1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Suriyeli Sığınmacılar İçin Vatandaşlık Tünelin Ucundaki Işık"
"Suriyeli Sığınmacılar İçin Vatandaşlık Tünelin Ucundaki Işık"

"Suriyeli Sığınmacılar İçin Vatandaşlık Tünelin Ucundaki Işık"

Ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin, insani ihtiyaçları giderilirken, şimdi ise hukuki statüleriyle sahip oldukları hak ve sorumluluklar tartışılıyor- Mülteci Hakları Derneği Başkanı Yıldırım:- "Suriyelilerin direkt vatandaşlığ

A+A-

İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - İç savaştan kaçarak, sığınmacı statüsüyle Türkiye'de bulunan Suriyelilerin insani ihtiyaçları büyük oranda giderilirken şimdi de hukuki durumlarıyla sahip oldukları hak ve sorumluluklar tartışılıyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHRC) ve İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde resmi biyometrik kimlikle kayıt altına alınan 2 milyon 969 bin Suriyeli yaşıyor.

Kayıt altına alınmayan Suriyeliler de dahil edildiğinde rakamın 3 milyon seviyesini aştığı tahmin ediliyor. Türkiye'ye, Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle sığınan Suriyelilerin hukuki statüsü, "sığınmacı" veya "misafir" olarak tanımlanıyor.

Bu kimlik belgeleri, Suriyelilerin kamu kurum ve kuruluşlarındaki işlerini takip etmeleri, yardımlardan yararlanabilmeleri için gerekli. Ancak bu kimlikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılmıyorlar. Oy kullanma gibi vatandaşlık haklarından da yararlanamıyorlar.

Acil önlem kapsamında Türkiye'ye yerleşen Suriyelilerin öncelikli olarak insani yardım bazında, gıda, barınma ve hijyen ihtiyaçları karşılandı. Türkiye ilk etapta kısa süreli olacağı öngörülen bu geçici durum için gerekli acil tedbirleri aldı. İnsani ihtiyaçları giderilen sığınmacıların şu anda hukuki statüsü ve sahip oldukları hak ve sorumluluklar tartışılıyor.

Suriyeliler, Geçici Koruma Yönetmeliğinin geçici 1. Maddesinin birinci fıkrası gereği geçici koruma kapsamına alındı.

Aynı yönetmeliğin "Geçici Koruma Kimlik Belgesi" başlıklı 22. maddesi gereğince de kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleniyor ve yabancı kimlik numarası veriliyor. Bu çerçevede, Türkiye'de bulunan sığınmacılar için tanımlanan "korumanın" ne tür bir korunma olduğunun yeniden tespit edilmesi ve kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği tartışılan konu. "Koruma" tanımının yapılması ile birlikte hem Türkiye'nin Suriyelilere karşı yükümlülüklerinin çerçevesi çizilmiş olacak hem de Suriyelilerin hak ve yükümlülükleri belirlenmiş olacak.

- ''Hükümet, kalifiye Suriyeliler için hukuki düzenleme yapıyor''

Suriyelilerin hukuki statüleri ile ilgili tartışmaları AA muhabirine değerlendiren Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım, Türkiye'deki hukuki sistemin, uluslararası koruma kapsamında gelen Suriyelilere direkt vatandaşlık hakkı tanımadığını anlattı.

Kalifiye Suriyelilerin Türkiye'den çıkışını önlemek amacıyla hükümet tarafından bir takım düzenlemelerin yapıldığını söyleyen Yıldırım, ''Suriyelilerin direkt vatandaşlığa geçmeleri mümkün değil. Çünkü ne hukuk ne de sistem buna izin veriyor. Burada sadece uluslararası koruma statüsü ile kalıyorlar. Vatandaşlık alamayan kalifiye Suriyelilerin yurt dışına gitmesini engellemek için hükümet bir takım çalışmalar yapıyor. Bu oldukça önemli bir gelişme.'' diye konuştu.

Sığınmacıların 5-10 yıl kalsalar dahi Türk vatandaşlığına geçmelerinin zor olduğunu söyleyen Yıldırım, bu nedenle eğitimli ve maddi durumu iyi olan Suriyelilerin Avrupa'ya gitmeye çalıştığını dile getirdi.

"Türkiye'de vatandaşlık tünelin ucundaki ışık gibi" diyen Yıldırım, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların eğitim veya sağlık haklarından normal bir vatandaş gibi faydalanmak istediğini kaydetti.

Yıldırım, "Uluslararası koruma statüsünde bulunuyorlar, Türkiye'deki hukuk, sistem onlara direkt vatandaşlık vermiyor. Suriyelilerin 5 değil, 10 değil, 20 yıl da kalsalar bu statüyle herhangi bir vatandaşlık hakkı almaları mümkün görünmüyor.'' dedi.

Uğur Yıldırım, nitelikli ve maddi durumu iyi olan Suriyelilerle ilgili bir takım yasal düzenlemeler yapıldığına dikkat çekerek, İl Göç İdarelerinin bu konuda çalışmalara başladığını açıkladı.

Yıldırım, şunları söyledi:

"Göç İdarelerince belirli isimler toparlandı. Özellikle üniversite mezunu, akademik kariyeri, iş gücü potansiyeli olan ve yine vatandaşlıkla ilgili belli bir sermayeyi Türkiye'ye getirmeyi vadeden, işçi çalıştıran yabancı sermayedarların vatandaşlığa alınabilmesiyle ilgili bazı kurallar, yönetmelikler getirildi. Biz bunu olumlu buluyoruz. Toplumla uyum ve entegrasyon konusunda belirsizlik yaşayan bu insanlar için bu adım çok önemli bir gelişme'' diye konuştu.

- ''Sığınmacılar arasında suç oranı düşük''

Toplumda, "Suriyeliler arasında suç oranı yükseliyor algısının kasıtlı olarak yaratılmaya çalışıldığını" savunan Yıldırım, ''3 milyondan fazla Suriyeli Türkiye'de bulunmasına rağmen suç oranı çok düşük, suç niteliği ve sınır dışı edilenlerin sayısı da oldukça az.'' dedi.

Yıldırım, sadece Türkiye'de 53 bin çocuğun refakatsiz kaldığını belirterek, Avrupa'da ise 12 bin refakatsiz çocuğun kayıp olduğu açıkladı.

Bu sayının, Avrupa'daki kamplara ulaştıktan ve kayıt altına alındıktan sonra kaybolan çocukları yansıttığını kaydeden Yıldırım, şöyle devam etti:

''Yolculuk esnasında ölen, kaybolan, mafya tarafından el konulan çocuklar maalesef bu istatistiğin içinde değil. Avrupa'daki bir çok kampa gitmiş göç yolu üzerinde bir çok mülteciyle konuşmuş biri olarak şunu söyleyebilirim, muhacirlerin paraları bittiği zaman uyuşturucu mafyasının veya suç şebekelerin ellerine düştüğünü, insan tacirlerinin paralarının yetmediği noktada o insanları köle olarak pazarladığını veya el koyduğunu öğrendik. Medeniyetin beşiği dediğimiz Fransa'da bulunan Kale Kampı'nda bile parası kalmayan mülteci genç kızların pazarlandığı yerler gördük. Buralar aynı zamanda organ mafyaları, uyuşturucu şebekelerin de kol gezdiği yerler.''

Türkiye’de sadece 13 bin Suriyeli sığınmacının çalışma izni bulunduğunu belirten Yıldırım, sözlerini, "Bunların yaklaşık 7 bini, uluslararası koruma altında, 6 bini de normal çalışma iznine sahip. Bu da aslında yabancı işçiyi, sigortasız çalıştırma alışkanlığımızdan kaynaklanıyor. Fakat gayri resmi olarak tabii ki bu 3 milyon insan burada yaşıyor, burada çalışıyorlar ve maalesef daha düşük ücretlerle çalıştıkları için ailenin içinde sadece babanın çalışması yetmiyor, çocuklar da çalışmak durumunda kalıyor.'' diye tamamladı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT