Abdullah Yıldırım

Abdullah Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Küçük Amerika

A+A-

 

Türkiye'nin demografik yapısı hızlı bir şekilde değişiyor. Bu değişimin getireceği problemleri en geç iki yıl içerisinde görmeye başlayacağız. Önce Kürt vatandaşlarımız rahatsız oluyor diyerek andımızı kaldırdık, çünkü kendini Türk hissetmeyenler, Türk'üm, doğruyum kelimesinden çok rahatsızlarmış, hemen değiştirelim denildi, değiştirildi.

Sonra bir Eset lafı başladı, daha önce bildiğimiz Esat'ken Eset oldu, sonra ülkeye resmi verilere göre bir milyon altı yüz bin Arap asıllı Suriyeli girdi.

Araplardaki doğurganlığı hesap edersek, bu sayı bu gün için iki milyonu aşmıştır, beş yıl sonra bu sayı üç milyonu geçer. Halbuki Türkiye’deki toplam Arap nüfusu iki milyon yüz bin kişi idi, şimdi genel nüfusa oranları yüzde üçten, yüzde altıya fırladı ve bu sayı hızla artmaya devam edecek.

Şimdi son olaylarla yaklaşık üç yüz bin Kürt geldi, gelirken tüm varlıklarıyla geldikleri için misafir gibi değil, ev sahibi geldiler, Urfa’da sınırı belirleyen çitleri de yerli Kürtler yıkarak, Kürdistan’da sınırı kabul etmiyoruz dediler.

Son yirmi günde Güneydoğu, Mersin ve İstanbul’da seksen beş okulu yaktılar. Atatürk heykellerini ateşe verdiler, on iki karakolu da kalaşnikoflarla taradılar… Türk Bayrağı hiç bir okula çekilemez hale geldi. Eline ateşi alan güneydoğuda Türk bayrağını yakıyor, nazlı bayrak cayır cayır yanarken, devletin önemli adamları aman çözüm süreci zarar görmesin diyerek, Apo’ya tekrar elçi gönderdiler!

Türk Devleti de bu arada, hemen önlem aldı. Ortaöğretimde türbanı kaldırdı. Bir daha önlem aldı, Fetullahçı denilen bir hamik bir yere seçilmiş onu oradan atmak için kanun çıkartacağına dair gözdağı verdi. Devletin Afat başkanı, büyük bir gururla, devletimiz sığınmacılara dört milyar dolar harcadı dedi. Ne gururlandık ama dört milyar dolar harcayarak, beş liraya benzin alırken, daha çok gururlandık, paramız ve vergilerimiz boşa gitmemiş diyerek.

Peki ülke bu kadar değişirken, Türk milliyetçileri ne yapıyor, oturup seyretmekten başka ellerinden hiç bir şey gelmiyor. Çünkü Türk milliyetçiliğini maalesef rehin eden bir parti o kadar sesiz, o kadar zavallı ki. Bu dönemde tek yaptığı kendisine muhalefet edecek diye beğenmediği teşkilatları görevden alıyor. Çapsızlık zirveye çıkmış, seyrediyor!

Dikkat edilirse, ülkenin dinamik yapısı uzun zamandır, Kürt gençlerinin eline geçmiş durumda. En küçük bir olayda binlercesi tepki koyabiliyor. Türk gençliğinin ise olaylara tepki koyacak, organizesi de yok, ortada bu işlerle ilgilenen genç de yok. Göz göre göre hızla her şey değişiyor ama buna karşı koyacak sesimizi çıkaracak bile durumda değiliz!

Ya bide ordu vardı, ne oldu diyebiliriz ama o da ortadan yok oldu!

Örnek aldığımız Amerika’da bir bayrak yakında görelim, sınırları yıkında görelim neler gelir başınıza ama bunları biz yapsak yine başımıza her şey gelir. Ülkenin demografik yapısı değiştiği için hakimler, polisler ve devleti yönetenler tepkiden korktukları için görmezden geliyorlar.

Yalnız devleti yönetenlerin göremedikleri olay, büyük halk kitlelerinin bir müddet sonra, güçlünün yanına doğru kaymaya başlamalarını engelleyemezler. Arnavutluk balkanlarda bize en sadık millet idi. Sadece Arnavutluk alfabesini, yani Kiril alfabesini serbest bıraktık diye üç yılda elimizden kaydı. Şimdikileri verilen tavizlerin sonunda nereye varılacağını görmemek için kör olmak gerekir. Amerika’ya değil, gidilen yol Yugoslavya’ya çıkar gibime geliyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT