1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Ödül beklerken bizi sürgün ettiler"
"Ödül beklerken bizi sürgün ettiler"

"Ödül beklerken bizi sürgün ettiler"

İkinci Dünya Savaşı'nda Kırım'ın Almanya'dan kurtulması için mücadele eden Kırım Tatarı Emirov, Soyvetler Birliği'nden ödül beklerken sürgün edildiklerini söyledi- Emirov: - "(Ailemizle) Ölmeden birbirimizden ayrı düştük, cam parçaları gibi dağıldık gitti

A+A-

TAŞKENT (AA) – BAHTİYAR ABDUKERİMOV - Kırım'ın kurtarılması için 2. Dünya Savaşı yıllarında mücadele eden Said-Amet Emirov, çabalarından dolayı Sovyetler Birliği tarafından ödüllendirmeyi beklerken halkı ve kendisinin sürgün edildiğini belirterek, ailesinin parçalanarak çeşitli ülkelere dağıtıldığını ve ölmeden birbirlerinden ayrı düştüklerini söyledi.

Henüz genç bir delikanlıyken 18 Mayıs 1944'te Kırım'dan sürgün edilen Emirov, yürekleri sızlatan hikayesini Taşkent'teki evinde AA muhabirine anlattı.

100 yaşındaki Emirov, 2. Dünya Savaşı'nda yaralandıktan sonra Kırım'a geri döndüğünü ve Nazi Almanyası'nın işgali altındaki ülkesinde Almanlara karşı faaliyetlerde bulunduğunu belirtti.

Sovyetler ordusunun Kırım'ı kurtardıktan sonra Kırım Tatarlarını sürgüne gönderdiğini hatırlatan Emirov, sürgüne gittiği Özbekistan'da yıllarca açlık ve sefalet içinde yaşamak zorunda kaldığını vurguladı.

Aile üyelerinin çeşitli ülkelere dağıldıklarına işaret eden Emirov, "Küçük kardeşimin yanında kalan babam ve annem, Tacikistan'da vefat etti. Büyük kız kardeşim ise Ukrayna'nın Kharkiv kentinde öldü. Diğer kardeşlerim, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Kırım'a döndü. Ben, sürgün edildiğimiz Özbekistan'da kaldım. Ölmeden birbirimizden ayrı düştük, cam parçaları gibi dağıldık gittik." ifadelerini kullandı.

- Kırım'ın Naziler tarafından işgali

Kırım'da 1916'da doğan Emirov, 2. Dünya Savaşı'nda Nazilere karşı Sovyet ordusu saflarında yer aldığını ve ağır yaralandıktan sonra ülkesine geri gönderildiğini söyledi.

Kırım'ın 1941'de Naziler tarafından işgal edilmesinin ardından Almanlar tarafından Kırım Tatar dilinde yayınlanan Azat Kırım gazetesinde matbaacı olarak çalıştığını belirten Emirov, aynı zamanda işgal edilen topraklarda partizanlık mücadelesi verdiğini anlattı.

Sovyet ordusunun kendisine verdiği birçok görevi başarıyla tamamladığını kaydeden Emirov, Nazilerin yayınladığı gazetede çalışması sayesinde Sovyetler Birliği ordusunu birçok askeri operasyon ve harekatlar hakkında önceden haberdar ettiğini vurguladı.

Hayatını tehlikeye atarak Simferepol'daki bir partizanlık grubununa öncülük ettiğine dikkati çeken Emirov, 1944'te Kırım'ı alan Sovyetler Birliği'nden ödül beklerken ailesi ve Kırım'daki soydaşlarıyla yaşadıkları topraklardan sürgün edildiklerini bildirdi.

Yaşadıklarını anlatırken gözleri dolan Emirov, sözlerine şöyle devam etti:

"Kırım'ın işgali sırasında ormandaki partizanlara katılmak istemiştim. Kızıl ordu yöneticileri, ormana gidersen tek tüfek olursun, şehirde kalırsan Nazilere karşı partizan grubu kurarak büyük güç olursun demişti. Ben de Simferepol'da kalıp Nazi Almanyası işgali altındaki topraklarda gizlice Sovyetler Birliği için çalıştım. İşgal altındaki Kırım'da hayatımı tehlikeye attım. Ödül beklerken bizi sürgün ettiler. Neden bizi sürdüler? Biz onlara ne kötülük yaptık? Nazilerin işgali sırasında da sürgüne gönderildiğimizde de çok zor şeyler yaşadık. İşgal sırasında Naziler, Kırım'daki tüm Yahudileri kurşuna dizdi. İşgalden sonra da Sovyetler Birliği, Kırım Tatarlarını doğdukları yerlerden sürgün etti. Naziler de, Sovyetler de birbirinden beterdi."

İşgal döneminde Kırım Tatarlarının "Dağcı" adını verdikleri gizli bir grupla Nazilere karşı partizanlık mücadelesi verdiğini ifade eden Emirov, çok genç ve deneyimsiz olan grup üyelerinden birinin Naziler tarafından ele geçirilip sorgulandığını söyledi. Emirov, sorguda diğerlerinin ifşa olduğunu ve grubun tüm üyelerinin Naziler tarafından kurşuna dizildiğini anlattı.

- "Ölülerimizi tren istasyonlarında bıraktık"

Sovyet yetkililerin 18 Mayıs 1944'te sabah saatlerinde evlerine gelip "Eşyalarınızı toplayın, gidiyorsunuz" dediğini aktaran Emirov, "Sadece, birkaç eşyamızı alabildik. Evlerimizi, malımızı, mülkümüzü bırakıp belirsizliğe doğru yola çıktık. Çok zengin bir kitaplığım vardı, maalesef onu da bırakmak zorunda kaldım. Bizi yük vagonlarına bindirdiler. 12 günlük tren yolculuğu sırasında çok sayıda Kırım Tatarı hastalanıp öldü. Ölülerimizi tren istasyonlarında bıraktık." dedi.

Emirov, Sovyet yönetiminin kendilerini "halk düşmanı", "vatan haini" olarak tanıttığı için 30 Mayıs 1944'te ulaştıkları Özbekistan'ın Andican bölgesinde halkın Kırım Tatarlarına tedirginlikle yaklaştığını dile getirdi. Emirov, "Özbekler, sonra baktılar ki biz de onlarla aynı dili konuşan Müslüman insanlarız. O zaman bize kucak açtılar, evlerinde yer verdiler." diye konuştu.

Sovyetler Birliği'nin Kırım Tatarlarına "hain" diye hiçbir yerde iş vermediğini, sürgün edildikleri bölgeden dışarı çıkmalarını yasakladığını, tüm Kırım Tatarlarını her ay emniyete gelip kimliklerini göstermek zorunda bıraktığını belirten Emirov, o yılları işsiz, yoksulluk içinde yerli halk tarafından temin edilen kulübelerde geçirdiklerini anlattı. Emirov, sürgün edildiği topraklardaki Özbeklerin de savaş nedeniyle açlık ve sefalet içinde olduğunu kaydetti.

- 72 yıl sonra Zühre'nin fotoğrafı

Sürgün öncesinde Simferepol'da komşularının kızı olan, 1944'te sürgün edildikten sonra bir daha hiç görmediği Zühre'den birkaç gün önce haber aldığını hatırlatan Emirov, "Taşkent'teki Kırım Tatar Milli Medeniyet Merkezi yetkilileri, Zühre'nin hayatta olduğunu söyleyip fotoğrafını gösterdi. Çok şaşırdım. Aradan 72 yıl geçmiş. Zühre'yi görmeyi çok isterdim ama artık yürüyemiyorum." dedi.

Sovyetler Birliği, 150 binden fazla Kırım Tatarını Özbekistan'a sürgüne göndermişti. Sovyetler Birliği'nin parçalanmasının ardından Özbekistan'a sürülen Kırım Tatarlarının büyük bir kısmı, öz vatanlarına geri dönmüştü. Özbekistan'da hala 30 binden fazla Kırım Tatarı yaşıyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT