1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Özgecan olayı ve toplumsal infialın nedeni
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Özgecan olayı ve toplumsal infialın nedeni

A+A-

Mersin de Özgecan isimli bir kızımız, insan dahi diyemeyeceğimiz caniler tarafından son derece acı bir olaya kurban edilerek hayatı sonlandırıldı. Bu olay, toplumun kadın algısını ve yerini bir kere daha irdelememiz gerektiğini ortaya koydu.

Kızımızın hayatı sonlandırıldı. Ateş düştüğü yeri yakar ama bu sefer birçok kesimin de canını yaktı, bir kere daha toplumumuzun zihinsel farklılaşma içinde olduğunu ortaya çıkardı.

Neler oluyor; kimi kızım der ağlar, kimi kuzum der yanar, kimi de bundan bir anlam çıkarmaya çalışarak ideolojim der döner, yangına ibikleriyle su dahi taşıyamayan serçeler ötmeye başlar. Öterler ama çıkardıkları sesler sırtlan sesi gibi, rahatsız edici.

Aydın geçinirler karanlığı seçerler, çağdaşız derler doğru, çağdaş yobazdırlar, biz de Müslümanız derler İslam dışı davranış gösterirler. Sözlerinin ve davranışlarının hangi birisine yanalım. Ey çağdaş yobazlar aklıselimi dinlemiyorsunuz bari Mehmet Aslan’ı dinleyiniz.

Olayların tam ortasındaki Özgecan'ın babası Mehmet Aslan: “Benim çocuğumun üzerinden böyle tartışmalar olsun istemiyorum. Yaşanan olayın bütün insanlığın meselesi haline geldiğini belirten baba, bunun bir kurtuluş vesilesi, güzelliklerin, mutluluğun, güvenliğin, barışın tüm Türkiye ve dünyada tesis edilebilmesi için vesile olabileceğini” söylüyor.

Sizi kan emici yarasalar. Mağdur ailenin gündemi ne, sizin gündeminiz ne? Eh, amacınıza da ulaştınız, Türkiye’yi dünyaya rezil ettiniz, inin milletin ve Özgecan ailesinin üstünden. O ailede aynı soyadı taşıyan bir kız ve bir oğlan 2 çocuk daha var, hiç değilse onların hatırı için.

Henüz acısı taze yaralı baba, “Benim evladım onlardan çok da üstün değil. Anadolu Nuh’un gemisi gibidir. Bu geminin kapısı açılmıştır. Bu gemiye bu vesile ile içinde güzellik, sevgi, hoşgörü taşıyan herkes alınacak. Direnenler geride kalacak. O direnenlerin başına da benim meleğimin başına gelen gelebilir. Melekleri yasalar ile korumak mümkün değil. Yasaların vicdanların içinde çalışıyor olması gerek. Vicdanların içinde bir şeyler çalışmıyor ise hiçbir yasa kâr etmez” diyor.

Bu derin bakıştan bir şey anladınız mı, bu yakarıştan bir ders çıkardınız mı, kuş beyinliler, nerede? Bırakın yiğit Özgecan kızımız rahat uyusun, sizin küflü salyalarınız onun üzerine akmasın.

Medya için de söyleyeceklerim var elbette. Her dillendirdiğiniz cinayet, her bahsettiğiniz zulüm, bu topluma psikopatları daha da cesaretlendiriyor ve onlar tarafından intikam olarak geri dönüyor.

Siyasilere denecek tek şey, elbette içinizde bu acıyı derinden duyanlar vardır, ancak mazlumların canını ve kanını artık sırf siyaset hamasetinize alet etmeyiniz.

Gerçekten bu acıyı içinde, ruhunda yaşayan, kendinden bir şey bulan topluma düşen tek şey psikopatlar tarafından işlenen bu cinayetlere sağduyuyla yaklaşmanızdır. Bulanık suda balık avlamaya çalışanlara fırsat vermeyelim.

Basına düşen ise özgür habercilik adına bu olaylarda her şeyi detayına vermenizdir. Şunu iyi bilesiniz ki verdiğiniz her haber psikopatları cesaretlendiren kötü bir örnek olarak geri dönüyor.

Sosyologlara düşen toplumun tüm unsurlarını iyi irdeleyerek ideolojik ayrışmalara fırsat vermeyecek doğru projelere imza atmalarıdır. Siyasi çekişmeler başka, ayrışma başkadır. Cenap Şahabettin’in şu sözü gayet yerinde galiba: Gerçeklik güneşini örten tek bulut menfaattir.

Allah’a emanet, hayra muhatab olunuz, efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT