1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

  3. Mevlâna Külliyesi ve Âsitânesi (8)
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

Mevlâna Külliyesi ve Âsitânesi (8)

A+A-
  • Mevlâna Dergâhı ve Türbesi, asırlardan beri insanı ve insanlığı etkilemeye devam ediyor. Konya’yı ziyarete gelen yerli ve yabancı ziyaretçilere diyoruz ki: “Etli ekmeğini yemeden, Meram Bağları’nda çay içmeden, Sille evlerini görmeden, Çatalhöyük’ü gezmeden ve Konya peynir şekeri almadan” geldiğiniz yere dönmeyiniz.

 

 

BUNLARI YAPMADAN DÖNMEYİNİZ

Şems-i Tebrîzi’yi, Sadreddin-i Konevî’yi ve Mevlâna Hazretlerini ziyaret etmek için evliyâlar ve enbiyâler diyârı Konya’yı görmeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilere;

“Etliekmek veya bıçakarası yemeden,

Konya peynir şekeri almadan,

Meram Bağları’nda çay içmeden,

Sille evlerini görmeden,

İnsanların ilk yaşadıkları höyük olan Çatalhöyük’ü gezmeden” geldiğiniz yere lütfen dönmeyiniz diyoruz.

Haftanın her günü ziyarete açık olan Mevlâna müzesi, Pazartesi günü saat 10.00’da, diğer günler saat 09.00’da açılarak saat 19.00’da kapanmaktadır. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından her Cumartesi Mevlana Kültür Merkezi’nde, ücretsiz sema programı düzenlenmektedir. Ayrıca Mevlana Kültür Vadisi Projesi kapsamında Büyükşehir Belediyesince, Sultan Selim Camii’nin önünde bulunan ağaçlar ortadan kaldırılarak Mevlâna Meydanı açılarak türbe ve cami eski görünümüne kavuşturuldu.

Mevlâna Müzesi’ni en fazla Japon turistlerin gezdiğini ve son yıllarda Japonların İslâmiyet’e olan ilgi ve alâkalarının artığını da böylece müşahade etmiş oluyoruz.  Türbe içerisinde kamerayla video ve resim çekmek kesinlikle yasak. Ben fotoğrafları izin alarak çektim. Yasağa rağmen insanımızın dijital teknoloji sayesinde bu yasağı deldiği veya engeli aştığı görülüyor.

Mevlâna Müzesi’nin çalışkan bir müdürü var. Aynı zamanda Konya Müzeler Müdürü olan Yusuf Benli’yi, arkeolog olması dolayısıyla onu ne zaman ziyarete gitsem saçı sakalı birbirine karışmış vaziyette işçilerle beraber çalışır durumda görürüm.

Gecesini gündüzüne katarak dergâha son şeklini veren arkeolog Yusuf Benli, bu çabalarından ve üstün gayretlerinden dolayı teşekkürü gerçekten hak ediyor.

 

GÜL BAHÇESİ

Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken Uluğ Sultan Alâeddin Keykûbâd tarafından Mevlâna’nın babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilen Gül Bahçesi bile, gelen ziyaretçileri adımlarını atar atmaz etkiliyor.

Böylesine manevi bir atmosfere sahip olan Mevlâna Dergâhı ve Türbesi, asırlardan beri insanı ve insanlığı etkilemeye devam ediyor. Dergâha ait binaların inşası sırasında kullanılan malzemesinin içine hem yapı sağlam olsun hem karınca ve diğer böcekler girmesin diye yumurta akı katıldığını biliyoruz. Ayrıca türbe içinde yapılan hususi bir düzenek ile mum isleri ve insanların ağızlarından çıkan su buharları bir yerde toplanarak yapıya ve müze içindeki eserlere nemden dolayı zarar gelmesinin önüne geçildiği de vaki. Kur’an-ı Kerimler ile diğer eserlerin mum isiyle yazıldıkları bir yana örümceklerin girmemesi ve yuva yapmamaları için türbenin muhtelif yerlerine devekuşu yumurtaları da asılı vaziyette.

Mevlâna Dergâhından, Derviş hücreleri ile Çelebi Konağı arasından Mevlâna meydanına açılan kapıdan “Yâ Hûu” diyerek ayrılırken bu mamurenin orijinal özelliğinin yıpratılmadan korunarak gelecek nesillere aktarılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

 

SULTAN VELED MEDRESESİ

14. yüzyıla tarihlendirilen Sultan Veled Medresesi, maalesef günümüze gelememiştir.

Mevlana Dergâhı, derviş hücrelerine kuzeybatıda ve dışardan bitişik olan bu medresenin Osmanlı döneminde kullanıldığı, 19. yüzyılın sonlarında harap olunca yıkılıp yerine H.1306, M.1884 yılında postnişin Vahid Çelebi tarafından Sultan Veled Mektebi yapıldığı biliniyor. Bu binanın 1913'te yanmasından sonra yerine iki katlı olarak yeniden yapılmış, 1955 yılında meydan açma çalışması sırasında da belediye tarafından tamamen ortadan kaldırılmıştır.

 

SULTAN SELİM İMARETİ

Sultan Selim Camii’nin kuzeyinde yer alan imaret 16. yüzyılın ikinci yarısında yapılmış

değişik fonksiyonlu yapılardan oluşuyordu. 1955 yılında meydan açmak bahanesiyle yıktırılmıştır. İmaret yıkılmadan önce Mahmut Akok tarafından etraflıca yayınlanmıştır. İmareti oluşturan belli başlı bölümler şunlardır. Aşevi, Menzilhâne, Ahır ve Tabhâneler.

Vakfiyesinde şu bölümler çok geçiyor: Mutfak, kiler, anbar, ahır, tabhâne, abdeshâne, odunluk, istirahat yerleri.

Bu imaret, hem dışardan gelen yolculara, fakirlere hem de Mevlana dergâhına gelen misafirlere hizmet veriyordu.

 

Devam edecek.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT