Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihî Mâbedlerimiz (14)

A+A-

Tac’ül - Vezir Medresesi ve Türbesi

Klasik Selçuklu kümbetleri tipinde yapılan Tâcü’l-Vezir Medresesi’nden geriye, sadece türbesi kalmıştır. Türbede üç mezar bulunmaktadır. Türbenin kuzey tarafındaki kabristan da sonradan kaldırılmıştır.

Konya’nın Selçuklu İlçesi, Ferhuniye Mahallesi’nde, Kültürpak içerisinde Hacıveyiszâde Camii’nin doğusundadır. Klasik Selçuklu kümbetleri tipinde ve bir külliyeye dahil olarak yapılmıştır.

Türbe duvarındaki levhada kısaca şu bilgiler yazılı: “Vakıf kayıtlarına göre türbenin bitişiğindeki külliye 1239 yılından önce Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev devri emirlerinden Tâcü’l-Vezir olarak anılan Tãceddin Seyyid Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Türbede Tâceddin Seyyid Mehmed ve torunları medfundur. Kültür Park içerisinde bulunan türbe Klasik Selçuklu dönemi türbeleri planında yapılmıştır. Bitişiğinde medrese, mescid ve hangâh varken zamanla bunlar yıkılmış, bugün sadece türbe ayakta kalabilmiştir.

Sekizgen plânlı türbenin üzeri yine sekizgen bir külâhla örtülüdür. İçteki örtü kubbedir. Türbenin alt katı cenazelik kısmıdır.”

TA’ÜL-VEZİR TÜRBESİ KİTABESİ

Konya Büyükşehir Belediyesi sitesinde yer alan kısa bilgide şunlar kaydediliyor: “Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat I, Gıyasettin Keyhüsrev II, emirlerden Tac-Ül Vezir Seyit tarafından sekizgen bir gövde üzerine sekizgen bir pramit külahtan tuğla ile yaptırılmıştır. İçerisi sekizgen nişle süslenmiş, yuvarlak bir kubbe ile örtülmüştür.

1239 miladi yılı Selçuklu Devleti ricalinden Tac-ül Vezir denilmekle maruf Tacettin Ahmet Alâeddin Tepesi'nin kuzey-batı yönüne tahminen bir kilometre uzağında kale surları dışında yaptırdığı Hanegah medrese zaviye ve bugün ancak ayakta kalabilen türbesinin güney yönü tamamen tarla halinde olup yaylım ve ekim yeri olarak kullanılmaktaydı. 1650 miladi yılında ise Konya'nın nakibül'eşrafından ve zamanının zenginlerinden Şeyh Hasan Efendi, Mevlevî tarikatına mensup olup o vaktin postnişin İkinci Bostan Çelebi ile de ahbaplık hususiyetleri fazlaydı. Hasan Efendi Tac-ül vezir külliyesinin bir parçası olduğunu tahmin ettiğimiz güney yöndeki tarlayı satın alarak etrafını duvarla çevirttirdi ve bahçe haline getirtti.”

Tarihçi Caner Arabacı ise, “Tâcü’l-Vezir Medresesi’ni, Anadolu Selçuklu Devleti vezirlerinden Tâcü’l-Vezir Mehmed bey yaptırmıştır. Hayatı hakkında açıklayıcı bilgi ve ölüm tarihi henüz bilinmeyen Tâcü’l-Vezir, Alâeddin Keykubad I (1220-1237) ve oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev II (1237-1246) zamanlarında yaşamıştır. Medresesini ise Keyhüsrev devrinde 637 H. / 1239 M. yılında yaptırmıştır. Eser aslında külliye tarzında yaptırılmıştır. Medrese, hankah, mescit ve türbeden meydana gelmektedir. Yüz yıllar boyunca zaman zaman tamirden geçerek kullanılmaya devam eden bu selçuklu eserinden tarihe ilk karışanı mescidi olmuştur. Sonra hankah ve medresesi yok oluşa terk edilmiştir. 1906’ya gelindiğinde medrese bir hücresi kalıncaya kadar harâb olmuştur. Son müderrislerinden Alanyalı Mustafa Efendi, Evkâf sandığı’na müracat eder ve 380 guruş alarak dört hücre yaptırır. Böylece medresenin talebe odası sayısı beşe çıkar. Ayrıca diğer hücrelerinin de peyder bey inşa edilmesi kararlaştırılır.

tacuivezir-turbesi-1.jpg

1930’larda Uzluk, bu eserin plânının Sırçalı medrese tipinde olduğunu, farkın sadece eyvanın sağındaki kubbeli oda yerine piremidal türbenin bulunmasında olduğunu yazar.

1944’lere gelindiğinde ise türbeye bitişik kalıntılar durmaktadır. Bu kalıntılar üzerinde Kuran, 1960’lı yıllar şu tesbiti yapar: Medresenin bir yanında kışlık dershâne, diğer yanında türbe bulunan ana eyvanının duvarları ayaktadır. Eyvanı, beşik tonozla örtülüdür. Kuzey batısında kubbe ile örtülü kışlık dershânesi vardır.

Bir cephesi kubbeli bir dershâne, ortada beşik tonozlu eyvan ve sekiz köşeli türbeden oluşan Tâcü’l-Vezir Medresesi’nden geriye, sadece türbesi kalmıştır.

Türbede üç mezar bulunmaktadır. Bunlardan ikisinin mezar kitabeleri müzeye kaldırılmış, üçüncüsü olduğu tahmin edilen Tâcü’l-Vezir’in mezar taşı ve sandukası bulunamamıştır. Türbe, tuğla sekizgen bir gövde üzerinde yükselen yine sekizgen bir pramid külâhtan meydene gelmektedir. Külah içi ise kubbe ile örtülmüş, mezar mahzenine inen kapı yerleri örülmüştür. Türbenin kuzey tarafındaki kabristan da sonradan kaldırılmıştır (C. Arabacı, Konya Medreseleri, s. 204-205).”

Bu arada, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Konya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde arkeolog Yusuf Benli başkanlığında bu bölgede kazı çalışmalarının yapılacağı da edinilen bilgiler arasında. Arkeolojik kazı çalışmalarının başlamasıyla medrese ve mescidin kalıntılarını ortaya çıkması muhtemel görülüyor. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT