1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

  3. TARİHÎ MÂBETLERİMİZ (31)
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

TARİHÎ MÂBETLERİMİZ (31)

A+A-

GÖMEÇ HATUN TÜRBESİ

 

√ Asıl adı “Gömeç Halime” olan Gömeç Hatun, Selçuklu Sultanı Rükneddin Kılıçaslan’ın hanımı ve Gıyaseddîn Keyhüsrev’in annesi olup, Hz. Mevlâna’nın sadık müridelerindendi.

 

 

Musalla Mezarlığındadır. Selçuklu türbeleri arasında değişik bir karakteri vardır. Büyük bir kısmı kesme taştan, geri kalan kısmı ise tuğladan örülmüştür. Dış görünüş itibariyle bir kaleyi andırmaktadır. Eyvan kemerlerin içinde mozayiklerle süslenmiştir.

Musalla Mezarlığı’nın güneyinde bulunan yapı, eyvan tipi türbelerdendir. Cenazelik de denilen bir alt kat ile gövdenin yükseldiği üst kattan oluşmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan türbenin doğu, güney ve batıdan duvarlı çevrili olan üst kattaki eyvanı, büyük bir kemerle kuzeye açılmaktadır. Buraya çıkış aynı taraftan iki yönlü altışar basamaklı bir merdivenle sağlanırken, hemen altındaki küçük bir kapı ile de cenazelik katına inilmektedir.

Türbenin duvarları dıştan taş ve tuğla ile örgülüdür. Doğu ve batı duvarlarına ikişer, kıble duvarına bir adet olmak üzere açılan beş mazgal pencere, içerisinin aydınlanma ve havalandırmasını sağlamaktadır. Cenazelikte sanduka bulunmamaktadır. 1940’lı yıllarda mahzen bahsedilen bu bölümün tonoz örtüsünün yıkılmış olduğu belirtilmektedir. Üst katı teşkil eden eyvanın ön cephesinin yan kanatları alttan kesme taşla kaplanmış, üst tarafı tamamen tuğla ile örülerek köşelere birer sütünce yerleştirilmiştir. Mimari özellikleriyle büyük oranda günümüze gelebilmiş olan Gömeç Hatun Türbesi ne yazık ki çini tezyinatının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Türbe 15 Mayıs 1951 tarihinde Konya Eski Eserler ve Mülhakatını Sevenler Derneği tarafından onarılarak bugünkü duruma gelmesi sağlanmış, günümüzde de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tekrar elden geçirilmiştir.

Kitabesi olmadığından banisi ve ustası bilinmese de; eski kaynaklarda yapının mahiyeti hakkında bazı ipuçları ve bilgiler bulunmaktadır. Bunlardan birisi Fatih devrine ait 881/1476 tarihli Karaman İli İlyazıcı Defteri’dir. Bu defterde “Vakf-ı Gur-hâne-i Gömeç Hatun...” bir kaydın bulunması, bu yapının Gömeç Hatun’a ait bir türbe olduğunu ortaya koymakta; bu kayıttan dolayı yapı, “Gömeç Hatun Gur-hânesi (Türbesi)” olarak isimlendirilmektedir. Bazı kaynaklarda Gömeç Ana Türbesi” diye de bahsedilen binanın birinci katında Gömeç Hatun’un sandukasının yer aldığı, muhtemelen bunun çini kaplı olduğu, alt katında ise üç dört kabrin bulunduğu belirtilmektedir.

Bu özellikleriyle Gömeç Hatun Türbesi’nin, XIII. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiği söylenebilir; çini malzemenin üslubu da bu tahmini destekler mahiyettedir.

M.Ferit Uğur da, Eflâkî’nin, Menaiknâmesinde yer alan bir ibarede Gömeç Hatun’un, Mevlâna’nın müridesi olduğunu ve Sultan Veled’in de bir şiirinde Gömeç Hatun’un güzelliğini övdüğünü kaydediyor. Uğur ve Konyalı, Selçuklu yâdigarı böyle bir türbenin benzerinin Akşehir ilçesinin Reis köyünde bir ilkokulun bahçesinde bulunduğunu kaydediyorlar.

 

GÖMEÇ HATUN

Tokat’ta doğdu. Asıl adı Gömeç Halime’dir. “Gömeç” kelimesi hâlen, Türkiye Türçesi ağızlarında “külde pişen ekmek, bal peteği, bir çeşit papatya ve erik, değirmen taşını döndürmek için suyun üzerine aktığı kaşıkların bağlı olduğu yuvarlak ağaç, doğudan eser rüzgâr...” gibi anlamlarda yaşamaktadır.

Gömeç Hatun, Türkiye Selçuklu Sultanı Rükneddin Kılıçaslan IV. (1262-1266)’ın hanımı ve Gıyaseddîn Keyhüsrev III.’in annesidir. Gömeç Hatun, Mevlâna Celâleddîn’in sadık mürideleri arasında idi. O, üstün meziyetlerinden dolayı Mevlâna’nın “hatunların övüncü” diye methettiği iki hatundan biridir. Aynı şekilde Rükneddin Kılıçaslan da Mevlâna’nın müridi idi. Mevlâna ona da “oğlum” diye hitap ederdi. Mürşidi Mevlâna Celâleddîn’i kaybeden Gömeç Hatun, bu kez onun yerine geçen oğlu Sultan Veled’e bağlandı. Sultan Veled, tarihat içinde önemli bir yeri olan Gömeç Hatun için, onu metheden şiirler söylemiştir.

Gömeç Hatun’un ölümü hakkında bir bilgi mevcut olmasa da; onun XIII. yüzyılın sonu ile XIV. Asrın başlarında vefat ettiğini söylemek mümkündür.

 

---------------

Kaynaklar:

Yaşar Erdemir, Konya Ansiklopedisi, c.4, s. 21-22; Nezahat Bekleyiciler, s. 20.

M.Ferit Uğur, Gömeçhane, Konya Dergisi, s. 569-570 


musalladaki-gomechane---resimleri-yan-yana-kullan.jpgmusalladaki-gomechane.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT