1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Kırım Tatar sürgününün 72. yılı
Kırım Tatar sürgününün 72. yılı

Kırım Tatar sürgününün 72. yılı

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Kırımlı:- "Şu anda Putin rejiminin elinde imkan olsa, yapabileceklerine inansalar, 1944’ü tekrarlayacaklarından bir saniye bile hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmamalı"- "Yapılması gereken şey, tarihi bir hadisenin anı

A+A-

ANKARA (AA) - MELTEM BULUR - Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kırımlı, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944'te maruz kaldığı sürgününün sadece onlar için değil aynı zamanda tüm insanlık için kapkara bir gün olduğunu belirterek, "Şu anda Putin rejiminin elinde imkan olsa, yapabileceklerine inansalar, 1944’ü tekrarlayacaklarından bir saniye bile hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmamalı." dedi.

Kırımlı, Kırım Tatarlarının yaşadığı sürgünün 72. yıl dönümünü AA muhabirine değerlendirdi.

"Burada bizim andığımız sadece 72 yıl önce yaşanmış bir insanlık suçu değil, çok daha önemlisi bu suçun bugün bir manada tekerrür etmesinin ciddi ihtimal dahilinde oluşu." ifadesini kullanan Kırımlı, Kırım Tatarlarının vatanlarında tekrar ayağa kalkma ihtimalinin Rusya tarafından yerle bir edilmek istendiğini, 1990’ların başından beri onların Kırım’da tekrar kurulmaya çalışılan milli varlıklarının Rusya tarafından bir bir yok edildiğini belirtti.

Kırımlı, 18 Mayıs'ın sadece Kırım Tatarları için değil aynı zamanda tüm insanlık için kapkara bir gün olduğunu vurgulayarak, "Şu anda Putin rejiminin elinde imkan olsa, yapabileceklerine inansalar, 1944’ü tekrarlayacaklarından bir saniye bile hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmamalı. Daha da önemlisi Putin rejimi, 1944’ten dolayı değil pişmanlık göstermek, tamamen o mirasa sahip çıktığını bağıra bağıra söylüyor." diye konuştu.

Kırım'da şu anda sürgünün anılmasının kesinlikle yasak olduğunu dile getiren Kırımlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yapılması gereken şey, tarihi bir hadisenin anılmasından çok daha önemli şekilde insanlık hukukunu ayaklar altına alan rejimin en kısa zamanda Kırım’dan defedilmesi için milletlerarası camianın işbirliği yapması, kesinlikle onu kabullenmemesidir. Rusya’nın Kırım’ı ilhakı lafı bile bunu dolaylı olarak kabullenmek manasına geliyor. Bunun asla tanınmaması lazım. Bu işgalin sessizce ikrar edilmesi demek, bunu yapanlara cesaret vermek manasına gelir. Kırım’ın işgaline uluslararası camia 2014'te gerçek manada yeterli tepki göstermiş olsaydı, Rusya’nın Suriye’deki son derece kanlı harekatının önüne geçilmiş olurdu. Yani Rusya’yı Kırım’da durdurmak ve oradan çıkmasını temin etmek sadece Kırım Tatarlarının işi değil insanlığın mesuliyetidir. Çünkü arkasından gelecek felaketlerin habercisi bu."

İşgaline son verene kadar Rusya'ya baskının azaltılmaması ve konunun asla gündemden düşürülmemesi gerektiğine işaret eden Kırımlı, aksi takdirde hem Rusya'nın dünya için çok büyük bir tehlike olacağını hem de devam eden Kırım Tatarlarını fiilen yok etme çalışmalarının hız kazanacağını kaydetti.

Hakan Kırımlı, "Kırım meselesini Rusya ile Ukrayna arasında bir arazi meselesi olarak algılamak dünyanın en büyük cahilliğidir. Kırım Tatarlarının istediği hayatta kalmak ve Rusya işgali altında hayatta kalmayacaklarını çok iyi biliyorlar." dedi.

- "1783’ten bu yana yüz binlerce Kırım Tatarı yok edildi"

Kırım Derneği Genel Başkanı Tuncer Kalkay da 1783’ten bu yana yüz binlerce Kırım Tatarının yok edildiğini ve bu yok etme politikasının günümüzde de sürdüğünü belirtti.

Kırım Tatarlarının sürgünün ardından şimdi 200 yüzyıl önceki zihniyetle tekrar karşı karşıya kaldığını ifade eden Kalkay, şöyle devam etti:

"27 Şubat 2014’te Rusya’nın Kırımı işgal etmesiyle birlikte yüzyıllarca süren bu işgal tekrar başladı. Kırım Tatarları 2014’ten önce çok rahat milli matem günlerini anarken bugün onu bile yapamıyorlar. Şu anda Kırım’da izin verilen herhangi bir organizasyon yok. Bugün kaçırılan gençlerimizin sadece cesetleri bulunabiliyor. Evlere, camilere baskınlar düzenleniyor sürekli. Kırım Tatarlarına ait radyo, televizyon gibi yayın organlarının yayın yapmasına izin verilmiyor. Liderleri Kırım’a sokulmuyor. Şu anda sürgünü anımsatan bir olay var. Biz bu hareketi Kırım Tatarlarının yok edilmesine yönelik Putin Rusyası’nın planları olarak görüyoruz."

Ancak Eurovision'da Kırım Tatarlı şarkıcının sürgünü anlatan şarkısıyla yarışmayı kazanmasının kendileri için çok büyük bir moral olduğunu dile getiren Kalkay, "Bu sayede 18 Mayıs’ı tüm dünyaya duyurabildik. Rusya buna karşı çıktı ve siyaset olarak nitelendirdi. Bu bir siyaset değil, Jamala’nın ailesinin yaşamış olduğu bir dram ki her Kırım Tatar’ı bu tür hikayeler yaşamıştır." ifadesini kullandı.

Rusya'nın bu eylemlerine tüm dünyanın tepki gösterilmesi gerektiğini dile getiren Kalkay, "Bizim herkesten beklediğimiz Rusya’nın tüm dünyayı karşısına alarak yapmış olduğu pervasız tehditlerine karşılık yaptırımların daha da artırılması yönünde." dedi.

- "Jamala, kurban edilenlerin sesini bütün dünyaya duyurdu"

Kırım Tatar Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi ve Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Kırım Türklerinin yaşadığı sürgün büyük bir facia olsa da yıllarca dünyanın gündemine tam olarak gelmediğini ifade etti.

Kırım Tatarlarının inanılmaz bir mücadeleyle diri diri gömüldüğü yeraltından teröre, şiddete başvurmadan topraklarına dönmeyi başardığını söyleyen Karatay, “Ama maalesef sürgünün 70. yılında Kırım yeniden işgal edildi ve Kırım Türkleri sürgünün travmasını aynı şekilde yaşadı ve hissetti, sürgünleri bile anamadı.” diye konuştu.

Jamala’nın Eurovision’da 1944’te kurban edilenlerin ve dünyanın sesini duymadığı halkın sesini bütün dünyaya anlattığının altını çizen Karatay, şunları kaydetti:

“Bu, Kırım için tarihi dönüm noktalarından biri oldu. Kırım Türkleri bugün Kırım’da anamadıkları sürgünün anılarını Jamala’nın şahsında bütün dünyaya duyurarak anmış oldular ve mücadele için yeniden moral depoladılar. Bizim en büyük korkumuz, Kırım meselesinin dondurulmuş bir kriz olarak kalması. Bugün Kırım’da bir devletimiz yok ve çok azınlık durumdayız. Dondurulmuş bir kriz içinde Rusya’nın ince ince yaptığı kıyımlarla Kırım’daki Türk nüfusunu boşaltmaya çalışacaklar. Bu dondurulmuş kriz de 18 Mayıs 1944’te yok edilemeyen bir halkın uzun süreçte Kırım’dan tamamen yok edilmesi haline gelecektir. Ondan dolayı Rusya’nın hızlı şekilde durdurulması lazım.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT