1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Osmanlı Geleneklerini Yaşatmaya Çalışıyor
Osmanlı Geleneklerini Yaşatmaya Çalışıyor

Osmanlı Geleneklerini Yaşatmaya Çalışıyor

Rizeli antika koleksiyoncusu Ahmet Oflu, Kırım'daki Hansaray'ı örnek alarak yaptığı butik oteli, Osmanlı kültürünü yansıtan unsurları ön plana çıkararak dizayn etti- İşletme sahibi Oflu:- "Otelimde, gezip incelediğim mekanlardaki tarihi dokuyu oluşturmak

A+A-

RİZE (AA) - MUHİTTİN SANDIKÇI - Rizeli Ahmet Oflu, Osmanlı ve Türk-İslam kültürünün örneklerini, "Kaf Dağı" isimli butik otelinde bir araya getirdi.

Kentteki iki tarihi eser koleksiyoncusundan biri olan Oflu, 6 yıl önce Derepazarı ilçesinin Kaf Dağı mevkisinde otel yapmak üzere 3 dönümlük arazi satın aldı.

Klasik otellerin dışında Osmanlı kültürünü de yansıtan bir otel yapabilmek için kolları sıvayan Oflu, malzemelerini Türkiye'nin farklı illerinden getirttiği otelinde antika eşyalar da kullandı.

Mimari ve süsleme konusunda Kırım'daki Hansaray'ı örnek alan Oflu'nun "Kaf Dağı" adını verdiği otelinin inşaatı geçen ay tamamlandı.

Otel, farklı mimarisi ve içindeki farklı eşyalarıyla önümüzdeki haftalarda hizmete açılacak.

Oflu, yaklaşık 40 yıldır tarihi eserlere meraklı olduğunu ve koleksiyonculuk yaptığını söyledi.

Rize'de daha önce tarihi dokuya sahip iki işletme kurduğunu ancak Osmanlı mimarisine uygun ve Türk-İslam kültürünü yaşatacak işletme kurmayı hayal ettiğini dile getiren Oflu, bunun üzerine butik oteli inşa ettiğini anlattı.

- "20 yıl araştırdım"

Oflu, bu yapının, 20 yıllık profesyonel bir araştırmanın ürünü olduğunu belirterek, Türkiye'nin bütün tarihi mekanlarını gezmeye, Safranbolu, Taraklı, Taşköprü, Kastamonu, Amasya başta olmak üzere tarihi eserlerin yoğun olduğu yerlerde inceleme yapmaya çalıştığını ifade etti.

İnşaata başlamadan önce Kırım'daki Hansaray'ı incelediğini anlatan Oflu, süs sanatı ve mimarisi bakımından binayı Hansaray'a benzetmeye çalıştığını, giriş kısmının aynı olduğunu aktardı.

Otelinde, gezip incelediği mekanlardaki tarihi dokuyu oluşturmak için Türkiye'nin birçok ilinden malzeme toplamaya çalıştığı kaydeden Oflu, "Altyapısını oluşturmak için Muğla'dan taş getirttim. Adapazarı ve Yalova'dan bahçe dizaynı için fidan getirttim. Ağaçları Karadeniz Bölgesi'nden tedarik ettim. Samsun'dan değişik türden sedir ağaçları aldırdım. Türkiye'nin en az on ilinden yapı malzemelerini tedarik ettim. Hepsi Rize'de olmayınca ister istemez başka illerden almak zorunda kaldım." dedi.

Oflu, yıkılmaya yüz tutmuş ya da yıkılan yapıları takip ettiğini, antika merakını bilenlerin de kendisine ulaştığını belirterek, "Otelde Osmanlı mimarisine uygun ve cumhuriyetin ilk yılında yapılmış tarihi şömineler var. Bu şöminelerden birini Trabzon'dan aldım. Tarihi yapı yıkılırken 'İşine yararsa gelip alabilirsin' denilince gidip aldım. 1955 tarihinde yapılmış bir şömine. Rize'de Osmanlı döneminde yapılan ancak yıkılan bir konak içerisinde haremlik selamlık olduğu söylendi. Selamlığı alarak otelde muhafaza ediyorum." diye konuştu.

Yaptığı konaklama tesisinin bir ticarethanenin ötesinde kültür hizmeti vermesini amaçladığını söyleyen Oflu, Osmanlı kapıları, çift tokmaklar ve selamlık dolapları ile eski konaklardaki gelin odalarının tümünü otelde bir araya topladıklarını dile getirdi.

Oflu, otelin giriş kapısının da tarihi yapıya uygun inşa edildiğini kaydederek, iki büyük kanattan oluşan ahşap kapının sadece atların avluya giriş çıkışında açılacağını, diğer küçük kapının ise misafir giriş çıkışı için olduğunu aktardı.

- "Osmanlı'da kapı tokmakları da ayrı bir kültür ve medeniyet örneği"

Osmanlı'nın mahremiyet anlayışında kapıdaki tokmakların da ayrı bir kültür ve medeniyet örneği olduğunu ifade eden Oflu, büyük tokmağın daha tok sesi çıkardığını ve çalınması halinde erkek misafir geldiğinin, küçük tokmak çalınması halinde kadın misafir geldiğinin anlaşıldığını, kapının buna göre açıldığını anlattı.

Osmanlı kültüründe misafirin ve evde yaşayan çiftlerin rahatına büyük önem verildiğine değinen Oflu, "Odalar için haremlik selamlık diye tabir edilen dolaplar kullanılırdı. Bu dolaplar sayesinde odaya girilmeden misafirin ihtiyacı giderilirdi. Dışarıdan dolap içerisine konulan yemek, havlu veya herhangi bir ihtiyaç içeriden dolap çevrilerek rahatsız edilmeden alınabilirdi. Biz de bu ve buna benzer birçok Osmanlı kültürünü yaşatmak için böyle bir çalışma gerçekleştirdik." ifadesini kullandı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT