1. YAZARLAR

  2. İsmail Detseli

  3. NE VERİRSEN ELİN İLE O GİDERMİŞ SENİNLE
İsmail Detseli

İsmail Detseli

Yazarın Tüm Yazıları >

NE VERİRSEN ELİN İLE O GİDERMİŞ SENİNLE

A+A-

Allah kimseleri gördüğü bildiği hasletlerinden geri bırakmasın. (Amin) 

Meşhur atasözümüzdür, yukarıdaki attığım başlık

Sakın yalan dünya hırsına kapılıp mal için tamah yapma

Ahrette lazım olacak Allah için iyiliği evlalarına bırakma

Çok mal bırakırsın kavga dövüş edip bir şekilde bölerler

Ardından dua edecekleri yerde vallahi üstüne üstlük söverler

 

Dünyada ne verirsen hayrına kendi elin ile

O asla senden ayrılmaz kabre gider senin ile.

 

Dünyanın her oyunu birer tecrübedir biz insanlar için, ancak bu yaşam tecrübesinden ibret alıyor muyuz işte bütün mesele burada. Çok yakından tanıdığım bir dostum vardı bu yıl hakkın rahmetine kavuştu. Variyeti de gayet yerinde orta halli bir zengin sayılırdı.

Köyünde mahallesinde sevilir sayılır eli vergili fakir fukarayı gözetici olduğu için de çevresinde bir kariyeri vardı.

Hal böyle olunca onun evinin kapısı böyle mübarek Ramazan günlerinde çok çalınır az çok gelenin durumuna göre bir şeyler mutlaka verilir o ihtiyaçlının gönlü hoş edilirdi.

Bunların içerisinde gerek dışarıdan ramazan davulu çalmak için gelmiş, gerek yolcu, gerekse civar köylerden tanıdığı eşi dostu çevresindeki bir ihtiyaçlıyı bildiği için bu adama selam gönderip onlar adına da parasal veya yiyecek bir Ramazan paketi yardımı talebinde bulunur. O istek geri çevrilmez ama bu işleri oğlanlarına emreder yerine ulaşmasını da evin direktörü hanımına bırakırdı.

Çünkü kimin ne kadar ihtiyaçlı olduğunu o evin hatunu beyinden daha fazla bilirdi durumlarına vakıftı bu insanların.

Lafı uzattık sanırım işi şuraya getireceğim, adam vefat etti. Oğulları var kızları var eşi var evdeki variyetin gelirinde de bir eksilme yok, eksik olan sadece evin Reisi baba. Oda ölmüş olunca her yıl bu mübarek ayda fakirleri sevindiren eli vergili elinden bütün sermayesi alınmış evin hanımefendisi çaresizlik içersinde pencereye oturuyor elinde verebileceği bir yardım parası veya bir Ramazan paketi olmayınca kapıyı çalan ihtiyaçlıyı pencereden görüp utanıyor sıkılıyor içeriye oturduğu odanın derinliklerine doğru çekiliyor hayâsından.

Ama yine de gönlü rahat etmiyor alışmış o mübarek eller vermeye, o gönül fukarayı gözetmeye içi sızlıyor ciğeri kavruluyor bir çare arıyor yapayalnız kaldığı o kocası vefat edince görkemli üç oğlan iki kızdan sekiz on torundan oluşan kalabalık ailesinin koca evde kimsenin kalmayışı. Nasılsın diye hatırının bile sorulmayışı onu bunaltıyor, dertlendiriyor dünyanın acımasızlığını evlattan kardaştan kimseden bir fayda olmadığını fark ediveriyor.

 

Geçenlerde eşimle beraber ziyaret ettiğim bu eski dostumun okuryazarlığı olmayan bu Osmanlı artığı yaşı artık seksenleri bulmuş hanım evde kocasının verdiği köşe bucak sarıp sarmaladığı dolabın bir köşesine veya halının altına saklayıp zamanı gelir ihtiyaç duyarım birilerinin ihtiyacın karşılarım yahut da bir çocuğu sevindiririm diye sakladığı bozuk paraları aklını erdirebildiği kadarı ile bulabildiği bu el artığı paraları eline alır varır komşu bakkala. Niyeti paraların yettiği kadar ekmek veya bir başka fakirlere verebileceği bir şeyler almak ve o bir asra yakın aile alışkanlığı olan verip rahatlamayı sağlamaktır.

Paraları uzatır bakkala der ki bu paralar ne kadar ekmek ederse 8-10 ekmek ver kalanı olursa makarna yağ ve şeker ver deyip karşılık bekler. Adam paraları sayar bir kısmını ayırıp alır diğer bir kısmını bu ninenin eline uzatır nine bu paralar geçmez. Neyni guzum Türk parası değil mi? Türk parası olmaya Türk parası teyze de eskimiş tedavülden kalkmış. O ne dimek ulen eyi ağnat bakayım. Teyze bu paraları sen çok uzun süre evde bekletmişsin onların zamanı geçmiş gayri bir işe yaramaz deyip geçen paralarına 10 ekmek vermiş eline göndermiş. Eve gelip bir hayli düşünen o masum ana kalkmış ekmekleri bildiği ihtiyaçlı yabancılara ikişer üçer dağıtmış. O gün rahatlamış ama zorda da kalmış ekmekleri dağıtırken, sebebi ise belli bu hanımdan daha fazla bir beklenti içinde olan o fukaralar aba hani çuval içinde yağ şeker çay makarna tahin olurdu ya o çuvallardan da ver bize sen buraya kadar zahmet etme biz gelip alırız demişler. İşte o zaman içinde fırtınalar kopmuş o koca çınarın. Bana dedi ki gardaşım sen bilirsin benim beyim ver elli, bir adamdı. Bu insanlar alışmıştı buradan faydalanmaya sen bana 8-10 çuval içersinde çeşitli yiyecekler bulunan ramazan paketi yaptır ben her ne kadar tutarsa parasını vereyim mayışta (maaş) olur dedim. Yaptırdık onları gönderilen vasıta ile evine bile getirmeden ihtiyaçlılara dağıtmış. Sonraki vardığımızda gözlerinin içi gülüyor sevincinden uçuyordu. Ve soruyordu rahmetlinin ruhuna varmış mıdır o da haberdar olmuş mudur acaba diye. Ne mutlu sana Osmanlı artığı teyze Allah razı olsun gücünün yettiğince iyilik yaptın hem kendi ahretini mamur ettin hem de merhum kocanın ruhunu rahatlattın. Bu aydaki iyilikler ibadetler hiç boşa gitmez ve elimizle verdiğimiz gibi ahrette bize döner İnşallah.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT