçu işleyen gelip af istemiş. Netamet getirmiş, öyle affedilmiştir, öyle denk kuvvetler gibi her gün bin çalımla görüşmeler yapmamışlardır.

Milletvekili olacak, kişilerin önce birazda olsa tarih bilmeleri gerekir. Tıp Fakültesi’nde profesörüm diyerek, milletvekiline koşanları anlayamıyoruz, mecliste hastane olmadığına göre, ne hizmeti verecekler, insan merak ediyor.

Aslında mecliste öyle, çok uzmana da gerek yok, hükümetler, bakanlar ve bürokratlarla devleti yönetmektedirler. Milletvekillerinin  görevleri parmak kaldırmakla, çoğunluk sağlamakla  oluşmaktadır…

Aslında 550 vekil sayısı Türkiye için çoktur, 200 vekil, 50 tanede senato oluşmalı, bu kadar kalabalık meclisten kanun çıkartmakta zor olmaktadır. Zaten kimin kimi seçtiğini, anlayamadığımız için, seçilen adaylarda partilerdeki yetkililerin seçtiği kişilerden oluşmaktadır, o zaman bu kadar heyecana da seçenler açısından gerek yoktur…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT