1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. SİYASET ÜSTÜ
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

SİYASET ÜSTÜ

A+A-

Dinsiz millet olmaz. Halkın dinini öğrenmesine her millet büyük önem verir. Eğitim kurumlarında verilen din eğitiminin yanında, basın-yayın kuruluşlarınca yapılan dini yayınların da bu konuda önemli bir yeri vardır. Özellikle Ramazan’da, birçok kanalda çok güzel dini programlar yayınlanıyor. Allah hepsinden razı olsun.  

       Ama ne yazık ki bazı insanlarımıza bunların hiçbiri ulaşmıyor. O kanal falanca siyasi görüşün kanalı, bu kanal filancaların kanalı derken artık bazılarının dini yayınları izleyeceği kanal kalmıyor. Bir de dini yayınları asıl onların izlemesi gerekirken bu nimetten tamamen bihaber yaşayan yurttaşlarımız var. Örneğin, Konya’nın kalabalık kavşaklarındaki trafik lambalarında sıkça görmeye alıştığımız dilenciler; sokaklarda yaşayan çocuklarımız; meyhane, gazino, diskotek gibi, dini program izlemeye uygun olmayan yerlerde ömür tüketen insanlarımız, bu eğitimden hiç yararlanamıyor.      

       İnsanların hepsinin fotoğrafı, parmak izi farklı olduğu gibi görüş ve kanaatleri de farklı olabilir. Kafaların dışını aynı yapamadığımız gibi içini de yapamayız. Parmak izlerimizin hepsini aynı yapıya getiremediğimiz gibi anlayış tarzımızı, görüş ve kanaatlerimizi de aynı yapıya getiremeyiz. İnsan olarak biz hem aynıyız, hem farklıyız. Örneğin herkes insan ama hiçbiri diğerine tıpatıp benzemiyor. Bu farklılığa bir itirazımız olmuyor da farklı düşüncelere niçin tahammül edemiyoruz?

       İnsanlık tarihi boyunca farklı dinler, farklı düşünce ve kanaatler arasında daima problem yaşanmıştır. Dinleri yasaklayanlar bile olmuş, ancak yine de bu problemlere engel olamamıştır. Nihayet din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve kanaat hürriyeti noktasına gelinmiştir. Ancak bunlar da doğru anlaşılamadığı ve iyi yönetilemediği zaman toplumların bölünüp parçalanmasına, herkesin ayrı bir telden çalmasına, toplumsal mutabakatın, birlik ve dayanışmanın gittikçe zayıflamasına yol açıyor.    

        Hiç olmazsa asgari müştereklerde birliğin güçlendirilmesi bu açıdan çok önemlidir. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde Din bunların başında gelir. Müslümanlar için en güçlü birleştirici kurum dindir. Ancak herkesin itibar edeceği, güçlü otorite kurabilecek, dini bir kurum olmazsa dinde de bu mümkün olmaz. Osmanlı idaresi hem zahir, hem de batın alimlerini yanına alarak bunu başarmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığının hiç yıpratılmaması, olabilen en üst seviyede güçlendirilmesi, siyasetten arınmış, özerk bir yapıya kavuşturulması ve dinde tek otorite haline getirilmesi bunu sağlayabilir. En doğruyu Allah’ın bildiğini bizim insanımız iyi bilir. Yeter ki Diyanetin tarafsız ve doğru bilgi verdiğine inansın. Bayram geliyor. Bayrama Suudi Arabistan’la bir gün önce veya sonra başlayan insanlarımızı da ikna edecek kadar Diyanetin sesi gür çıkmalıdır. Bir de hocalarımızın siyasetten uzak durması, en azından siyasi görüşünü belli etmemesi gerekir.  

       Hiç unutmam, tanıştığım bir imam arkadaş cemaatten birine, “Aslında senin yerin bizim parti, hadi sen de bizim partiye katıl”, demişti. Hoca hiç beklemediği bir cevapla karşılaştı: Adam,” Birçok hoca o partide toplamışsınız. Dini birbirinize anlatın durun artık, bize de bir öğreten bulunur. “ demişti! Allah, dini kurumlarımızı da dini bilen ve öğreten değerli insanlarımızı da politikadan uzak kılsın. Amin.

 

  

YABANCILAR

 

Okumaya hasretti insanımız

Okutturmadılar

Cahil, güçsüz kaldı çocuklarımız

Umursamadılar

 

Kendi okullarımızdan kovdular

Hiç utanmadılar

Kendimizden sandığımız insanlar

Bizi horladılar 

 

Tesettürle okula almadılar

Kötü davrandılar

Elin yapamadığını yaptılar

Cahil bıraktılar

 

Kızları okutun diyen aydınlar

O sözde aydınlar

Kendi halkını hiç tanımayanlar

Yerli yabancılar  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT