İsmet Karababa

İsmet Karababa

Yazarın Tüm Yazıları >

Oyuncu kalitesi

A+A-

                Son haftalardaki saha içi görüntüleri ile yaşanılan farklı mağlubiyetler sonucunda Teknik Direktörümüz Aykut Kocaman kadroda revizyona giderekHleb başta olmak üzere Rangelov, Tolga, Vukovic'i kadro dışında bırakarak futbolcularına ve camiaya önemli bir mesaj verme arzusunda olduğu görüldü. Bunlara Kaleci Belec'i de ekleyip genç Emre Yılmaz veya Oğuzhan Demirci'den birine şans verse idi onlarda 2 golden fazla yemez, belki de hiç gol yemezlerdi!

                Maça ekibimiz istekli, arzulu ve de baskılı başladı. Maçın başından 19.dakikada yediğimiz gole kadar maçı tek kale götürdü dersek abartmamış oluruz. Beşiktaş'ın kalemize geldiği ilk pozisyon gol oldu. İkinci yarı Mehmet Güven'in attığı şutu Tolga'nın çıkarmasının ardından yine Beşiktaş'ın geliştirdiği ilk tehlikeli atak Selim'in de ikramı ile kalemizde 2.golü görünce oyundan koptuk. Aykut Hoca’nın Torje ve Fuchs ardından Recep ile hamleleri geldi, sonrasında Gökhan'ın şutu kalecimiz Belec'in üzerine gelince umudumuz devam etti, sonrasında penaltı golümüz rakibimizin eksik kalması uzatmalar ile geçen 9 dakika içinde girdiğimiz ve değerlendiremediğimiz pozisyonlarımız… Ve de hakemin Beşiktaş'ın ilk golü öncesi kararı ve maç boyu süren eyyamları ile ustaca götürdüğü maçı Beşiktaş'a sunuşu! Torku Konyaspor'umuzun bıçak arası edilişi!

                Geçtiğimiz haftalarda Konya'da oynadıkları Trabzon maçında gördüğümüz ve ligde ve Avrupa'da oynadığı oyunlar ve aldığı sonuçlarla son haftaların en formda ekibi olarak Konya'ya çok rahat ve rakibini hafife alır havası yanında akılları önümüzdeki hafta oynayacakları Galatasaray derbisinde olmalarından mıdır bilinmez; sahada kazanma adına hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden, oynamadan, oynatmadan üç puan alıp giden bir Beşiktaş gerçeği ile puan alamamamız bizleri üzdü.

                Beşiktaş adına maçın özeti 3 geldiler 2 atıp 3 puanı kapıp gittiler. Biz ise belki de bir daha bu kadar kötü olan Beşiktaş'ı bulamayacağımız bir maçta yine puansız ayrılırken bu kadro yapısı içinde alışık olduğumuz ve değişmeyen özelliğimiz; çok kolay gol yiyen, zor gol atabilen takım olduğumuz gerçeğidir. Aykut Hoca’nın takım kurgusunda yapabileceği fazla bir şey olmadığı ancak taktik anlayışında yanıldığıdır.

                Son iki lig maçında alınan farklı skorların etkisiyle olsa gerek Beşiktaş'a ilerde basarak başladığımız maçta bunu 20 dakika sürdürebildik yediğimiz golünde etkisiyle önce oyun tempomuz düştü, sonra kontrolsüz oyunumuz başladı. Sahadaki görüntü seyredenlere hoş geldi, böyle oynayalım da yenilelim dendi, ancak baskılı gözükmek üretince, etkini hissettirince seni belirlediğin hedefe taşıyınca bir anlam taşır, böylesine bir dönemde böylesine kötü bir durumda yakaladığın rakibinizden hedefiniz olan puanı alamıyorsanız bunun bir anlamı olur mu?

                Beşiktaş önde basarak rakibini  boğan, geliştirdiği sağlı, sollu ataklarla rakibi baskı altına alıp bunaltan  rakibi kendi sahasından çıkartmayan değil ki. Hatta oyunu geriden kurarak rakip alana oyunu yıkan bir takım da değil neden önde baskı kurduk, fizik olarak da bizden de iyiler neden tempoyu yüksek tutmaya çalıştık anlam veremedim. Bizim gibi üzerine gelen takımlar Beşiktaş'ın hep sevdiği takımlardır. Beşiktaş genelde kapanan takımları sevmez ve hep zorlanır. Üzerine gelen takımlara pres yaparak oyun alanlarını daraltarak topu kazanmak rakip savunma arkasına sarkmak çabuk hücum ile neticeye gitmeleri en belirgin özellikleri değil midir?  Önde yakaladıkları bölümlerde savunmalarının arkasına atılan toplar ile başlayan rakip kontratakları yanında rakibin yandan gelişen ataklarında veya ölü toplarında defansta alan ve adam paylaşımlarındaki zafiyetleri en zayıf yönleri değil midir? Golleri genelde böyle yedikleri, maçları böyle kaybettikleri bilinmez mi?

                Beşiktaş'ın bilinen bu özellikleri içinde maça başlarken ileride Hasan Kabze, sağda Djalma, solda Ö.Ali, arkalarında Ali ile belirlediğiniz dörtlü ile önde basabilir ileride gözükebilirsiniz ancak takım savunması bir bölge içinde gerçekleşmez bunu bütüne yayamazsanız öndeki adamlarınızla baskı yapmanız bir anlam ifade etmez, ayrıca topu bu bölgede tutabildiğiniz diğer oyuncularla destekleyebildiğiniz oranda bu anlayışınızı sürdürebilir kılarsınız. Bana göre Hasan Kabze'nin arkasında Ö.Ali, solda Torje, sağda Djalma olsa Ali ile Mehmet Güven ikilisi de orta göbekte görevlendirilmiş olsalardı belki daha başarılı gözükebilirdik diye düşünüyorum.

                Aykut hocanın bu düşüncesi içinde Uğur İnceman ile Mehmet Güven'den oluşan göbek ile arkada geniş alan bıraktığımızda  savunma dörtlümüzü oluşturan futbolcularımızın özellikleri yanında kalede Belec'i düşündüğümüzde takım savunmasını bütüne yaymanız bu anlayışınızı maçın genelinde sürdürebilir olmanız mümkün değildir. Zira etkili gibi göründüğümüz ilk 20 dakikaya baktığımızda rakip kalede baskılı görünmemize rağmen tehlike yaratmak şöyle dursun kaleci Tolga'yı zorlayan bir pozisyon üretemediğimizi gördük. Bu anlayış içinde takım savunmasını iyi yapan çabuk hücum geliştiren bir takım olan Beşiktaş'ın ilk çıkışında golü kalenizde görmüş olmamız öncesinde bunu öngöremememiz üzücüdür.

                Oyuncu kalitesidir sizin bu anlayışınızı sahada sürdürebilir kılacak olan.  Eldeki malzeme bu, sonuçların ve futbolcuların sorumsuz davranışları içinde kafası karışmış, sınırlı kadro yapısı içinde 4 futbolcusunu da kadro dışına itmiş olan Aykut Kocaman'ın bu aşamada yapabileceği bir şey de yoktu. Rizespor deplasmanından alınacak kötü bir sonuçla işimizin hayli zorlaşacağı kesindir. Devre arasında her bölge için transfer kaçınılmazdır. Yönetimin ve teknik kadronun sezon başında olduğu gibi transferde hata yapma şansı da, lüksü de hiç kalmamıştır.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT