1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Özerklik ve HDP’ nin tercihi
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Özerklik ve HDP’ nin tercihi

A+A-

Ülkemde seçim sonrasında birdenbire birşeyler değişti. HDP-PKK-PYD-DHKP-C işbirliği inanılmaz terör saldırılarını başlattı. Buna bazı medya ve ihanet grupları da destek veriyor. Terörle alakası olmayan Kürtleri dışarıda tutarak HDP yöneticilerine ve terör özlemcilerine bazı sorulara özellikle sıkça dillendirilen özerklik konusuna değinmek istiyorum.

Özerklik, sınırları yasayla çizilmiş bir toplumun merkezi hükümete bağlı olarak kendini yönetme hakkıdır. Bölge vekillerinden bazıları merkezi hükümette yer alır. Kısa ifadesi bu olan uygulama dâhilinde bir sürü özerk bölgeler biliyorum ve gördüm (Gagavuzya, Kırım, Nahcivan gibi).

Kurtuluş reçetesi gibi sunulan bu uygulamanın hiç birinin gerçek anlamda siyasi ve ekonomik gücü yok. Gördüğüm özerk bölgeler, ülkelerinin en fakir yerleri durumunda. Gagavuzya ve Nahcivan için yardım heyetinin içinde yer aldım. Her ikisi de bizim yardımlarımızla ayakta durabiliyor. En yakınınızda ki Nahcivan’a gidiniz, bakınız.

Özerklik kurtuluşmuş gibi kandırılan kürt kardeşime söylüyorum “siz şu an özerk bölgelerden daha çok imtiyaza sahipsiniz, onun da ötesindesiniz”. Gerektiğinde protesto ediyor, yol kapatıyor, elektrik parası ödemiyor ve yatırımları sabote ediyorsunuz. Bundan daha özellikli özerklik olur mu? Sorulara gelince;

Özerklik göstermelik, esas hedefimiz yeni bir devlet kurmaktır diyorsanız; yanlış yapıyorsunuz. Bu anlayış sizin projeniz olamaz. Bu Ortadoğu’yu kan gölüne çevirenlere, kanı ülkenize akıtmanın hesabını yapanlara, parçala-yut diyenlere aittir. Bu projeyi dayatanlar KÜRDÜ çok mu seviyor, ASLA. Onlar sadece kendi çıkarlarını ve Müslüman kanı akıtmayı sever. Şimdi sever görünenler, parçaladıktan sonra kürdü rahat bırakır mı? Bir şekilde etrafınızdaki güçlü Şii grupları üzerinize salar, petrolünüzü çalarlar.

Ortadoğu’da petrol zengini bir sürü devletçik var, hangi birinin güçlü-ortak sesi çıkıyor. Müslümanın zaafı arttıkça küçülterek zayıf düşürme devam edecek, bu da proje misyonerlerinin işine gelir. Bu senaryo hem sizi, bizi ve hem de Kuzey Irak Kürtlerini ateşe atar.

Yok, ne özerklik ne de bağımsızlık, sadece halkların eşitliğini istiyoruz diyorsanız; hakkınızı almak için terör estirmeden meşru yollarda mücadele veriniz. Sizin bu görüşünüze diğer halklar da destek verir.

Yok, ne o, ne de bu diyorsanız; öyleyse derdiniz ne? Kim sizin tavuğunuza kış diyor. Daha düne kadar dışlanan, dili ve türküsü yasaklanan insanlar iken, bugün bunlar aşılmadı mı? Dünden daha rahat Kürtçe konuşuyor, türkülerinizi söylüyor, Kürtçe kurslara gitmiyor musunuz?

Yok, Kürtler ayrı bir halktır, dili, dini, cinsi daha uludur derseniz, bu da dayatma olduğu gibi dün bunu dayatandan ne farkınız kalır. Öyle ise size yanlışı yapanlardan daha medeni, daha adaletli, daha barışçı olduğunuzu gösteriniz.

Yok, devlet bize çok çektirdi, sıra sizde diyorsanız, buna kimse razı olmaz ve her iki taraf da acı çekmeye, kan davası gençleri öldürmeye devam eder, sonuçta Anadolu tabiriyle “eşşek kaçtı, kürtün düştü” denir.

Kürt kökenli vatandaşım, ne iseniz o olunuz ama bu ülkenin birlikteliğine, ekonomisine, kültürüne, dinine zarar verene fırsat vermeyiniz. Bu zarar size de yazar. Bu sizin savaşınız değil. Başkalarının yazdığı oyunun kurbanı olmayınız. PKK, hiç mi hiç sizi temsil etmiyor. Buna en iyi siz bilir, savaşı da siz durdurur sunuz. Adı Halkların Özgürlüğü Partisi olan bir parti nasıl olur da halkın çocuklarını birbirine kırdırır.

Halkların kardeşliğini savunanlar, eline fırsat geçmişken bunu siyaseten kullanmayıp çocuklarınızı bizin olmayan bir savaş sürüklüyor. Gittikçe de “hatalarıyla yüzleşmeyip, yüzsüzleşiyor”,  sahte cici ve masum oğlan rolleriyle, bu güzel ülkenin sizlerin de olduğunu bir türlü kabullenmiyorlar. Bunun tarihte bir sürü örnekleri var ki bu boşluktan Hristiyan âlemi intikam almaya devam ediyor.

Bizi başkasının oyunu değil, bizim tercihimiz önemlidir. Ö. Hayyam’ın dediği gibi; Ya sırtımıza alıp taşıyoruz, ya da ayağımızın altına alıp çiğniyoruz, öğrenemedik bir türlü yan yana yürümeyi.

Çözüm Üstad Necip Fazıl’ın tabiriyle, “Ya Allah’a baş eğer, hiçbir şeye eğmezsin, ya da herkese baş eğer, hiçbir şeye değmezsin” sözünde aranmalıdır.

Allah’a emanet, hayra muhatab olunuz, efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT