1. YAZARLAR

  2. Nazmi Sırıt

  3. Seçime Dair Ne Varsa… Dostane Öneriler
Nazmi Sırıt

Nazmi Sırıt

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçime Dair Ne Varsa… Dostane Öneriler

A+A-

   

7 Haziran seçimleriyle ortaya çıkan tablo, keşke verdiği mesaj itibariyle tüm siyasi partilerce “BİRLEŞİN, BİR ARAYA GELİN. BİRLİKTE ÜLKEYİ YÖNETİN” şeklinde yorumlanabilseydi…

      Öyle ki siyasi, sosyal, ekonomik çalkantıların had safhaya ulaştığı böyle bir dönemde, üstüne üstlük bir de terör belası eklenince kaçınılmaz bir zaruret haline gelmişti böylesine bir işbirliği.

     Ancak ne var ki atılan yanlış bir adım, ilk günkü ifade bozukluğu, intibası ve algısıyla hem bizzati kendisini, hem partisini, hem de ülkeyi “geri dönülmez bir yola” sokmuştur.

     Neyi değiştireceği, ne kadar sonuca tesir edeceği belli olmayan yeni bir seçim demek zaten ciddi ekonomik sıkıntılarla boğuşan, esnafımıza, sanayicimize, tüccarımıza, köylümüze hülasa tüm halkımıza yeni bir külfet yüklemek değil midir?

     Yeniden sandığa gitmek demek, popülizme açık davetiye çıkarmak değil midir?

     Seçim uğruna ülke ekonomisinin tahrip edilmesine göz yummak değil midir?

     Maalesef başlangıçta “yanlış iliklenen gömleğin düğmesi” misali, daha sonraki halkalarda hep yanlış iliklenerek gitmiştir.

      İşin başında sandık sonuçları alınmaya başlandığı o ilk akşam, aceleye getirilerek sarf edilen, kızgınlıkla söylenen olumsuz o sözler yerine keşke daha yumuşak ve mutedil bir ses tonuyla;

      “Allah’ın takdiri, seçmenin tercihi ortaya böyle bir sonuç çıkarmıştır. Aziz milletimiz merak etmesin. Ülkenin içinde bulunduğu bu fevkalade sıkıntılı ortamda, gerekirse partimizi ikinci plana iterek, önce vatan diyerek, taşın altına bırakınız elimizi gerekirse başımızı koyar, ülkeyi hükümetsiz bırakmayız” denilebilseydi ekonomide büyük çalkantılar olmaz, volatilite bu kadar zigzaglar yapmaz,  faiz, döviz, borsa üçgeninde büyük kayıplar yaşanmazdı.

       Anayasamızın temel kurumlarından birisi olan siyasi partilerimizin tamamı her şeyden önce millete, memlekete hizmet gayesiyle kurulmuş teşekküllerdir.  Her birinin mutlak surette hedefi, iktidar olarak yönetime talip olmaktır.

       Hiçbir siyasi teşekkül daha işin başında muhalefet partisi olacağım niyetiyle kurulmamalı aksine iktidar olup, muktedir olmak iddiasıyla ülke meselelerini çözebilecek, ciddi programlara ve bunları uygulayacak deneyimli kadrolara sahip olarak yola koyulmalıdır.

       Siyasi partiler neyi nereden, nasıl hangi kaynakla ne kadar surede yapacaklarını tek tek ifade edecekleri ve seçmeniyle taahhüt imzalayabilecekleri seçim beyannameleriyle birbirlerine üstünlük sağlamalıdırlar.

       Aksine günübirlik söylemler, atılan hamasi nutuklar, vatandaşı galeyana getiren sloganlar, tribünü selamlamanın ötesinde başka bir mana ifade etmemektedir.

     Gelelim can güvenliği ile birlikte seçim ve sandık güvenliğinden de ciddi endişe duyulan ertelenmesi dahi gündeme gelebilecek 1 Kasım seçimi ve stratejilerine.

     Bölücü P.K.K çetelerinin son eylemlerine kadar neredeyse unutulmaya yüz tutmuş vatan ve bayrak kavramlarının taçlandırdığı milliyetçilik rüzgarlarının yeniden yurt sathında kuvvetli esmeye başlamış olması yaklaşan seçimlerde bu düşünce ve camia üzerinden ince hesaplar yapılacağını göstermektedir.

      Her şeyden önce bizim Milliyetçilik anlayışımız, aziz milletimize duyulan derin sevginin samimi bir ifadesi, bu ülkenin var oluş sebebi, devlet yapımızın ise ana omurgasını teşkil eder.

      78 milyon insanımızı kaderde, tasada ve kıvançta bir araya getiren büyük yapının temel harcı ve çimentosudur. Onsuz Türkiye inşa etmek “kuru pere duvar inşa etmek” demektir.

      Taşıdığı tarihi misyon gereği devletin milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden gayri milli unsurlara ve pusudaki ihanet şebekelerinin sinsi planlarına karşı dur diyebilecek, milli refleksimizi ortaya koyabilecek, gücünü aziz milletimizden alan çok daha büyük bir harekete ihtiyaç duyulduğu da aşikar ortadadır.

      Bu minvalde tüm partiler için geçerli olan sözüm seçim sonrası şayet “Araba devrilince yol gösteren çok olur” denmesini istemiyorsak bütün partilerin bugünden tezi yok tabanın ve teşkilatların sesine kulak vererek seçmeni heyecanlandıracak, galeyana getirecek özel ve güzel isimleri listelerine dahil ederek, seçim maratonuna başlamalarıdır.

      Aksini savunmak, küçük olsun benim olsun anlayışıyla,  adamcılık ve kayırmacılık yapmak temsil ettiğiniz fikir ve düşünceyi sekteye uğratmakla kalmaz, DEMOKRASİ’yi güzel vasıflarından kopartmak ve budamak olur ki sonuçta bu işin kaybedeni bizzati siyasi parti genel başkanlarının olması bir yana, taşıdıkları misyon olur.

      Olanda TÜRKİYE’ye olur!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT