Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

Liyakat

A+A-

Rahmetli babam Yemen Harbine katılmamıştı ama katılan arkadaşları vardı. Kendisine onların anlattığı anılardan bazılarını, bazen o da bize anlatırdı: Su çok kıt olduğu için Yemen Çöllerinde karargâhlar, ender bulunan su kuyularının yakınında kurulurmuş. Böyle bir yerdeki bir birliğin komutanı iki askerini yakındaki kuyudan her gün su getirmeleri için görevlendirir. Askerlerden biri, bölgeyi ve halkın dilini iyi bildiği için o bölgeden, diğeri de Türklerdendir. O bölgeden olan asker, İngiliz casusu Lavrensin fitne soktuğu aşiretlerdendir. Fakat o zaman birlikte kimse bunu bilmemektedir. Bir gün suya gittiklerinde kuyudan su çekerken o asker umulmadık bir şekilde Türk’ü kuyuya itiverir. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi, doldurulan kaplarla karargaha döner. Arkadaşını soranlara, “ Tuvalet ihtiyacı için çalılığa gitmişti, biraz sonra gelir” der. Fakat asker bir türlü gelmez. Komutan, aranması için bir tim görevlendirir. 

Aramalar sonunda askerin cenazesi kuyuda bulunur, o asker de suçunu itiraf eder. Ancak kendini savunma biçimi ilginçtir: Bozuk Türkçesiyle sürekli “Şeytan-ı lain yap dedi, be de yaptı, bende kabahat yok” diyormuş. Yargılama sonucunda ölüm cezasına çarptırılmış. Ama o hala asıl suçlunun şeytan olduğunda ısrar ediyormuş. Bu ısrarlar üzerine yargıç,-Herhalde suçunu anlasın diye-  azmettirici olarak şeytana da ölüm cezası vermiş? Şeytan yakalanıp, cezası infaz edilememiş elbette ama o askerin cezası infaz edilmiş.  Suriye Diktatörü Esat’ı gıyabında yerden yere vursanız da, bin kez ölüme mahkum etseniz de  bunların, Yemen Çölünde şeytana verilen ölüm cezasından bir farkı olmaz. Onu iktidardan ve diktatörlükten uzaklaştırmak için somut ve etkili eylemler gerektiği aşikâr.

Ama her şeyin bir bedeli var. Biz bu gün bedelini ödeyerek nasıl bağımsız, güçlü ve hür bir ülke olabildiysek, bu nimetlere ulaşmak ve onu korumak isteyen herkesin de ödemesi gerekir. Bizim, Yemen Çöllerinde 300 bin, Çanakkale’de 250 bin, Batı Cephesinde 15 bin ve tarihte böyle binlerce savunmada verdiğimiz milyonlarca şehidimiz var. Bu ağır bir bedeldir. Ama biz, milli ve manevi değerlerimiz için ölmeye, her an hazır olan bir milletiz. Allah biliyor ki, kendi aramızda bazı sıkıntılarımız olsa da biz hepimiz, gerektiğinde tek yumruk olmaya da her zaman hazır olan bir milletiz. Dünya bunu en son olarak, Kıbrıs harekâtında gördü.             

Bir de şu bizim Suriyeli gençlere bakıyorum: Özgürlüklerini kazanmak için onları organize eden “Özgür Suriye Ordusu” gibi bir mücadele gücü de mevcut olduğu halde ona katılıp vatanları için savaşmaktan imtina ediyorlar. Özgürlüğü hak etmek için bedel ödemek gerektiğinin bilincinde değiller. Kendileri için başkalarının savaşmasını mı bekliyorlar acaba? Bunlar din ve mezhep farklılıklarını da çok büyütmüşler, bölük-pörçük olmuşlar, bitmişler!

Ensar-muhacir benzetmesi de ancak bunların bazıları için geçerli olabilir. O muhacirler ki, aş evinden fazla alıp, çuvalla ekmeği çöpe atmıyordu. Savaştan kaçmıyordu ve çok çalışıyordu. Onlar çok tutumlu ve yardımseverdiler. Onlar öncü sahabeler ve gerçek Salihlerdi.  

Sadece Suriye çevresindeki ülkelere sığınmış gençler bile istese Esat’ı tükürüğüyle boğabilir. Yalnız bizim ülkemizde kayıtlı-kayıtsız iki buçuk milyon Suriyeli olduğu söyleniyor. Suriye dışındaki bu durumda olan halkın toplamı belki de altı- yedi milyonu buluyordur. Bunların içinden en azından iki milyonun üstünde, savaşabilecek insan çıkmaz mı? Sadece bunlarla bile Özgür Suriye Ordusu Esat’ı kısa sürede devirebilir. 

Allah adildir, kimseye haksızlık yapmaz. O, bir topluma layık olmadığı bir belayı da vermez. Peygamberimiz, “Siz nasılsanız, idarecileriniz de öyle olur” buyurmuştur. Liyakat, yani hak etmek çok önemlidir. Büyüklerimiz, “İnsanlar neye layıksa karşısında onu bulur. Kimseye etmez Mevlâ’sı, kulun çektiği kendi belâsı” gibi özlü sözlerle bu durumu çok güzel anlatmışlardır. Konya’da oturup, gününü gün etmekle Suriye’de Esat devrilmez.

Allah, bizim liyakat bilincimizi köreltmesin. Bizi pasifliğe, edilgenliğe ve korkaklığa düşmekten, bilhassa müstemleke zihniyetine düşmekten korusun. Hür aklını, iradesini kullananlardan kılsın. Allah’a emanet olunuz.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT