1. YAZARLAR

  2. Hasan Durucan

  3. KURŞUNLU ŞELALESİ
Hasan Durucan

Hasan Durucan

Yazarın Tüm Yazıları >

KURŞUNLU ŞELALESİ

A+A-

Antalya dediğimizde genelde aklımıza tatil gelir. Deniz, kum, güneş üçlemesinin yanısıra beş yıldızlı büyük otel ve kompleksleri bünyesinde barındıran, bir yıl içerisinde milyonlarla ifade edilen turisti misafir eden mega kenttir. Ve Antalya aynı zamanda tabiri caizse cenneten bir köşedir. Doğal güzelliğiyle, yemyeşil bitki örtüsüyle, seralarıyla, şelaleriyle adeta insana huzur verir, ruhu dinlendirir. Aksu ilçesindeki Kurşunlu Şelalesi’de bu köşenin bir parçasıdır diyebilirim. Ve bu alan 1986 yılında park haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı Antalya'dan 22 km. uzaklıkta olup Antalya-Aksu karayolunun Soğucaksu köprüsünden kuzey istikametine ayrılan 7 km'lik bir yol ile ulaşılır. İki kilometrelik bir kanyonun içerisinde yer alır. Şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. İçinde barındırdığı şelale ise 18 metre yükseklikten dökülmekte ve küçük şelaleciklerle 7 adet küçük gölet birbirine bağlanmaktadır. Sağlıklı orman dokusu ve zengin bitki topluluğu örneklerinin ilgi çekici su ve kaya formlarıyla bütünleştiği eşsiz bir doğal peyzaj özelliğine ve önemli özelliğini meydana getiren Kurşunlu Şelalesi'ne sahip olması nedeniyle 394 hektarlık bölümü 1991 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır. Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, sögüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklar alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış (su içi) su avizeleri, iplikli yeşilalgler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür. Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, köpek, yılan ve kertenkele Tabiat Parkının faunasını oluşturur. Parkın içerisine girdiğinizde yaklaşık bir saate yakın bir parkurun içerisinde gezinebiliyorsunuz. Yürüyüşünüz sırasında bu florayı tanımak size mutluluk verirken faunaya şahit olmak ta sizi eminim heyecanlandıracaktır. Piknik alanından sola ayrılan, iri yapraklı kaktüs türü bitkiler ve kelebeği anımsatan çiçekler arasında gizlenen basamaklardan küçük bir patikaya iniliyor. Rengarenk bitkilerin arasında yapılan bu kısa ve keyifli yolculuktan sonra karşınıza bir değirmen çıkıyor. 200 yıl önce köylüler tarafından kurulan on değirmenden bir tanesi olan ve halen faaliyet gösteren tek değirmen olma özelliğini taşıyan tarihi bir eserdir. Yanına kadar gidip bu su değirmenini görme şansınız var. Sürprizlerle dolu bu patika bir süre sonra sizi şelaleye ulaştırıyor. Buradan şelalenin altındaki mağaraya inebilirsiniz. Duvarları zümrüt yeşili yosun ve yapraklarla kaplı mağara ziyaretçilerinin en çok fotoğraf çektikleri yer diyebilirim. Mağaranın içerisindeki su sesinin vermiş olduğu yoğunluktan konuşmalar neredeyse zor duyuluyor. Suyun verdiği serinlik sayesinde rahatlayacaksınız. Bu eşsiz güzellikler karşısında manzarayı seyrederken vücudunuzdaki yorgunluğa atacağınıza eminim. Patika yoldan ilerlediğinizde şimdi de bir köşkle karşılaşacaksınız. Bu köşk, Cumhurbaşkanlığı döneminde Kenan Evren için şelalenin kıyısında yaptırılmış, Evren de üst kısmında helikopter pisti bile bulunan köşkü sıklıkla ziyaret etmiş. 1990’lı yılların sonunda köşk kaderine terk edilmiş ve virane haline gelmiş. Duruma iki yıl önce el koyan Doğa Koruma ve Milli Parklar 6’ncı Bölge Müdürlüğü, yaptığı restorasyon çalışmasının ardından köşkü tekrar ziyarete açmış. Köşk şimdilerde Osmanlı Kahvecisi olarak hizmet veriyor. Sütlü filtre kahve eşliğinde hem dinlenip hem yanıbaşınızda akan minik şelaleyi seyretmenizi tavsiye ederim. Nisan ile Aralık ayları arası parkı ziyaret için en uygun dönemdir. Şimdiden iyi eğlenceler diliyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT