1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Kuraklık-Çölleşme ve KOP-2
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Kuraklık-Çölleşme ve KOP-2

A+A-

Geçen yazımda 16-18 Eylül tarihleri arasında Konya’da gerçekleştirilen “Kuraklık ve Çölleşme” Sempozyumu” nu ele alarak, bunun bilim dünyasının son zamanlarda en çok üzerinde durduğu ana konulardan biri olduğunu, küresel ısınmaya bağlı olarak, bazı yörelerde farklı tabiat olaylarının farklı şiddetiyle karşı karşıya gelindiğini açıklamıştım. Bu arada KOP Başkanı Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu’nun gerçekçi rakamlarla verdiği “Kop Bölgesinde Sürdürülebilir Su ve Tarım Yönetimi” konulu konferansından bölgesel temelli alıntılar yapmıştım.

Buna göre dört ili içine alan KOP Projesi uygulama alanının; Türkiye’nin yüzölçümünün % 8.3’ünü, tarım alanlarının % 12.2’sini, nüfusunun yaklaşık % 4’ünü oluşturduğunu, toplam 2.9 milyon hektar tarım alanının 1/3’ünde sulu tarım, 2/3’inde kuru tarım uygulandığını belirtmiştik.

Bölgenin su varlığını analiz ederek, sulamaya müsait yaklaşık 2 milyon hektar alanın sulanabilmesi için ihtiyaç duyulan su miktarının 15 milyar M3, Bölgenin kullanılabilir su varlığı ise 4.4 milyar M3 olduğudur. Buradan KOP Bölgesinin su ve arazi potansiyelini analiz etmeye devam edelim.

Başkan Babaoğlu, “Benim 15 milyar M3 suyum olmadığı gibi, bölgenin aldığı yağış 643 mm ile Türkiye ortalamasının yarısı kadardır”diyor. Devamında da “Dünya Kaynaklar Enstitüsü (WR) tarafından yayınlanan 107 yıllık kuraklık ölçümlerine göre de Türkiye’de kuraklık şiddetinin en sık tekrarlandığı bölgenin KOP Bölgesi olduğudur” bilgisini de ilave ediyor.

Yine bölgede sulanan alanlar dikkate alınarak, yıllık ortalama su ihtiyacı 4.3 milyar M3, ancak çekilen fiili su 6.6 milyar M3dür. Yani her yıl yaklaşık 2.3 milyar M3, diğer bir ifadeyle % 50 daha fazla su çekilmektedir. Fazla su kullanımında en fazla baskıyı yer altı suyu almakta, her yıl su seviyesi giderek düşmektedir. Sevgili üreticiler ne olduğunun farkındamısınız?

Babaoğlu Hoca, çözüm için şu tekliflerde bulunuyor;

  • İhtiyacın karşılanması için bölgeye başka havzalardan yeni su kaynaklarının aktarılması,
  • Ya da suyu tasarruflu kullanmanı yolunun aranılması gerekir, diyor.

Kısacası, ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz. İkincisi olmayacağına göre yapılacak şey “bu deveyi gütmektir”, yani bitkisel üretimde suyu tasarruflu kullanmak, bunun için de aşırı su tüketen bitkiler yerine daha az su tüketen bitkileri devreye almaktır.  

İşin diğer tarafından bakacak olursak, tüm arazilerin sulanabilmesi için 15 milyar M3 su ihtiyacına karşı yerüstü ve yeraltı kaynaklar ile yağmurlardan sağlanan tüm su potansiyelimizin 4.6 milyar M3 olması; su açığımızın 10.4 milyar M3 olduğunu ortaya koyar. Bu açık nereden karşılanacak sorusuna; ya akarsular ya yağış ya da yer altı rezervleridir denir ve bu mümkün değildir.

Burada KOP’ a ait sulama projelerinin sağlayacağı suya bel bağlanılmaktadır ki, bu görüş tümüyle yanlıştır. Yıllık 10.4 milyar M3 su açığımıza karşı Mavi Tünelden gelecek su miktarı sadece ve sadece 414 milyon M3 dür. Diğer bir ifadeyle Mavi tünelden gelecek su havzada toplam su ihtiyacının 1/25 i kadardır. Boşuna bu suya gereğinden fazla bel bağlamayalım ve doğruları bilerek KOP projesinin sulama boyutu için KOP yönetimine yüklenmeyelim.

Kısacası, rakamlarla verilen bu bilgiler doğrultusunda önümüzde ki dönemlerde, gerek tarımsal sulama, gerekse evsel ve de sanayide su kullanımı hususunda tasarruf kurallarına azami uymalıyız. Aksi durumda tarımın başkenti olarak lanse edilen Konya’nın bir süre sonra içecek suda bile zorlanması söz konusu olabilir. Bu durumda bırakın yapmayı, söylenecek bir şey de olmayabilir.

Allah’a emanet, hayra muhatap olunuz, efendim…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT