Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihî Mâbedlerimiz (21)

A+A-

Konya’nın “Ayasofya Mescidi”

√ Garplıların “Ayasofya Mescidi” dedikleri Hasbeyoğlu Dâr’ül-Huffazı için tarihçi Konyalı, “ince kabartmaları, kapısındaki dantelleşen taş işçiliğini yüksek bir sanatkâr elinden çıkan bir yüzük halkasına, üstündeki kubbeyi de pırlanta bir taşa benzetiyorum” diyor.

Konya’nın Meram İlçesi, Şükran Mahallesi’nde Hasbey Sokağı’nda bulunan Dârülhuffâz, giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre, Karamanoğlu Alâeddin Beğ’in oğlu II. Mehmed Beğ zamanında Hatıp’lı Hacı Hasbeğ oğlu Mehmed tarafından 1421 senesinde yaptırılmıştır.

Hafızlık müessesesinin devamı ve hafızların yetiştirilmesi için yaptırılan kare planlı yapının özelliklerinin anlatıldığı bahçenin sağ tarafndaki rumî desenli levhada, şu bilgiler yer alıyor: “Dârü’l-huffâz (hafızlar okulu), giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre, Karamanoğlu Alâeddin Bey’in oğlu Mehmed Bey döneminde Hatıp’lı Hacı Hasbeğ oğlu Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Dârü’l-huffâz olarak yaptırıldığı bilinen kare planlı yapının, zemin katında cenazelik bölümünün bulunması, türbe olarak da yapıldığı kanaatini uyandırmaktadır. Dârü’l-hüffâz’ın iç mekândaki çini kaplamaları, çini mihrabı ile kubbesi, dışta yüzeysel geometrik desenlerle bezeli cephesi, kapısının dilimli kemeri ve yüksek tamburu uli üzerinde üçgen tuğlu çıkıntılı kubbesi dikkat çekicidir.

Dârü’l-huffâz’ın güney duvarında, mihrabın her iki yanındaki kalıntılardan duvarlarının belli bir yüksekliğe kadar yeşil renkli üçgen çini levhalarla kaplandığı anlaşılmaktadır. Mihrabı, bitkisel ve geometrik motiflerle bezeli mozaik tekniğinde turkuaz mavisi ve mor renkli çinilerle yapılmıştır.”

Konya Ansiklopedisi’nde, Karamanoğulları dönemi eseri olan bu nadide yapıyla ilgili olarak eskiden etrafı evlerle sarılı bulunan yapının, bugün çevresi açılıp temizlendikten sonra park olarak düzenlendiği belirtilerek şunlar kaydediliyor: “Hasbey Darülhuffazı, kesme taş ve tuğlanın tabii görünümü içerisinde mimari elemanlar bir biblo gibi işlenilerek yapının genel düzenindeki dinamizmin yanında, döneminin taş, ahşap ve çinideki bütün süs elemanlarını da kapsamaktadır.

Tuğladan sivri kemerli ve alınlığı yine tuğla ile doldurulmuş olan kapı Darülhuffaz’ın en yoğun süslendiği bölgelerden birini oluşturmaktadır. Düzeninden üst bölümü yıkıldığı anlaşılan kapı söveleri, kitabenin üstüne kadar çıkmakta ve yarım kalmaktadır. Büyük ölçüde tahrip olmuş olan mihrap, tümüyle çini kaplama yapılmıştır. Egemen renk, firuze ve mordur. Dışta bir zencirek motifiyle ters U biçiminde çerçevelenen mihrap içe doğru firuze renkli her yöne bakan palmetlerle geometrik düzeni anımsatan bir biçimde süslenmiştir. Mihrap nişi ve mukarnaslı kavsaranın çini kaplamaları büyük ölçüde dökülmüştür.”

Hafızlar okulu, tarihçi Konyalı’ya göre Gazi Alemşah Mahallesi’nde, Konya Ansiklopedisi’nde ise Sahibi Ata Mahallesi’nde olduğu ifade ediliyor. 2009’da özellikle Meram ve Karatay ilçelerinde mahallelerin birleştirilmesiyle birlikte pek çok tarihî eserin de mahalleleri böylece değişmiş oldu. Meselâ bir insan çocukluğunda Gazi Alemşah Mahallesi’nde doğarken, gençlik yıllarında Sahibi Ata Mahallesi’ne geçiş yaparak ihtiyarladığında bir bakıyor ki Şükran Mahallesi’ne girivermiş. Modernite ve “Kentsel Dönüşüm” dedikleri büyük değişimle birlikte Konya’nın o eski mahalleleri, sokakları ve hatta evleri bile hem hafızalardan, hem mekân olarak birer birer silinip gidiyorlar. Tarihî yapılar ile mâbedleri incelerken de eskiden şu mahalede iken daha sonra şu mahallede yer alan tarihî şu câmi, mescid veya türbe günümüzde şu mahalle ve sokakta yer alıyor diyeceğiz.

hasbey-hafizlar-okulu.jpg

GÖZLERİ KAMAŞTIRAN SAN’AT ŞAHESERİ

“Konya Tarihi” adlı eserinde, Hasbeyoğlu Darülhuffazı’nı “gözleri ve gönülleri kamaştıran bir san’at şaheseri” olarak gören tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı, “Bu, Konya’da eşine hiç raslamadığımız müstesna bir tiptir. Garplılar bu asîl Türk eserine bilmem neden Ayasofya Mescidi demişler. Teferruatındaki ince işçilik dolayısı ile İstanbul’daki Büyük Ayasofya mâbedine benzediği için böyle şöhretlendirilmiş olsa gerek.

Cephesindeki ince kabartmaları, kapısındaki dantelleşen taş işçiliğini yüksek bir sanatkâr elinden çıkan bir yüzük halkasına, üstündeki kubbeyi de pırlanta bir taşa benzetiyorum” diyor. Konyalı ayrıca, Dâr-ül-Huffazın çini mihrabının bazı parçalarının çalındığını da iddia ediyor.

 

Şahinağa Çeşmesi

Meram İlçesi’nde Şükran Mahallesi’nde, Şahin Ağa Sokağı’nda v e Dar’ülhüffaz’ın sağ arka bahçesinde dikkati çeken çeşme, kitabesine göre H. 1342 / M. 1924 yılında Nuh Efendizade Hazım Uluşahin tarafından yaptırılmıştır.

Osmanlıca ve Arapça okunuşu bulunan çeşmenin kitabesinde şunlar yazılı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. Duaları kabul eden Hak Teâlâ muvaffak eyledi de bu çeşmeden sanki cennet şarabı aktı.

Mâşallah 1924.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT