1. YAZARLAR

  2. Süleyman Sayan

  3. Paşalar gibi…
Süleyman Sayan

Süleyman Sayan

Yazarın Tüm Yazıları >

Paşalar gibi…

A+A-

Kasımpaşa maçına geçmeden önce biraz hafızalarınızı yoklamak istedim. Transfer yasağı gelmiş bir takım ve ümitleri tükenmiş bir takım, ha kepenk vuruldu, ha vurulacak denilen takım, doğru kararlar ile nasıl bugünlere geldi, beraber hatırlayalım mı? Genç oyunculardan kurulu bir takım lige çıkmaya ramak kala Kasımpaşa’ya eleniyor onlar lige çıkarken bizde seneye neden olmasın diyerek veda ediyorduk sezona. Bir sonraki sene işler iyi gitmiyor ve takım 14. sıraya kadar geriliyordu puan farkı belki azdı ama takım düşme potasının hemen üzerinde yer alıyordu. Ziya Doğan, Yılmaz Vural gibi hocaların tabiri caiz ise aldırdıkları lüzumsuz oyuncuların pisliği borcu bitmiyordu bir türlü, yeni oyuncu da alınamıyordu. Takım 14. sırada iken Uğur Tütüneker’i  takımın başına getirmişti yönetim. Uğur Hoca bizi ligde tutsa yeter bu sene deniliyordu. İnanması güç olsa da olmuştu, yoğun çaba ve zahmetlerin ardından yeniden süper ligde idik. O günkü şartlara göre çok büyük bir iş başarmıştık. Transfer rekoru kırarak veda ettiğimiz lige nerdeyse tamamı altyapıdan gelen oyuncular ile dönmüştük. Futbolun nankör bir meslek olduğu düşünülür ülkemizde, hele ki teknik patron iseniz nankörlük kat sayısı artar, fakat hocaların da birikimleri önemlidir. Bir de kapasite meselesi var tabi. 2-0 geriden 3-2 Fenerbahçe karşısında galip gelerek lige başlamak. Olabilecek en güzel senaryo ile sezonu açmak yetmemişti Konyaspor’a. Yıldız diye anılan futbolcular kulübeye mahkum oldukça sonuçlarda istenilen başarı gelmeyince yönetim günü kurtarma adına Tütüneker ile yolları ayırıp, Mesut Bakkal ile anlaşıyordu. İster tesadüf deyin ister kaderin bir cilvesi takım süper ligde tıpkı Uğur hocanın alt ligde gelişinde olduğu yerde 14. sırada idi. Sezonun kaliteli takımları Eskişehir ve Sivas’a 4-1 ve 3-0 ile 7 gol atarak adeta küllerinden doğmuştu takım. İnişli çıkışlı bir grafik ile o sezonu 42 puanla 11. sırada tamamlayarak günü kurtarmıştı Konyaspor.

Yeni sezon yeni hedefler ile başladı fakat Mesut Bakkal serüveni de fazla uzun sürmedi. 7 maçta sadece 1 galibiyet alabilen Bakkal da takımdan ayrıldı. Yeni teknik patron kim olacaktı ve beklenen imza geldi. Aykut Kocaman artık Konyaspor’da idi. O dönemde Aykut Hoca’nın takıma gelmesine ender sevinen insanlardan biri olduğum için şuan kendi içimde bu gururu yaşıyorum. Konyaspor Kral ile müthiş bir çıkış yakalamıştı. Evinde maç kaybetmiyordu artık ta ki Galatasaray maçına kadar. Geçiş dönemi diye adlandırdığım yeni sistemin temelleri biraz sancılı olmuştu. Önce 5 gol Galatasaray’dan yemiştik ardından 5 gol de Gençler deplasmanı tam toparlanacak gibi olmuşken Erciyes deplasmanından 3 golle boynu bükük ayrılmıştık. O dönem bir yazı yazmıştım. Aykut Hoca sistemi olan bir hoca taraftarımız sabır göstersin güzel günler göreceğiz diye. Ağır mesajlar aldığım gibi sağduyulu insanlardan da tebrik mesajları almıştım. Sonra takım yükselişe geçti bu defa homurtular yerini UEFA Avrupa Ligi’ne gidelim şeklinde tezahürata dönüşmüştü. Kral o zaman bunun için erken olduğunu söyleyince birçok insan kızmıştı. Kendisine o sezon 46 puanla ligi tamamlarken 8. sırada yer alıyorduk. 2015-2016 sezonu kabus gibi başlamıştı ama elden gidenler yerine gelenler takımın tekrar oturması için krala güvenmenin gerekliği olduğu ile ilgili yazıları yazdım durdum. İlk galibiyetini 4. haftada alabilmiş takım ligin ilk yarısını 7. sırada bitirmeyi tamamladı. İkinci devre ise bizlere futbol resitali sunan takım Kasımpaşa galibiyeti ile ligi 3. sırada bitirmeyi garantilemiş durumda. Hocanın o zaman Avrupa Ligi’ne hazır değiliz mesajı farklı yönlere çekilse de bugün o takım sihirli dokunuşlar ile Avrupa Ligi’nde  gruplardan başlamayı garantiledi.  Bu geçen süre zarfında tartışmasız taraftarın da yok sayılamayacak kadar büyük desteği inkar edilemez yükselişte pay sahibi oldu.

1 puanın yettiği Kasımpaşa mücadelesinin ilk yarısı tam da beklediğimiz gibi mücadele gücü yüksek, fizik ve taktik ağırlıklı geçti. İlk yarı şahsım adına Kasımpaşa’nın baskısı sonucu takımın gol atmasını beklemiyordum.  Ekstra diyebileceğim bir gol ile devreyi önde kapamanın mutluluğunu yaşarken ikinci yarı paşanın daha açık oynayacağını düşündük. Öyle de oldu, hızlı gelişen atakta Traore’nin golü kaçırması çalışılmış Avrupai bir taktikle aynı oyuncunun golünü izlememize vesile oldu.

Sonuç olarak farkı açacak pozisyonlar olmasına karşı takımımız ihtiyacından fazlası ile Avrupa gruplarına kalmayı garantiledi ve altın sezonu bir galibiyetle daha taçlandırdı.

Maçın sözü: Konyaspor Paşalar gibi Avrupa ligine gidiyor, bazılarının bahsettiği gibi ne başbakan torpili ne siyaset, bileğinin hakkıyla alın teri ile tabi caiz ise söke söke…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT