1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Kurtulmuş, OSTİM'de sanayiciler ile bir araya geldi
Kurtulmuş, OSTİM'de sanayiciler ile bir araya geldi

Kurtulmuş, OSTİM'de sanayiciler ile bir araya geldi

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:- "Türkiye, ne zaman siyasi ve ekonomik reformları eş zamanlı yaparsa, atılım yaptı ve ileriye gitti. Türkiye, ekonomik reformlarını, siyasi reformlarını eş zamanlı yapmak mecburiyetindedir. 2016’ya kadar bunlar geldi, şimdi

A+A-

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, ne zaman siyasi ve ekonomik reformları eş zamanlı yaparsa, atılım yaptı ve ileriye gitti. Türkiye, ekonomik reformlarını, siyasi reformlarını eş zamanlı yapmak mecburiyetindedir. 2016’ya kadar bunlar geldi, şimdi Türkiye’de reform zamanıdır. Bundan sonra daha güçlü reformlarla yolumuza devam edeceğiz." dedi.

Kurtulmuş, Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi'nde, sanayiciler ile bir araya geldiği toplantıda, dünya ve Türkiye ekonomisinin büyük bir değişimden geçtiğini, 2008'de sadece Avrupa’da değil, bütün dünyada, "Yeni bir ekonomik düzen mümkün müdür?" sorusunun gündeme geldiğini anlattı.

Dünya ekonomisinin bundan sonraki geleceğinde, yeniden üreten ekonomilerin gücünün önemli olacağını, üreten ekonomilerin çok daha güçlü bir hale geleceğini belirten Kurtulmuş, Türkiye ekonomisinin de belli bir süreçten geçtiğini dile getirdi.

Türkiye ekonomisinin, 2002’den itibaren ağırlıklı olarak ana mesaisini Türkiye'deki makroekonomik dengelerin sağlanmasına harcadığını anımsatan Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Maalesef 2002 öncesinde Türkiye hem uluslararası sistemin kurum ve kuruluşlarına muhtaç hale geldi hem de kendi içerisinde ekonomik yapısını büyük bir oranda erozyona uğratmış olarak bir ekonomi olarak ortaya çıktı. Doğru dürüst bankalarının çalışmadığı, üretim kısmının ciddi şekilde ihmal edildiği, kamunun borçluluk oranlarının gayri safi milli hasılaya göre çok yüksek seviyelere ulaştığı, Türkiye’de faiz oranlarının gecelik yüzde bin 500’lere ulaştığı bir dönemden geldik. O dönemlerden sonra Türkiye'nin 2002’den itibaren ana gündemi makroekonomik dengeyi nasıl sağlarız, Türkiye’de bankacılık, finans sektörünü nasıl zapturapt altına alırız ve yüksek faiz kıskacından Türkiye’yi nasıl kurtarırız konusu gündeme geldi ama ne yazık ki üretim konusu ikinci plana atılmış oldu. Üretim meselesi ise 2008 krizinden sonra çok daha net bir şekilde gündeme gelmiş oldu. Türkiye de aynen dünya ekonomisi gibi 2008’den bu yana yeni bir faz arayışındadır."

- Bölüşümde adaletsizlik ve yoksulluk

Türkiye ekonomisinin yeni bir faza ihtiyacının olduğunu ifade eden Kurtulmuş, 64. hükümet ile bu sürece girildiğini vurguladı.

Dünya ekonomisinde finans piyasalarının gücünün, üretim kısmını ciddi şekilde baskı altına aldığını aktaran Kurtulmuş, "Böyle devam edemez. Dolayısıyla bu anlamda reel ekonominin güçlenmesi dünyanın önemli arayışlarından birisidir. Bölüşümde adaletsizlik ve yoksulluk meselesi, küresel ekonomideki yeni bir arayıştır. Mutlaka bölüşümde bir adaletin olması ve küresel yoksulluğun giderilmesi için araçların geliştirilmesi zarureti vardır. Bunun için diyebiliriz ki son birkaç yıldır bütün uluslararası toplantılarda ana gündem maddelerinden birisi küresel adaletsizliğin nasıl giderileceği ve yeryüzündeki yoksulluğun nasıl ortadan kaldırılacağıdır." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, İstanbul’da bu ay Dünya İnsani Zirvesi'nin yapılacağını anımsatarak, bu toplantının ana konusunun yeryüzündeki yoksulluğun nasıl giderilebileceği ve bölgesel adaletsizliğe karşı dünyadaki güçlü ülkelerin, bölgelerin nasıl tedbir alabileceği olduğunu bildirdi.

Dünya ekonomisinin bir başka tartışma konusunun da küresel örgütlerin fonksiyonlarının zayıflaması olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "IMF'nin, Dünya Bankasının, OECD'nin ve diğer uluslararası kurum ve kuruluşların artık eskisi kadar güçlü bir yapıda olmadığı, bu kurumların yeniden revize edilmesi ihtiyacı, dünya ekonomisinin tartışacağı önemli alanlardan birisidir." diye konuştu.

Dünyada olup biten ekonomik gelişmelerden Türkiye'nin de etkileneceğini kaydeden Kurtulmuş, "Şunu şimdiden umutla söyleyebilirim ki bundan sonra dünya ekonomisindeki değişimin de Türkiye ekonomisindeki değişimin de ana ekseni, üretim yanlısı bir ekonomik modele doğru dönmek mecburiyetindedir ve Allah'ın izniyle de böyle olacaktır." değerlendirmesi yaptı.

- "Her kriz aynı zamanda büyük bir fırsattır"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, her krizin aynı zamanda büyük bir fırsat olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Dünya ekonomisinde yaşanan ve Türkiye ekonomisinde de ister istemez ciddi şekilde etkileri olan bütün bu dalgaların, eğer istifade edebilir, tedbirleri alabilir, zamanında harekete geçebilirsek Türkiye'ye çok büyük imkanlar sunduğunu da görmemiz lazım. Türkiye'nin doğal kaynakları, yer altı, yer üstü çok zengin kaynakları yok ama Türkiye'nin çok önemli üç zenginliği var. Bunları en iyi şekilde değerlendirirsek önümüzdeki dönemde ciddi şekilde istifade edeceğimizi, üreten ekonomimizi güçlendireceğimizi biliyorum ve bunun da dünya ekonomisine büyük katkıları olacağına inanıyorum. Bunlardan birincisi genç, iyi eğitim almaya başlamış ve gerçekten iyi motive olmuş, toplumsal hayata, üretim süreçlerine katılmaya gayret gösteren son derece dinamik bir nüfusa sahip olmamız. Türkiye'nin bu genç, dinamik ve yatırımcı nüfus gücünün önemli olduğunu ifade etmek isterim."

- "Ekonomik ve siyasi reformlar eş zamanlı yapılmalı"

Türkiye'nin 2002'den bu yana sürdürdüğü ekonomik ve siyasi istikrarının, Türkiye'nin ikinci büyük gücü olduğunu bildiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Açıkça söylemek gerekirse Ukrayna’dan Yemen’e, Irak’tan Libya ve Tunus’a kadar olan coğrafyada yakın ve uzak coğrafyamızdaki ülkelerin büyük çoğunluğu, siyasi olarak yönetilemez durumlara gelmiş olmasına rağmen çok şükür Türkiye büyük bir siyasi istikrarı sürdürüyor. Türkiye'nin geçmiş çok partili siyasi hayatındaki tecrübesi de bunu ortaya koydu. Türkiye, ne zaman siyasi ve ekonomik reformları eş zamanlı yaparsa, atılım yaptı ve ileriye gitti. Türkiye, ekonomik reformlarını, siyasi reformlarını eş zamanlı yapmak mecburiyetindedir. 2016’ya kadar bunlar geldi şimdi Türkiye'de reform zamanıdır. Bundan sonra daha güçlü reformlarla yolumuza devam edeceğiz. Ekonomideki reformumuzun ana fikri, üretim reformudur. Türkiye, üreten bir ülke olacak. Siyasetteki reformlarımızın ana fikri ise devlet-millet bütünleşmesini sağlamak, etkin bir yürütmeyi ortaya koymak ve bu anlamda Türkiye'deki bütün vatandaşlarımızın bu ülkenin de bu devletin bu sistemin de sahibi benim dediği demokratik reformları tamamlamaktır. Bunları tamamlayacağız ve bu anlamda da yolumuza Allah'ın izniyle devam edeceğiz. Dolayısıyla yeni Türkiye, yeni bir ekonomik model gerektiriyor. Yeni Türkiye, yeni bir siyasal dizayn gerektiriyor. Bütün bunları yapacağız, siyasi ve ekonomik istikrarımızı sürdüreceğiz."

- "Türkiye, bölgemizin önemli bir petrol hattı olacak"

Büyümenin istikrarlı olmasının tek başına yetmeyeceğine dikkati çeken Kurtulmuş, Türkiye'nin büyüme trendini de asgari yüzde 5-5,5’e çıkarma mecburiyeti olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin üçüncü büyük gücünün jeopolitik imkanlar olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bu imkanlar risk midir? Büyük bir risktir. Suriye politikasında bunu gördük, Irak politikasında bunu gördük ama aynı zamanda dünyadaki bütünleşik enerji politikalarının uygulanması bakımından Türkiye'nin jeopolitik avantajı, Türkiye'ye büyük bir imkan sunmaktadır. Hemen hemen doğu-batı aksındaki hatta kuzey güney aksındaki bütün doğalgaz ve petrol kaynaklarının, enerji yataklarının doğal olarak Türkiye üzerinden geçme mecburiyeti vardır. Bu Türkiye'ye çok büyük bir güç veriyor. Orta Asya'dan, Kafkaslardan, kuzeyde Rusya'dan, Doğu Akdeniz'den gelen bütün petrol ve doğalgaz hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi kaçınılmazdır. Maliyet etkinliği bakımından kaçınılmazdır. Dolayısıyla Türkiye, bölgemizin, dünyanın önemli bir petrol ve doğalgaz hattı olacaktır ama sadece üstümüzden transit geçilen bir ülke olmayacağız. Allah'ın izniyle dünyadaki bütün petrol ve doğalgaz vanalarının Türkiye’de ana istasyonlarda kilitlendiği, vanaların da Türkiye'nin elinde olduğu Allah'ın izniyle güçlü bir enerji merkezi olacağız. Jeopolitik imkanımız bunu ortaya koyuyor. İnşallah Türkiye bu çerçevede yoluna devam edecektir."

- Petrol fiyatlarının düşük seyretmesi

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 2016'da dünya ekonomisindeki düşük emtia ve petrol fiyatlarının Türkiye için bir şans olduğunu dile getirerek "Nasılsa bu şans var" düşüncesiyle sadece maliyetleri indirmek için bunu bir avantaj olarak kullanmak yerine bunu üretim ekonomisinin gücüne çevirmek için de hareketlenmek gerektiğini söyledi.

"Bu çerçevede özellikle petrol fiyatlarının ve görece olarak dünya piyasalarında faizlerin düşük seyretmiş olması, Türkiye'yi 2023 hedeflerini gerçekleştirmesi bakımından önemli bir imkan sunmaktadır." diyen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin 2023 hedeflerini sağlayabilmek için hemen orta vadeli planda öngörülen yüzde 5,5 barajının üzerinde büyümek için bir seferberlik ruhuna ihtiyaç vardır. Nasıl bir ekonomik modelin ortaya koyulması için bir ana fikir zaruri ise seferberlik ruhu da zaruridir. Hiç kimse kalkınmayı devlet yapsın, özel sektör yapsın, şurası yapsın, burası yapsın diyerek değil hepimiz yan yana, omuz omuza, kimin nerede ne eksiği varsa onu tamamlayarak ama mutlaka bir seferberlik ruhuyla bunu halletmemiz, bu süreci geçirmemiz gerekiyor. Bu anlamda inşallah Türkiye bu süreçte bu yüksek kalkınma hızını mutlaka ortaya koyacaktır."

- Terörle mücadele

Terörle mücadele konusuna da değinen Kurtulmuş, birilerinin Türkiye'yi tek başına bırakmak istemediğini söyledi.

Milletin bunları aşacağını vurgulayan Kurtulmuş, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Birileri istiyor ki Türkiye'nin ayaklarına çelme taksınlar, pranga vursunlar, bir zamanlar siyasi istikrarsızlıklarla yaptıkları, sağ sol çatışmalarıyla yaptıklarını, darbelerle yaptıklarını bu sefer terör örgütleri eliyle yapsınlar ve Türkiye hareketsiz kalsın. Dünya ekonomisi yeni bir değişim, dönüşüm sürecinden geçerken Türkiye bu sürece ayak uydurmasın, Türkiye Nusaybin’de patlayan bombalarla Ankara’da, İstanbul’da patlayan bombalarla vakit kaybetsin, yolu kapansın, güçlü bir ülke olarak ayağa kalkmasın istiyorlar. Bütün bunların ortadan kaldırılabilmesi için ne yaptığını bilen, istikrarlı, kapsayıcı kalkınma modeline ihtiyacımız var. Bu model de devletle milletin bütünleşmesine, devletle milletin hep beraber, bürokratik oligarşinin bir takım tuzaklarını da bir tarafa bırakarak Türkiye’de devletle milletin uyum içerisinde bir seferberlik ruhuyla bu süreci geçirmemiz lazım. Bunun önemli ayaklarından birisi de bölgesel kalkınmadır. Bu millet imkan ve fırsatını bulursa Türkiye'nin her yerini organize sanayi bölgeleriyle her türlü yatırım imkanlarıyla doldurur. Terör, Türkiye'nin bir bölgesini bu şekilde baskı altında tutarak hem o bölgenin kalkınmasını engelliyor hem de Türkiye'nin teröre harcadığı bu gücüyle geri kalmasını, terörün labirentleri arasında kaybolmasını istiyor. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. Terör örgütleri sadece 3-5 bin kişiden ibaret değildir. Bunların arkasında nice lojistik destekler vardır, nice silah destekleri nice istihbarat destekleri, nice siyasi destekler, nice ekonomik destekler vardır. Bu anlamda terör örgütlerini ve arkasındaki bütün güçleri bu millet en kısa zamanda dize getirecek ve terörü sona erdirecektir."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, daha sonra sanayicilerin sorunlarını dinledi.

Kurtulmuş'un kaleme aldığı "Sanayi Ötesi Dönüşüm" adlı kitap için imza isteyen OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, ziyaret anısına Kurtulmuş'a "OSTİM saati" hediye etti.

- İşletmelere ziyaret

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, OSTİM Finans ve İş Merkezi'ni de ziyaret etti. Merkez içindeki Medikal Sanayi Kümelenmesi'nin sergi salonunu da gezen Kurtulmuş, burada son teknolojiyle üretilen ambulans ekipmanları, kuvöz, ameliyat masası, ortez malzemeleri gibi birçok ürün hakkında bilgi aldı, emeği geçenleri tebrik etti.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT