1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. Seçim Meçim, İlla Geçim
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim Meçim, İlla Geçim

A+A-

          Nihayet seçim de bitti, hayırlı olsun. Piyasalara tekrar güven ve istikrar gelmeye başladı. Yavaş yavaş taşlar yerine oturuyor. Borsa yükseliyor, döviz düşüyor. Bazı seçim bölgelerindeki itirazlar da sonuçlanınca inşallah faizin de düşmesini bekliyoruz. Artık bundan sonra o siyasi atmosferden çıkıp, işimize bakmalıyız.

          Seçilen adayları tebrik ediyorum. Allah’tan dileğim, güzel icraatları sebebiyle de tebrik edilmeleridir.

          Bir de seçimi kaybeden adaylarımız var. Seçim çalışmaları süresince çalıştılar, çabaladılar, zaman ve para harcadılar, demokrasimizin ve ülkemizin ilerlemesine katkıda bulundular.          

          Bu esnada halkımızın büyük bir kesimine de tercüman oldular. Yeni fikirler, yeni projeler ortaya koydular.

Eksik ve yanlışlarımızı dile getirdiler. Hatta bu adaylardan bazıları kazanma şansı çok düşük olduğu halde, sırf inandığı doğruları söylemek için, hizmet olsun diye aday oldular.    

           Halka hizmet Hakka hizmettir. Ben kendi adıma, hizmete talip oldukları için onları da tebrik ediyorum. Elbette bu konuda bir yarış olacaktır. Elbette kazanan ve kaybeden olacaktır. Bunlar demokrasinin güzelliğidir.

           Kaybeden tarafın kazananı tebrik etmesi, kazanan tarafın da kaybedenleri öven, gönüllerini alan sözler söylemesi bu işin vaz geçilmez bir parçasıdır. İhmal edildiği takdirde seçimler bölünmeye sebep olabilir. Çünkü seçim ve müsabakaların bölücü bir karakteri de var.     

           Daha çok kongre seçimlerinde sergilenen, güzel bir davranış göze çarpıyor: Seçimi kazanan aday teşekkür konuşması yaparken, ”Diğer adaylar da çok değerli kişilerdir, en az benim kadar onlar da bu göreve layıktır” gibi nazik bir dil kullanarak, kaybeden tarafın gönlünü alıyor. Böylece havayı yumuşatıp, bölünmeyi önlüyor.                

           Bu güzellik siyasete de taşınsa ne iyi olur. Buna çok ihtiyacımız var. Yoksa tepedeki ,“Tencere dibin kara, seninki daha da kara” tarzındaki konuşmalardan, siyaset kurumuyla birlikte ülkemiz de zarar görüyor. Ayrıca bu yanlışlık,”Balık baştan kokar” ata sözünün anlattığı gibi alt kademelere de yansıyor.                 

            Hiç unutmuyorum, bir zamanlar bir basın mensubu zamanın başbakanına, “Efendim biliyorsunuz   falanca parti lideri size … şeklinde, ağır sözler söyledi. Bir cevabınız olacak mı?” diye sormuştu.

            Başbakan hiç düşünmeden cevap verdi: “ O, diplomatik nezaketi bilen, kültürlü bir insandır. Hele böyle seviyesiz sözleri asla söylemez! Sizin bir yanlışınız vardır! ” diyerek konuyu kapattı. 

            Usta siyasetçi habersizmiş gibi davranıp, böyle bir cevap vermişti. Oysa gazetecinin söyledikleri doğruydu. Ama başbakanın o sözlerinden sonra hiçbir parti liderinden öyle ağır sözler duyulmadı. Tam aksine ondan sonra hepsi gayet saygılı ve nazik bir dil kullandılar.   

             Eskiden, “İlmi siyaset” diye bir ders okutulurdu. O ders, bu günkü siyasal bilimlerde okutulmayan konular da içeriyordu. O dersi okuyan öğrenciler, böyle örnek davranışları hızlı sergileyebilecek bir yetenek de kazanırdı. Keşke şimdi de olsa. Buna da çok ihtiyacımız var. Yunus Emre ne güzel söylemiş:      

      Gelin tanış olalım,

 

       İşi kolay kılalım.

 

        Sevelim, sevilelim,

 

        Dünya kimseye kalmaz.                          

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT