1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. KONYA BAROSU SEÇİMLERİ ve DAVA ADAMLIĞI
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

KONYA BAROSU SEÇİMLERİ ve DAVA ADAMLIĞI

A+A-

Ele alacağım konu teknik olarak beni uzaktan-yakından ilgilendirmiyor. Ancak konu ve bağlantıları son 2 yılda o kadar gündeme geldi ki sosyal bir konu olması yanında biraz da siyasal boyutuyla üzerinde durmam gerektiği kanaatine vardım.

Konya Barosuna bir önceki seçimde FETO’cu bir avukatın Başkan olarak seçildiğini gazetelerden ve mesleği avukatlık olan yakın dostlarımdan öğrendim. Süreçten konu ile ilgili mesleği avukat olan Başkan Tahir Akyürek ve Genel Bşk. Yrd. Ahmet Sorgun sonuçtan sorumlu tutuldular.

 O seçimde özellikle de HUDER mahareti ile FETO’culara yol açılması kabul edilir değildi. Nihayetinde eski Baro Başkanı FETO çetesi üyeliğinden gözaltına alındı, tutuklandı vs. Bundan sonrasına bakalım.

Biraz gerilere 80’li yıllara gidelim. HUDER’in kuruluş yıllarında Ankara’da çalıştığım için kuruluş amaçlarını ve hedeflerini bilen birisiyim. En sıkıntılı ve baskıcı dönemlerde dahi yılmadan bu teşkilatların kuruluşuna (TEKDER, TEKBİR, HUDER, HEKİMBİR VS.) şahit oldum. Sonradan Milletvekili de olan Av. Mehmet Ali Bulut yakın dostumdur.

Aynı dönemde biz de tarımcılar olarak aynı amaçla TAKVA (Tarımsal Kalkınma Vakfı)’yı kurmuştuk. Çok şükür TAKVA Vakfı, yolundan ve hedefinden sapmayan duruşu ile çok sayıda milletvekili, rektör, müsteşar, genel müdür ve çeşitli üst düzey yöneticiler ile 2’de bakan çıkardı (Musa Demirci ve M. Mehdi Eker). Bu teşkilatlar sivil toplum örgütü kadar birer DAVA KURULUŞLARIDIR da.

Son yılların siyaset skandallarına sebep olan FETO yapılanması mensubu hukuk soytarılarının ülkeye verdiği zarar göz önünde tutulursa nerede olursa olsun Baro seçimleri önem kazanıyor. Konya Barosu da yönetimini belirledi, ülkücü bir meslek erbabı Baro Başkanı seçildi. Hayırlı olsun.

Tamam da, bazı köşe yazarı arkadaşlar AK Parti kaybetti, Tahir Akyürek kaybetti, Ahmet Sorgun kaybetti gibi biraz da abartılı görüşler serdettiler. AK Parti’ye mensup adayın seçilememesi bazılarına üzüntü verebilir ancak sevilen ve düzgün birinin başkan seçildiği durumda, siyasetçilere bu kadar yüklenilmesini anlayamıyorum. Bunun siyasi tavırdan ziyade meslek odası seçimi olduğu bilinmelidir. 

Öğrendiğim kadarıyla seçimi kazanan başkan karma bir liste ile seçime girmiş ve AK Parti’den aday olmuş bir avukata karşı da seçimi kazanmış. Bence seçimi kaybeden ekibin “neden kaybettikleri ile ilgili” kendilerini sorgulamaları daha iyi olmaz mı?

Ha, şuna varım. AK Parti’nin Konya yönetimi performansı, siyaset yetenekleri, toplumla uyumu, özel ve genel kabiliyetleri, bulundukları yeri hak edip etmedikleri ve daha birçok konuda eleştirilmelerine. 

Bu partiyi ülkemin birinci sırasına yerleştiren, onu “Devlet ve dava yapan” kadro ile bu davayı bırakın temsil etmeyi, arka kapıdan dahi giremeyecek kadar bilgi, görgü, tecrübe, erk ve nezaketten mahrum yönetimler sorgulanabilir. İçlerinde muhakkak iyi niyetli ve dava bağımlısı olanlar yok değil, onlara saygı da duyarız ancak bir avuç yetenekle bu işler yürümez, yürütülemez.

Bu davanın iyi bir kadroya, birkaç reis ve reislere ihtiyacı var. 15-26 Temmuz olayları da göstermiştir ki, donanımlı kadrolar koskoca bir devleti ve devlet başkanlarını dahi zaafa düşürebiliyorlar.

Bu sözlere kimse gücenmesin. Hani “yarası olan gocunur” kabilinden olanlara da diyeceğimizi dedik. Bu işlerde kişisel zaaflar davayı da zaafa düşürür.

Benim davam benden büyüktür demenin ne mahsuru var!    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum