1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

  3. Konya İle İlgili Bir Hizmet
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya İle İlgili Bir Hizmet

A+A-

Hatırladığıma göre 1953’lü yıllardan bu yana kendi kendime düşünürüm. Bazen bir iki dost ile konuşurum, bu sefer bir de yazayım dedim, inşallah Allah tesirini halk eder. Konu Konya’da yapılan İhtifaller. Daha doğrusu Mevlana üzerine. İhtifali yapanlar ne yapacaklarını bilirler, biz o konuda bir şey teklif etmiyoruz.  Herhalde 53’lü yıllarda idi. Kim tertip etmişti bilmem, Şahin sinemasında küçük bir anma merasimi yapıldı. Merasim de denilmez. Birkaç kişi konuştu o kadar. Hatırladığıma göre konuşmacılardan birisi rahmetli Şahap Uzluk bey idi. Ses yükseltici cihaz falan da yoktu, dinleyicilerden bir ses yükseldi; “kıymetli kelamınızı  işitemeyyoruz!”.

Küçük bölmelerden birinden gelen sesin sahibini tanıdık. Mahallemizden Ahmet Nushi Katırcıoğlu amca idi. Şahap beyle yaşça emsal gibi idiler, mutlaka çok iyi de tanışıyorlar ki, gülerek sesin gelmediğini söyleyivermiş idi.

 

            Bir iki yıl sonra yanan belediye sinemasında bir ihtifale biz öğrencileri de götürmüşlerdi. İhtifal bitmişti ki, biz iki öğrenci sahne arkasına gelen misafirlerin yanına çıktık. O sonradan İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde hocamız olan bir rahmetli, Konyalıları çekiştiren bir konuşmada bulunuyor, içlerinden bir hanım da onu yatıştırmaya gayret ediyordu. Herhalde doksanlı yıllarda bir kez daha böyle bir ihtifale gittim. Yarısında bulunabildim.

 

            Benim o tarihten bu yana düşündüğüm ama hep içimde kalan isteğim şu idi; bugün dünyada olduğu gibi bizde de Mevlana üzerine çalışan ilim mensubu yok gibi. Ellili yıllarda; dini ilimleri bilen, iyi yetişmiş, yedinci hicri asır Konya’sına dair derin malumat sahibi, özellikle de Mevlana ve etkileri, kurumları üzerinde ihtisas sahibi olmuş yüzlerce kişi yetiştirilse idi bugün yaşları seksenlere varan pek çok “Mevlana-şinas” bulunabilirdi. Bu zor bir iş de değildir.

Memleketimizde, bu kadar insana burs verip onların yetişmesini yüklenecek yüz tane tüccar, sanayici veya kurum bulunabilirdi. Mesele ihtiyacı duymak, tespit etmek, ileriye dönük çok önemli bir karar alarak, bol sayıda insanı bu işe tahsis etmek.

Bu teklife dudak bükenler olabilir. Rahmetli Ahmet Kirdiş ağabeyin, her seferinde otuzdan aşağı olmamak üzere iki kez neyzen yetiştirmek için çaba sarf ettiğini anlatırlar. Bu da öyle bir şey. Bunun gibi üç beş tane daha sivri akıllılığım var onları da bir başka yazımızda inşallah yazalım. Allah tesirini halk etsin, amin.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT