1. YAZARLAR

  2. Namık Ceyhan

  3. MADENCİLİK VE ÇEVRE
Namık Ceyhan

Namık Ceyhan

Yazarın Tüm Yazıları >

MADENCİLİK VE ÇEVRE

A+A-

Cerattepe’deki madencilik faaliyetleri nedeniyle yeniden gündeme gelen maden ve çevre konusuyla birlikte madencilerle çevreciler bir kez daha karşı karşıya geldiler. Bizi tanıyanlar soruyorlar ne oluyor diye?  Baştan cevap vereyim: Her zaman olduğu gibi yine çevre koruma ile ilgili taahhütleri yerine getirme sözü veren yatırımcı şirketlerin dediği olacaktır. 

Çevre, hepimizin ortak geleceği, havasıyla suyuyla, toprağıyla, dağıyla, taşıyla, ağacıyla ormanıyla, sulak alanları, yaban hayatı, kuşları, böcekleri, çiçekleriyle yüce yaratanın biz insanoğluna verdiği büyük bir nimet. Ve aynı zamanda da bir korunması gereken bir emanet.

Madenler ise ülkemizin yer altı ve yerüstü zenginliği. Madenlerde yüce yaratanın ülkemize verdiği bir nimet. Bu nimetten de faydalanmamız isteniyor. Kaldı ki enerji ve sanayinin temel hammaddelerini sağlayan madencilik kalkınmamız için gereken üretim faaliyetlerinden biri.

Her tür ekonomik faaliyette olduğu gibi madencilik faaliyetlerinde de amaç, insanın refah ve mutluluğudur. Ancak madencilik faaliyetleri yürütülürken göz ardı edilmemesi gereken en önemli noktalardan birisi de madenin bulunduğu çevreyi tahrip etmemek ve yöre halkının taleplerini karşılayarak kaygılarını giderilmektir. Bunun için onları dinlemek ve anlamak gerekir. (Sayın Başbakanımız çok doğru bir şey yapıp tarafları dinlediği için minnettarız)

Ülkemizde "madencilik" ve "çevreye duyarlılık" bugüne kadar birbirine zıt iki kavram gibi algılanmaktadır. Günümüzde çevre faktörü göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi  mümkün değildir. Bunun için yasalar kapsamında çevreyle barışık bilimsel teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçleri ile sonrasında çevrenin korunmasına yönelik önlemlerin alınması, sektörün gelişimini engellemeyecek aksine sektörün gelişimine katkı sağlayacaktır.

Bilindiği üzere madencilikler ilgili mevzuat düzenlemesi ve uygulamaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, çevre koruma ile ilgili sorunların çözümüne ilişkin gerekli mevzuat düzenlemesi ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Günümüzde kalkınma her zaman bir adım önde olduğu için Enerji Bakanlığı uygulamalarda bir adım önde gitmektedir.

Yürürlükteki 3213 sayılı Maden Kanunu çok etkili ve çok güçlü bir kanundur. Şu kadar diyeyim biraz abartılı olacak ama şu anda biri gelse dese ki sizin evin altında maden var ve ben bunu aramak ve işletmek için ruhsat aldım. Evinizi en kısa sürede tahliye etmek zorundasınız. Anlayın artık madencilerin gücünü. Sektörün Dünya’da  ne kadar etkili olduğunu bilmeyen yok.

Yine bu kanunun takip eden Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) yıllardır hükümetler değişse de ne adında ne de kadrosunda çok önemli bir değişiklikler olmamıştır. Öte yandan 2872 sayılı çevre kanunu ve ilgili Yönetmelikleri çıkaran Çevre Bakanlığı 1991 de kuruldu, 2003 de kapatıldı, 2003 de Çevre ve Orman Bakanlığı oldu.2011 de kapatıldı. Şimdi ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adıyla devam ediyor. Gelecekte ne olur göreceğiz.

Çevre Bakanlığı Korumacı bir Bakanlık sayıca az. Bayındırlık  yatırımcı bir Bakanlık, kadrosu geniş ve güçlü. Şimdi bunları birleştirirsen kim dediği olur? Tabii ki bayındırlık tarafının. Çevre birimlerindeki çalışan personelin nasıl canı gönülden çabaladıklarını bilen biri olarak onlara kolaylıklar diliyorum Allah yar ve yardımcıları olsun. Emin olun çevre birimlerindeki her personel mevcut mevzuatların uygulanmasında büyük çaba harcıyorlar ama ellerinden gelen bu kadar.

Çevre Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü maden işlerinde ÇED sürecinde devreye girer ve takibini yapar. Ruhsat makamı değildir. Ama her zaman hedef olmaktadırlar. Öte yandan dışarıda kime sorsanız Çevre Bakanı kim diye çoğunluk Sayın Veysel EROĞLU’nun ismini verecektir. Evet Sayın EROĞLU Çevre ve Orman eski Bakanıydı. Şimdi yeni Orman ve Su İşleri Bakanı. Çevre ve Şehircilik Bakanı ise Sayın Fatma Güldemet SARI (kendisi mimar). Yani Çevre ile ilgili pek çok konuda mevzuat ve yetki karmaşası devam ediyor.

Bunları neden anlatıyorum. Çevre ülkemizde maalesef garip kaldı. Sadece Sivil toplum örgütlerinin çabasıyla gündemde kalmaya ve hakkını arama devam ediyor. Daha öncede yazdığım gibi Çevre Bakanlığı sadece çevre ile ilgilenecek güçlü ve bağımsız bir Bakanlık olmalı. Umarım önümüzdeki günlerde bu değişiklik gerçekleşir.

Öte yandan çok iyi niyetle hizmet eden gönüllülerin oluşturduğu sivil toplum örgütleri olduğu gibi özel amaçla kurulmuş ve desteklenen sivil toplum örgütleri dünyanın her yerinde ve aklınıza gelen her konuda var. Çevre cazip ve yükselen bir değer toplumun her kesiminden taraftar bulabiliyor. Onun için hemen ön yargıyla yaklaşıp suçlamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. Uzaktan davulun sesi hoş gelir, eleştirmek kolaydır. Sorumlu bireyler, eleştirmek yerine içine girip çalışır ve doğru yönlendirir. Kaldı ki yöre halkının haklı feryadında art niyet aramamak gerekir.

Hiçbir şey insan ve çevre korumasından daha önemli değildir. Çevremizi ve insanımızı koruyabildiğimiz sürece madenler ve diğer tabii kaynaklarımız ayakta kalır. Sürdürülebilir kalkınma için sürdürülebilir çevreye ihtiyaç vardır. Her şeyin paraya endekslendiği dünyamızda ekonomi bu kadar öne çıktığı sürece ekoloji (çevre bilimi) hep ikinci planda olacaktır. Bizde hep üzülüp sızlanacağız ve yok olan güzelliklerimize ağlayacağız.

Ne diyelim Artvin Cerattepedeki güzellikleri ve ülkemizin bütün güzelliklerini Allah(c.c) a yani gerçek sahibine emanet ediyoruz. Yeşillikleri yok edeni, doğayı katledeni ona havale ediyoruz. İnşaAllah onun adaleti her zaman hakim olacaktır. Kalın sağlıcakla.

ÇEVRECİ SÖZÜ: Son ağaç kesildikten, son balık yakalandıktan ve son nehir kuruduktan sonra paranın yenmeyeceğini anlayacaksınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum