1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. Selçuk Öztürk neyi doğru yaptı?
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

Selçuk Öztürk neyi doğru yaptı?

A+A-

Yatıp kalkıp yüce rabbime dua ediyorum. Ne güzel dostlarımız var, ne kadar samimi okurlarımız var.
Dün öğlene kadar telefonla, sanal kanallarla birçok dostumuzla görüştük. Çaya, kahveye gelen güzel insanları vardı.
ALİMLER HAYVANLARI NİYE ÇOK SEVERLERMİŞ?
Doğrusunu söylemek gerekirse 11.30’a kadar gelen bilgiler hep can sıkıcı idi.
Ta ki 11.30’da bir din görevlisi abimiz telefon etti. Ağzı dualı örnek imam abimiz önce güzel, güzel dualar ettikten sonra pazar gecesi iki köpeğim ile sosyal medyada paylaştığım fotoğrafı yorumlayan abimiz;
“Biliyorsundur ama sana alimlerden bir şey hatırlatmak istedim.
Bir alim “Ben hayvanları seviyorum” demiş. Diğeri, “Ben senden daha çok seviyorum. Çünkü onların ağızları dilleri yok. Onlar bizler gibi dedikodu yapmazlar, fitneye fesada sebebiyet vermezler...” der.
..........
Şeytan bir gün huzur içinde geçinip giden bir aileye bakar bakar, “Ne yapayım da şunların huzurunu bir bozayım” der.
O sırada ailenin gelini ineği sağmakta, bağlı buzağıda onlara bakmaktadır.
Şeytan gider dananın ipini çözer.
Dananın ipi çözülünce ineğin yanına gider. Gelin gelmesin diye danaya vurur. İnek öfkelenir çitmeyi atar gelin boylu boyunca yere serilir.
Gelinin yere düştüğünü gören kayınpeder öfke ile gider duvardaki çifteyi alır ineği yere serer,
Silah sesini duyup koşarak tarladan gelen oğlan babasının elinde tüfek karasının boylu boyunca yerde yattığını görünce belindeki tabancaya sarılır ve o anki ruh hali ile babasına sıkar. Babasını öldürür.
Olayları baştan buyana görüp saçını başını yolan gözü yaşlı ana oğlunun önüne kendini atar ve durumu anlatır.
...........
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan kendi kendine başlar konuşmaya
“Bu felaketi de şimdi bana yüklerler. Hâlbuki ben sadece buzağının ipini çözdüm. Başka ne yaptım?” der...
................
Ali Hocamdan Allah bir değil, bin kere razı olsun.
Bu saate kadar olan gazımı aldı. Biraz olsun beni sakinleştirdi.
İyiyiz. İyiye gidiyoruz. Gideceğiz de inşallah.
............
Ama lütfen sizden gelen bir iki konu ile okurlarımızın şehir ve insan düşüncesini paylaşalım.
Birkaç yıldır tanıdığım yani sonradan tanıdığım genç bir okurumuz var. Bu genç Ak parti ilçe teşkilatında yıllarca çalıştı. Kendisini o yıllarda tanıdım. Hâla teşkilatta mı bilmiyorum. Çok güzel bir STK’da görev aldı. Hâla orada mı onu da bilmiyorum. Ama kendisi ile hep sanal ortamlarda sürekli yazışırız.
Bu genç yürekli insan tam bir şehir sevdalısıdır. Çok sıkı bir partili olmasına rağmen herhangi belediye başkanının uygulamasından duyduğu rahatsızlığı da medeni bir şekilde dillendirir, yapılan rant işinden de vicdanen rahatsızlık duyar.
Mesela şehre çok üzülür, “Yazılarını çok beğenerek okuyor ve takip ediyorum. Rabbim sizin gibi gazetecileri başımızdan eksik etmesin, inşallah. Rabbime emanet olun abi. Saygılarımla” der aradan bir zaman geçer;
“Selamünaleyküm abi nasılsın?
Senden bir ricam var. Konya’da almış başını giden ev kiralarını da köşene taşısan belki faydalı olur belki ev sahipleri vicdana gelirler. Asgari ücretin 1.300 lira olduğu bir ülkede yaşıyoruz. 600 liradan aşağı ev yok. Adama diyorsun asgari ücretin ne kadar olduğunu biliyor musun? Adam ‘sen vermezsen Suriyeliler verir’ deyip kapatıyor. Allah aşkına abi köşene taşı bu konuyu insanlığımızı kaybetmeyelim birlik ve beraberliği kardeşliğimiz gitmeden insanların gözünü para hırsı bürümeden” der.
...
Bu yürekli insan canım kardeşim geçen hafta belediye otobüsünden iki kare çeker ve altına da şöyle yazar;

genc-otobuste.jpg

“Es Selamünaleyküm değerli abim. İyisindir inşallah.  Bu gençlerin ar damarımı çatlamış artık. Ne büyüğüne saygısı ne de küçüğüne sevgisi kalmış. İmam Hatip okuyan da aynı, üniversite okuyanı da aynı. Her zaman deriz ya diplomayla adam olunmuyor diye. Bazılarının kanında var eşeklik çok özür diliyorum abi. Ama gerçek bu maalesef biz ne zaman insanlığımızı kaybettik. Gençlik nereye gidiyor? Anne ve babaların çocuklarını okutma gayeleri nedir? Nasıl bir eğitim ve nasihat veriyorlar? Bireyler çocuklarını sadece meslek sahibi olsun, rahat etsin geleceğini kurtarsın diye mi okutuyorlar? Yoksa vatana millete hayırlı olsunlar diye mi? Hayırlı bir birey büyüğünü saysın küçüğünü sevsin diye mi okutuyor?
 ......

Dedik ya bu kardeşimiz çok genç. İdealist. Dünya Lideri ile dünyanın en iyisi olduğumuza inanıyor. Dahası inanmak istiyor. Ama duydukları ile gördükleri bir türlü örtüşmüyor. İnsanlığın, İslamiyet’in bu gördükleri ile uyuşmadığına bir yerde isyan ediyor.
Eğitim konusunda en büyük tehlike bu beyler.
Size göre çok küçük bir örnek.
Belki şimdi bazı okurlarımız yorumlar yapacaklar,“Memlekette her şeyi bitirdin de bu mu kaldı” diyecekler. Hatta bu konuda bizi günlük takip eden ve gıcık olanlar var onlar da, “Ha sen şimdi gazeteci misin? Yazacak bir şey bulamadın da bunu yazdın” diye kendilerince eleştirecekler.
SELÇUK BAŞKAN YİNE 1 NUMARA
Geçtiğimiz hafta şehrimizde yapı fuarı vardı. Biz de kendi cüssemiz kadar gittik, gezdik, gördük ve döndük.
Kendimizce bir kanaat oluşmuştu.
Ama bir yerde de dostlara ve rakamlara inanmamız gerekirdi.
Mesela bizim fuar yazımızın çıktığı gün Osman Başaran abimiz 00.15’te şunları yazıyordu;
“Abi hayırlı geceler. Fuarda olduğum için günlük gazeteleri okuyamıyorum. Bugün arkadaşlar uyardı.  Şimdi misafirlerden ayrılınca sosyal medyadan okuma fırsatım oldu. Fuar alanının boş olduğu düşüncesine katılmıyorum.  Perşembeden bu yana, fuarda olduğum süre boyunca 1 tane tam sigara içmedim inan.
Fuar yetkililerinden aldığım bilgiye göre geçen yıl toplam ziyaretçi sayısı 5 bin civarında.  Bu yıl ilk gün 4.600 ikinci gün yine 4 binden fazla. Tahmin ediyorum pazar akşamı bu sayı 20 bini geçmiş olacak. Biz fuarda 2 genel merkez üyemiz,  2 derneğimiz ve 18 Konya üyemiz ile yer alıyoruz.  Bu aksam fuar sonrası mini bir değerlendirme yaptık hepsi memnundu. Gonya tabiri ile şıkır şıkır ediyorlardı.”
…………
Evet Osman abimiz yüzde yüz haklıydı.
Rakamlar bunu zaten ispat ediyordu.
Ama bilen bilir. Takıntılı mı takıntılı bir adamım. Dostlara inanırım. Rakamlara saygı duyarım ama bir de gördüklerimiz ve hissettiklerimiz vardı.
Başladık işi kurcalamaya.
Şimdi size dahası kamuoyuna sorarız;
15 gün önce İstanbul’da Türkiye’nin vizyonunda, Dünya kenti İstanbul’da inşaat fuarı olacak.
15 gün sonra Konya’da.
Kim inanır buna?
Ya da Konya’da fuar varken, Türkiye’nin başkentinde aynı tarihlerde “Tünel fuarı” olacak.
Kim takar Konya’yı?
Haaa takar. Usulen büyük firmaların iş bilen yöneticileri kurumlarını temsilen kendi adamlarını sadece görüntü vermek için 2 saatliğine Konya’ya gönderirler. Gelirler fuarda görüntü verirler kebaplarını yerler ve akşama tekrar dönerler. (Rakamlar hep haklıdır)
………
Şimdi ne demek istediğimizi anlatabiliyor muyuz?
Haaa bu fuar işinde Konya fuarına TİM’lerin desteği yüzde yüz.
KONSİAD gibi derneklerimizin yüreği ve icraatları süper.
KTO Başkanı Selçuk Öztürk’ün bu fuar alanı ve fuarcılık konusundaki doğrusu yüzde bin yüz doğru.
Ammaaaaa her şey bir tarafa bu işin takvimi bile yanlış.
Yoksa burada faturayı TÜYAP’a mı kessek?
Ne derseniz.
………………..
Çok şükür hep şunu söylüyor ve bu şekilde dua ediyoruz
“Yeter ki Cenab-ı Allah’a karşı veremeyecek bir hesabımız olmasın. Kulların fitnesinden fesadından iftirasından korusun”...
Gerisi boş.
Gerisi iki ayaklı şeytanların (!) ipi çözüvermesi...
Böyle düşünüyorum.
İnşallah yanılıyorumdur.
Allah’ım günahlarımızı affetsin, ıslah etsin.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Şaka yoluyla söylenmiş olsa bile, akıllı insanın ders almayacağı söz yoktur. Ama cahilin önünde yüzlerce hikmetlerden bahsetsen, bu onun kulağına şaka gibi gelir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Park ve bahçelerde dinlenen insanların dilenci, anketçi ve makbuzcular tarafından rahat bırakıldığı ya da bıraktırılabildiği zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum