Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Siz Kimsiniz? Yamyamlar

A+A-

Zamanın yamyamları insanı etiyle değil fikriyle yemeye çalışıyorlar. Son zamanlarda beyan-ı fikir altında tahammül sınırımızı zorlayan karelerle sıkça karşılaşmaya başladık. Bunları gördükçe öyle içim acıyor ki, tarif edilemez ve dozu bilinemez bir yürek yarası.

Kendini çağdaş, laik, ilerici, devrimci, komünist, ulusalcı gören bir kesim. Hedefleri vurmak, kırmak, yakmak, yıkmak. Sloganları çağın çok gerisinde kalmış olan “tek yol devrim”. Her durumda ve zeminde ortaya mantar gibi aniden çıkıyor, yakıp yıkıyor. Sonra da hiç bir şey yapmamışlar gibi mağdurları oynayarak fikir yamyamlığı yapıyorlar.

Medya ve basından akıl hocaları veya ağababaları yaptıklarını haklı buluyor, görevi insanların mağduriyetini önleme olan güvenlik güçlerinin haklı mukavemetini orantısız güç olarak yorumluyor ve böylece kuzucukları daha da cesaretleniyorlar. Tosuncukların için yakma, yıkma bir özgürlüktür, ancak masum vatandaşların dur deme özgürlüğü yok.

Polise kardeşim. Lütfen bunlara vurmayın, önüne çıkmayın, dur demeyin, hele de hiç gaz kullanmayın. İstedikleri kadar kırsınlar, yıksınlar, ta ki yoruluncaya kadar.

Ne mi yapın? Yoruldukları an kollarına girin. Vurmayın, sövmeyin, dövmeyin, merkeze topluca götürün ve deyin ki; ne istiyorsun? Bırakın istedikleri kadar bağırsınlar.

İnanın diyecek bir şey bulamazlar. Bunlar zaten ne ve niye yaptıklarını bilmiyorlar.

* * * * * 

Bu arada Pusula yazarlarında yakışıklı birisi devamlı Başbakanımız hakkında yazıyor. Yazıyor da,  hep aynı terennümle “testiyi kıranla, koruyanı aynı kefeye” koyuyor. “kıranı değil de koruyanı” kınıyor.

Galiba hukukçu olan bu genç adama (kendisini tanımıyorum ve görmedim de) göre, devletin temel ve koruyucu yapısını oluşturan kuvvetler ayrılığı pek geçerli değil. Yani bir kabzımal, insan hukukundan ziyade sattığı ürünün hukukundan bahsediyor.

Tenkit yapmak demokratik bir haktır ancak, tenkit ederken “şark kurnazlığı” yaparak tahrike yöneldin mi işi çığırından çıkaran Başbakan olamaz. Hukukçunun hukuka en saygılı olması gerekirken, tahriki hukuk gibi kullanma hırsına ne demeli?

Size yakışan “Sezar’ın hakkını Sezar’a” vermek olmalıdır. Feyzioğlu ve Kılıç’ın tavrına ideolojik bakışla haklı olduklarını savunursan, vatandaş olarak benim de hukukçuya saygım kalmaz. Son zamanlarda hukuku temsil görevi olanların, hukuku koruma ve kollama adına, birtakım kişisel hesapları için öne çıkma isteğine şahit oluyoruz. Kurumu temsil görevi başka, hukuku kişisel emellerine alet etmek başka, değil mi? Ben, kabak kelekten daha mübarektir desem, kralın zevkine göre hareket etsem bir tarımcı olarak tarıma ve üreticiye vicdansızlık yapmış olmaz mıyım?. Sapla samanı, hukukla kazanı karıştırmayalım.   

Güzeller güzeli “kuru kavaktan düdük çıkmaz”. Hukuk aynı zamanda vicdan ve mantık işidir. Hukukun tüm kuralları kitaplarda, yasalarda yazmıyor. Biz yazanlarla ittiba etmek zorundayız. Özel konularla devlet işini karıştırmayalım. Bu arada özel ve kamu hukuku hakkında ders vermeye kalkmayın.

Benim vicdanım “başbakanı sevmeyenleri ben de sevmiyorum” diyebilir mi? Ben bir öğretmenim ve ders anlatırken kimsenin beni sevip sevmediğine bakmam. Herkes benim için 1 birim insandır derim ve işimi yaparım. Öğrenci beni dinlemek, başka öğrencilerin de hakkını düşünerek huzuru bozmamak durumundadır. Ön yargılı olmayalım. Bence de ön yargılı insanlar hep zararlı insanlardır. Kültürümüzün ve varlığımızın temelini oluşturan sevgi, hoşgörü, zerafet, nezaket, letafet bizim şiarımız olmalıdır, sevgili ve yakışıklı ve de genç adam.  

Bence de demokrasi kültürünün, nezaketsizliğe tahammülü yoktur. Yönetmeye talip olma demokrasinin temelini oluşturan seçimlerden geçer, hatırlatırım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT