1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan

  3. Millî Kültür ve Kültür Politikaları
Mustafa Balkan

Mustafa Balkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Millî Kültür ve Kültür Politikaları

A+A-

Kültür Bakanlığı’nın 1977’de aylık çıkardığı “Millî Kültür” adlı bir dergisi vardı.

Bu dergi o yıllarda büyük yankı uyandırmış ve bizim gibi genç nesiller üzerinde çok büyük tesirleri olmuştu. Müslüman Türk gençliğinin ve insanımızın kültürel ve tarihî anlamda millî uyanışına da vesile teşkil etmişti. Bu derginin çıkması dahi o yıllardaki M.C. Hükümetlerinin kültür politikaları üzerinde bir görüş ifade etmesi açısından önemlidir.

Millî kelimesi bildiğiniz gibi “millete âit, millete has, milletle ilgili, millete mensup” demek. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Son devrin bir çok muharrirleri, ki ben de onlar arasındayım, milliyetperverdirler fakat millî değildirler” derken ne demek istediği, sanırım günümüz muharrirleri göz önünde bulundurularak daha iyi anlaşılabilir.

 

***

Millî iman; milletin değerlerine olan kuvvetli bağlılıktır. Millî kahraman ise; millete büyük hizmetleri dokunmuş, millet hayatına büyük tesirleri olmuş şahsiyettir.

1980’den sonra Milliyetçi ve Ülkücü kesimin, 28 Şubat’tan sonra ise İslamcılar ile mücahitlerin millî imanlarında görülen zayıflamayı ise; millî kültürümüzün dinamikleri açısından çok iyi değerlendirerek iyi bir tahlilini yapmak gerekir.

Kültür ise; hars ve irfandan ayrı olarak “bilgi sahibi olan ve düşünen insanın zevkini, tenkit etme ve hüküm verme kabiliyetini gelişmesi”, “bir konuda kazanılan sistemli ve geniş bilgi, maarif” ile ziraat ve tarım olarak da tanımlanabilir. Kültür kelimesini irfan boyutuyla ele alan Cemil Meriç, daha çok “hars” kelimesi üzerinde durur. “Fransızca kültürün Türkçe karşılığı maarif veya irfandı” diyen de kendisidir.

Şimdi efendim “Kültür bitkisi”, Kültür çevresi (muhiti)”, “Kültür dili”, “Kültür emperyalizmi”, Kültür fizik” ve “Kültür yabancılaşması” olur da “Kültür ve Turizm Bakanlığı” neden olmasın, değil mi yâ…

İşte bu 1977’li yıllarda adı “Kültür Bakanlığı” olan bu bakanlığa sonradan “seyahat, gezi ile birlikte ülkeye turist çekme faaliyeti” anlamlarına gelen ‘Turizm’ eklenince; eskiden bir şehirden bir başka şehre yaptığımız dinî ziyaretlerimiz de zamanla kültür gezilerine dönüşüverdi. Kültür Bakanlığı’nın en önemli görevleri arasında olması gereken kültür (hars, irfan ve maarif) de; böylece ‘beynelmilel turizm’in boyunduruğu altına giriverdi.

İnsanımıza; “kültürel bölgelerimizi sayar mısınız?” diye sorsanız, kaç kişi o bölgeleri sayar ki… Ama “turistik bölgelerimizi biliyor musunuz?” derseniz, size o kadar çok yer ve bölge sayarlar ki… İşte kültürün önüne turizm eklenince; daha çok turizm ve turistik bölgelerimiz ön plana çıkarılmaya ve tutulmaya başlanınca; bizim kültürümüzün önündeki “millî” kelimesi de böylece beynelmilelleşmeye ve yabancılaşmaya başladı!

 

***

Millî kültüre yabancılaşmak acaba nasıl bir duygudur?

Eğitimin önünde duran “millî” kelimesini attığınızda geriye ne kalır ki…

Bizim eğitim politikamızda şimdi “millete âit, millete has, milletle ilgili, millete mensup” bir şeyler aradığınızda, karşınıza neler çıkar veya neler bulabilirsiniz?..

Eskiden adı “Maarif Bakanlığı” idi. En azından bir “Maarif Dâvamız” vardı. Semiha Ayverdi’nin kulakları çınlasın… Bu dâva uğruna yukarıda adını verdiğimiz bir risalesi de var.

İstediğiniz kadar yol, demiryolu, köprü, baraj yapınız bunları koruyacak esvapta insan unsuru yetiştiremiyorsanız, beyhude çırpınıyorsunuz demektir.

Yapmak o kadar zor, yıkmak ise o kadar kolay ki…

Yetiştirdiğiniz veya yüksekokuldan mezun ettiğiniz insanlar “terörist” oluyor, devletine ve milletine düşman unsurlar haline geliyorsa eğer, bu sizin çok sağlam temeller üzerine oturtulmuş millî bir eğitim ve millî bir kültür politikanızın olmadığına işaret eder.

Terör ve terörist ise, küresel emperyalist ülkelerin sizin için kullandığı “hamili kart”a dönüşür o vakit!

Siz içeride o “kart” ile uğraşırken, dışarıda sizi bekleyen pek çok fırsat ta elinizin altından kayar gider.

Türkiye’yi yönetenler, Millî Kültür’e önem verip temeli çok sağlam Kültür Politikaları oluşturmak zorundalar.

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

1970’lerden beri bazı ilim ve kültür adamlarımız, Konya’yı da içine alan büyükşehirlerde Bölge Müzeleri’nin kurulması yönünde uğraş verirken Konya Bölge Müzesi’nin yeni projelendirilmesi, Kültür Politikalarımızın yeniden gözden geçirilmesi açısından bir fırsat teşkil etmeli.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT