1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Sosyal Medya ve Aile Forumu"
"Sosyal Medya ve Aile Forumu"

"Sosyal Medya ve Aile Forumu"

Diyanet İşleri Başkanı Görmez:- "Eğer bugün kıyamet kopacaksa, yeryüzünde çocuklara karşı işlenen istismar suçlarından dolayı kopar. Çocuk, Kuran'da 'Allah'ın emaneti', 'gözün nuru' diye tarif edilir. Bu utancı hep birlikte atmak için bir çaba içerisine g

A+A-

ANKARA (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, çocuk istismarlarına ilişkin, "Eğer bugün kıyamet kopacaksa, yeryüzünde çocuklara karşı işlenen istismar suçlarından dolayı kopar. Çocuk, Kuran'da 'Allah'ın emaneti', 'gözün nuru' diye tarif edilir. Bu utancı hep birlikte atmak için bir çaba içerisine girmek varken, bunu ayrıca bir ayrışma, karşılıklı politik istismar haline getirip insanların birbirlerini suçlaması, birbirlerini utandırmak için çaba içerisine girmesi, en az birincisi kadar kötüdür." dedi.

Görmez, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Konferans Salonunda düzenlenen "Mahremiyet Bağlamında Sosyal Medya ve Aile Forumu"na katıldı. Açılışta yaptığı konuşmasına şehitlere Allah'tan rahmet dileyerek başlayan Görmez, "Bir an önce bu topraklarda hiçbir ciğerparemizin, evladımızın can vermediği barış, huzur ve güven içerisinde milletçe yaşamayı Cenab-ı Hak bizlere nasip eylesin. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.

- "Mahremiyet, ailenin saygınlığı demektir"

"Mahremiyet Bağlamında Sosyal Medya ve Aile" konusunun çok önemli olduğunu vurgulayan Görmez, "Aile bizim dünyadaki cennetimizdir. Aile ilahi bir varlık olarak değerlendirildiğinde 'nikah' bir misak olarak kabul edilmiştir. Nasıl ki, peygamberlerin Allah'ın dinini insanlara anlatmak için verdiği sözler 'misak' olarak adlandırılmışsa, iki insanın aile hayatını kurmak için Rabbimize verdiği söz de 'misak' olarak değerlendirilmiştir." diye konuştu.

Görmez, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın Allah tarafından affedildikten sonra ilk fark ettikleri büyük ilkenin mahremiyet olduğunu vurgulayarak, "Mahremiyet, sadece 'aileyi saklamak' demek değildir. Mahremiyet, 'ailenin saygınlığı' demektir, hürmet kelimesinden gelir. Sadece aileyi saklayarak, duvarlar örerek ailenin mahremiyetini sağlayamazsınız. Hürmet kavramı aile hayatının saygınlığını ortaya koymak Allah'ın emridir." sözlerine yer verdi.

Mahremiyet kavramının Türkçeye anlam daralmasına uğrayarak geçtiği için toplum tarafından yanlış anlaşıldığını aktaran Görmez, benzer şekilde "ırz ve namus" kavramlarının da anlamının yüzde 90'ını kaybederek Türkçede kullanıldığını belirtti.

Görmez, ırz kelimesinin aile için kullanıldığında "ailenin şerefi ve onuru" anlamına geldiğini, ailenin dokunulmazlığını ifade ettiğini söyleyerek, namusun ise Cenab-ı Hakkın aile için belirlediği bütün kurallar olduğunu anlattı.

Toplumun "haya" kelimesini bir utanma duygusu olarak algıladığını ve sadece kadınlarda aramaya başladığını vurgulayan Görmez, "Oysa haya hayattır, hayasızlık ölümdür. Var olduğumuzun göstergesi olan bir duygudur. Eğer bir insan haya duygusunu kaybetmişse o insanın varlığı ile yokluğu arasındaki fark ortadan kalkmış, o yaşamıyor demektir. Haya basit bir utanma duygusu değildir." ifadesine yer verdi.

- "Sosyal medya ilmihaline ihtiyacımız var"

Dünyanın kendisine son çağda yeni bir eğlence türü bulduğunu ve bunun kötülüklerin hızı ile etkisini artırdığını vurgulayan Görmez, şu değerlendirmede bulundu:

"İşte bu sosyal medya mecrası, her türlü yalan, iftira sahtekarlık, hakaret, aşağılama, her türlü dedikodu. Bunlar bazen sadece iki insanın arasında, bir şehrin, köyün sakinleri arasında kalabiliyordu. Zararı yayılabildiği oranında etkiliydi. Şimdi sosyal medya marifetiyle her türlü gayri ahlaki söz ve davranış bir anda bütün insanlığı kuşatacak hale geldi. Dünyadaki cennetimiz olan aileyi bu taarruza karşı koruyacak hiçbir savunma gücümüz de yok elimizde. Onun için behemehal Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversitelerimiz, yazarlarımız, düşünce insanlarımızın üzerinde yoğunlaşması gereken önemli konular vardır. Bizim behemehal bir sosyal medya ilmihaline ihtiyacımız var. Diyanet İşleri Başkanlığımız, Din İşleri Yüksek Kurulunun hocaları bir araya gelerek, iletişim uzmanları ile birlikte oturarak sosyal medya ilmihali, sosyal medya ahlakı, sosyal medya hukukuna ihtiyacımız var."

Görmez, bu sorunla mücadele için çocuklara ilk çağlardan itibaren sadece bir bilgi değil, bilinç olarak "mahremiyet ve merhamet" eğitiminin verilmesi gerektiğini ifade etti.

- "Bugün kıyamet kopacaksa..."

Türkiye'nin son bir ayda herkesi insanlığından utandıracak çocuk istismarı konusunu tartıştığına dikkati çeken Görmez, şöyle dedi:

"Bizleri insanlığımızdan utandıran bir diğer husus da hepimizin üzerimizden bu utancı kaldırmak varken, bu konuyu bir politik ayrışma ve birbirimizi suçlama konusuna dönüştürmektir. Bu çok daha üzücü olmuştur. Çocuk istismarı bugünün dünyasında, hani bazı hocalarımız kıyamet alametlerini anlatırlar ya... Değerli dostlar, bugün kıyamet kopacaksa yeryüzünde çocuklara karşı işlenen istismar suçlarından dolayı kıyamet kopar. Bütün insanlığın utanç vesilesi olan bir konudur. Çocuk Kuran'da 'Allah'ın emaneti', 'gözün nuru' diye tarif edilir. Bu utancı hep birlikte atmak için çaba içerisine girmek varken, bunu ayrıca bir ayrışma, karşılıklı politik istismar haline getirip insanların birbirlerini suçlaması, birbirlerini utandırmak için çaba içerisine girmesi en az birincisi kadar kötüdür. Onun için behemehal hem merhamet eğitimi hem de mahremiyet eğitimine ihtiyaç vardır."

Görmez, benzer şekilde medyanın, filmlerin de insanlığa zararı ve faydası karşılaştırıldığında iyiliğin önüne geçtiğini söyledi.

- "Cinsiyetçilik, ırkçılıktan daha kötü bir hastalıktır"

Kadın ve erkeğin yaratılış amacının aynı olduğunu dile getiren Görmez, şunları söyledi:

"Allah'ın halifesi olmak bakımından kadınla erkek arasında zerre fark yoktur. Görev dağılımlarının farklılığı eşitsizlik demek değildir. O sadece vazife dağılımıdır. Bu farkı gözetmek cinsiyetçiliktir. Bu ırkçılıktan daha kötü bir hastalıktır. Biz bu dünyada birlikte yaşarken asla cinsiyetimizi insanlığımızın önüne geçirecek bir hayat yaşayamayız. Mahremiyet açısından birinci vazife, hiç kimse kendi cinsiyetini insanlığının önüne geçiremez. Bugün materyalizmin en büyük silahı kadını bir cinsel objeye dönüştürerek mahremiyetini ihlal ederek, bedenini teşhir ederek, reklam aracı haline getirerek onu yok etmek olmuştur. Buna çağın dışından ve çağın içinden hiç kimsenin itiraz etmesi mümkün değildir. Hiç kimsenin istismar edilmediği, hiç kimsenin bedeninin teşhir edilmediği, insanlığın cinsiyetinin önünde olduğu, insanı insan kılan değerlerin önce olduğu bir hayatı birlikte yaşamamızı emretmiştir. Bütün ilahi dinlerde tesettürün tek gayesi bu olmuş, sadece kadını bir yere kapatmak değil, hayatın içerisinde daima erkeğin de kadının da insanlıklarını öne çıkararak birlikte yeryüzünü imar etmelerini sağlamak olmuştur. Böyle bir dünyayı kurmayı cenabı hak hepimize nasip etsin."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT