Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihî Mâbedlerimiz (5)

A+A-

Aziziye Câmiî

* Avrupa sanat akımlarının bir sentezi olan Aziziye Camii, tek kubbeli, direksiz ve pencereleri kapılarından büyük oluşu, minareleri ve eşine az rastlanır fenerli şerefeleriyle dikkat çeker. Sultan Abdülaziz’e ait tuğranın kazılarak yok edilmesi, geçmişe saygısızlığın bir ifadesidir.

Bir suikast sonucu öldürülen Osmanlı Padişahlarından Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılan üç camiden birisi olan Konya Aziziye Câmii, son dönem Osmanlı eseri olup Karatay İlçesi, Aziziye Mahallesi, Türbe Caddesi üzerindedir.

Bezirgânlar Hanı arsası diye bilinen bu yerde önceleri, IV. Mehmed’in kızlarından Hatice Sultan’ın eşi Musâhib Mustafa Paşa (ö.1096 / 1685) tarafından yaptırılan ve altında dükkânlar bulunduğundan Yüksek Cami denilen bir mâbed vardı. 1284’te (1867-68) bu caminin yanması üzerine, vakıf gelirleri kullanılmak ve Sultan Abdülaziz ile annesi Pertevniyal Vâlide Sultan’ın da büyük maddî yardımları sağlanmak suretiyle yapımına 1872’de başlanıp birkaç yılda tamamlanan kâğir bir cami inşa ettirildi. Tamamen kesme Gödene taşından kâgir olarak inşa edilen cami, tek kubbe ile örtülü harim ile beş bölümlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. Harimin her cephesinde yarım daire kemerli ikişer büyük pencere; doğu, batı ve kuzey cephelerde de birer giriş kapısı bulunmaktadır. Kubbe kasnağının etrafında sıralanan sivri külâhlı ağırlık kulecikleri ile dört köşede yükselen değişik biçimli ve başlı başına bir mimariye sahip olan dört büyük ağırlık kulesi, Aziziye Camii’ne değişik bir görünüm vermektedir.

Son cemaat yeri beş kemer gözlü olup ortadaki daha büyük olmak üzere üç kubbe ve iki basım tonoz parçası ile örtülüdür. Son cemaat yerinin köşelerinde livli gövdeli ve birer köşk şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Minare kaidelerine bitişik olarak mermerden çeşmeler yer almaktadır. Yivli gövdeli çifte minare de nisbetleri ve şerefe biçimleri bakımından Türk minarelerine göre değişiktir.

aziziye-camii.jpg

Mihrap ve minber mermerden yapılmıştır. Eklektik üslubun bütün özelliklerini taşıyan mihrap, süslemeleri ve biçimi bakımından kuzey giriş kapısına benzemektedir. Yarım daire şeklindeki mihrap nişinde sarkan kandil, istiridye biçimli kavsara (kapı açıklığının üstündeki süslemeli bölüm) ve onun üzerindeki oldukça doğal perde görünümlü motifler ile altın yaldız boyamalar çok zengin bir görünüm sağlamaktadır. Dönemin zevkine uygun zengin süslemeleri ve kusursuz mermer işçiliği ile minber, mütevazı camiye ayrı bir ahenk katmaktadır. Minber ve mihrap zengin süslemeli olarak bölgede göktaş adı verilen mavimtrak taştan işlenmiştir. Mihrap ile kapıların üstünde çok güzel yazılar yer almaktadır. Camideki bütün yazıların 1293/1876-77 yılında Konyalı hattat ve nakkaş Hamdizâde Mahbup Efendi’ye ait olduğunu içten doğu kapısı üzerinde yer alan yazılardan öğrenmekteyiz. Camide ayrıca Hattat Şefik, Hattat Rafet ve Hattat İsmail Efendi’nin levhaları bulunmaktadır. Cami, Osmanlı döneminde Konya’da inşa edilen büyük ölçekli son yapı olup XIX. yüzyılda Türk sanatını etkileyen çeşitli sanat akımlarının bir sentezidir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT