1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Akıncı

  3. Sigorta suiistimallerindeki cüretkârlık
Hüseyin Akıncı

Hüseyin Akıncı

Yazarın Tüm Yazıları >

Sigorta suiistimallerindeki cüretkârlık

A+A-

Sigorta suiistimallerinin 25 yıldır sektördeki araştırmalarını yöneten bir araştırma uzmanı olan Atilla Çilingir’den alıntıları paylaşmak istiyorum. Atilla Bey anlatıyor: Ardımda kalan bu uzun süreçte incelemiş olduğum hayat, sağlık ve işsizlik sigortaları dosyaları içerisinden seçtiğim çok çarpıcı olanlarından bir kaçını siz değerli okurlarla paylaşmak istedim. Anlatımını gerçekleştirdiğim bu olaylarda kişi, yer, zaman ve herhangi bir kurum ve kuruluş adı belirtilmedi, yapmış olduğum işin insani ve hukuki yönüne sadakatle bağlı kalındı. Bu bölümde anlatacağım “cüretkâr maceralar” hem geleceğin sigortacılarına hem de sigortalılarına ders olması açısından kaleme alındı.

Hayat sigortaları içerisinde araştırıp da unutamadığım dosyalardan birisi; İzmir’de başlayıp, Adana’da sonuçlanan bir “Sülün Osman” hikâyesiydi… “Şüphesiz dünyada en büyük hastalık, fazla akıllılıktır!” Üç defa öldü. Şimdi hapiste!

SİGORTAYA TOKAT!

Kanser olan karısının ölümünden önce, hayat sigorta primini 100 katına çıkaran B.S, istediği tazminatı alamayınca içine intikam ateşi düştü. Üç ay sonra kendisini ölmüş gibi göstererek yüklüce bir tazminatı alabilmesi için oğlunu kanuni varis yaptı. Kolay para kazanmanın tadına varan B.S para işini bir kez tekrarladı ve aldı. Bir daha, bir daha… Yüklü tazminatlar cebe inmeye başladı. Ancak dördüncü işinde ölümünden şüphelenen sigorta müfettişi olarak yapmış olduğum araştırmalar sonunda, dolandırıcılıktan cezaevini boyladı.

İŞTE GERÇEĞİN KENDİSİ

B.S.’nin yüreğine şeytan ne zaman düştü bilinmez ama kanserden ölen karısı M.’nin ruhu öbür dünyaya kavuşmadan birkaç gün önce, hayat sigortası primini 100 katına çıkarıveriyor. Ancak bu kadar riski yüksek bir hastalıkta ve yüksek bir prim artışını tespit ederek olaya el koyan ilk sigorta şirketi, bu yüksek prim artışını kabul etmiyor, fakat mevcut poliçeden doğan yasal hakkın getirdiği tazminat kadarını ödüyor. Ama B.S. bir kez daha sigortadan büyük bir tazminat almayı aklına koyuyor. Aradan birkaç ay geçtikten sonra bu defa kendisi ölüveriyor.

“Ne tesadüf” demeyin! B.S. aslında turp gibiydi. Ama ölümünü belgeleyen resmi makamı, ilgili doktoru, nüfus müdürlüğü ve mezarlık müdürlüğü görevlisini bir şekilde yanıltarak ve veraset ilanı için müracaat ettiği mahkemeden alınmış gibi sahte bir belge dahi düzenleyerek; yine hayali bir trafik kazası sonucunda kâğıt üzerinde ölüveriyor.

Bu durumda ölüm belgelerini gönderdiği ikinci sigorta şirketi de ‘ hayat poliçesinde’ yazan ‘vefat tazminatının’ ödemesini kanuni varisi olarak görünen A.S’ye gönderiyor. Tabii ki A.S de almış olduğu bu tazminatın parasını derhal babasına teslim ediyor.

Artık B.S. emekli maaşı gibi üç ayda bir iyi bir tazminat almanın hiç de fena olmayacağını düşünüyor. Aynı işlemi bir başka sigorta şirketine uyguluyor. Üçüncü kez ve yine iyi bir tazminat bir önceki yolla cüzdanına giriyor.

30 YAŞINDAYMIŞ

N.A çalıştığı şirket tarafından sağlık sigortası kapsamına alındı. Özel sağlık kurumlarından tedavi görecek olması onun için çok güzel bir şeydi ama bu imkân sadece ona tanındı. Bir aile yakınına değil!

 

O gece annesi rahatsızlandığında gittikleri özel hastanenin nöbetçi doktorundan rica etmiş ve kendi özel sağlık sigortası ile annesini hastaneye yatırdı. Gecenin o saatinde sigorta şirketinin görevlisi de yoktu. Hem annesini yatıran doktor da bu duruma göz yummuştu.

Ertesi gün hastanenin deneyimli personeli ve sigorta şirketinin görevlisi, hastayı ziyaret ettiklerinde yatış formunda yazan doğum tarihi ile hastanın görünen yaşının çok farklı olduğunu tespit etti. En az 50 yaşında görünen hasta kadının, “30 yaşındayım, bu hastalık beni yaşlı gösteriyor” cevabı herkesi çok güldürmüştü.

Görevlinin hastanın kimlik kartını istemesi üzerine olay ortaya çıktı. Esas sigortalı olan bayan, bu planı gece annesinin yatışını yapan doktor ile birlikte yaptıklarını itiraf etti. Sonuç olarak, hastanenin tüm masraflarını kendi cebinden ödeyen sigortalının poliçesi iptal edildi, görevli doktorun işine son verildi. Olayın ortaya çıkması ile anne ve kızının yaşadıkları utanç, onlara hiç unutamayacakları bir ders oldu.

“EŞİM” DİYEREK METRESİNİ TEDAVİ ETTİRMEZ Mİ?

Sigortalı R.A. eşinin ameliyat faturasının bedelini almak için faturasını sigorta şirketine göndermişti.

Şirket doktorları yapılan ameliyatın müşahede dosyasını ve diğer tıbbi belgelerini ilgili hastaneden istediklerinde; hastaneye ameliyat olması için yatış onayı veren doktorun hastayı başka bir isimle yatırdığının farkına vardılar. Kurumun araştırma görevini üstlenen sigorta müfettişleri, incelemeleri sonucunda ilginç bir netice elde ettiler. Ameliyat için hastaneye yatırılan ve ameliyat edilen kadın sigortalının “eşi” değil “metresi” çıkmıştı.

Sigortalıya bu durum açıklandığında; şirketi dolandırmaya kalkan uyanık çapkın, hakkı olmayan tazminatı almaktan vazgeçtiği gibi sigorta şirketi yetkililerine, olayı kapatmaları için günlerce yalvarmıştı. Maazallah karısı bu olayı duysaydı kim bilir neler yaşardı, neler…

İnsan ömrünün bir çeyreklik süresini geride bırakmış olduğum bu meslekte; binlerce dosya inceleyip, çok çarpıcı sonuçlarla karşılaştım. Önümüzdeki dönemde de yine çok ilginç, gülünç, hüzünlü, vay canına dedirtecek pek çok olayla karşılaşacağım da muhakkak. Ülke ekonomisinde önemi giderek artan, büyüyen ve gelişen sigorta sektörümüzde; önümüzdeki dönemde, sigorta müfettişliği/Sigorta dedektifliği; güncelleşmiş yeni yasalar ile bu sektörde layık olduğu yeri aldığında, geçen yıllar içerisinde edinilen tecrübeler ve çözülen olaylara uygulanan yöntemler; bu maceralar ile dolu görev tanımı için alt yapıyı oluşturan bilgi kaynakları olacaktır. Bu mesleğe yeni başlayacak olan gençlerin bu bilgi yumaklarından çok şeyler öğreneceklerine de eminim…

Dosya ve hasar araştırma uzmanı Atilla Çilingir Bey’in deneyimlerini sizlerle paylaştım. Kazasız, hasarsız günler dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT