1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Siyasetçi, Gazeteci ve Ahlak
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasetçi, Gazeteci ve Ahlak

A+A-

Bugünkü yazımın konusu GDO makalelerimin devamı olacaktı ancak son zamanlarda yine siyasetçilerin, bazı köşe yazarlarının güya fikir adamlarının üslupsuzluğu, mantıksızlığı, sebepsizliği ve ahlaksızlığı aldı başını gidiyor.

Gidiyor da ne oluyor, ortalığı talan, yalan, falan-filan ediyor. Bunların yazıları;

Üslupsuz: zira aşağılamacı, küfürlü ve kışkırtmacı.

Mantıksız: konular arasında bir organik bağ, destek ve algı bütünlüğü yok.

Yalan: olayları olduğu şekliyle değil de kendi algılamalarına göre, yanıltıcı aktarıyorlar.

Falan-filan: dedikoducu, fikirsiz, yanıltmaca dolu, boş laflar. At öt…ü, sel götürdü.

Bunların isimleri ve resimleri kocaman verilmiş, cüce oldukları halde devleştirilmiş.

İsimlerine bakıyorsunuz dağlar gibi, resimlerine bakıyorsunuz ağlar gibi,

Konuşmaları bakıyorsunuz çağlar gibi, Ancak yazıları yola diken bağlar gibi.

Halbuki, dağ yücelik, ağlamak anlamak, çağlamak coşmaktır.   

İstiyorlar ki, onların doğruları bizim doğrumuz, onların yanlışı bizim de yanlışımız olsun.

Desek ki, “peki ama bizim doğrularımız neden sizin doğrularınız olmuyor

Derler ki, “hayır kardeşim bu iş tek taraflı, çünkü siz ortaçağ hükümetisiniz, aklınız ermez

Desek ki, “biz mi haklına zulmettik, biz mi okulları başörtülü kızlarımıza kapattık, biz mi katsayı uygulamasını koyduk, biz mi ekonomiyi batırdık, biz mi devleti yerlere yatırdık, biz mi ilimciye istihbarat yaptırdık, bilimciye kösteki saydırdık?”

Derler ki “hayır ama siz irticacıydınız, siz gericiydiniz, siz Atatürk düşmanıydınız

Desek ki “ne oldu şimdi, nereye gitti irtica, gericilik, Atatürk düşmanlığı

Derler ki “heh, heh, heh, heeeeeee, amma safmışsınız, biz böyle adamı kuzu gibi yaydırırız, işimize geldiği gibi lafı kaydırırız, daha da olmadı geziler, tavşan-tazılar uydururuz

Desek ki “biz ne yapalım öyleyse, biz bu vatanın eşitlikçi evladı değimliyiz?

Derler ki “ne eşiti ne evladı be kardeşim; siz kölesiniz, biz beyiz; siz avam’sınız, biz has’ız; benim bir oyum senin iki oyuna bedel olmalı. Benimle nasıl EŞİT olursun, nasıl KOŞUT olursun?,

Desek ki “EŞİT’ i anladım da KOŞUT u anlamadım

Derler ki “Koşutu anlamazsan eşiti de anlamazsın. Koşut bizim paralelimizdir. Biz onlara yeri gelir karşı geliriz, yeri gelir koşut oluruz, bazen de gizli devlet oluruz. Dedik ya biz devleti giz’leriz, zamanı gelince de sizi öz’leriz”  

Biz de deriz ki “biz de arılar gibi çalışarak vız’ larız, giz’lerinizi köz’leriz, koşut’ larınızı toz’larız, zamanı gelince de Cumhuriyetimizi demokrasi ile söz’leriz, böylece de demokrasi düşmanlarını az’larız.

Az’ lanan siz’ler de, cumhuriyet ile nikahlanan demokrasinin düğününde sız’ lar sınız.  

Bu da bizden size kapak olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT