1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. TARİHTE KÜRT DEVLETLERİ DENEMELERİ-1
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

TARİHTE KÜRT DEVLETLERİ DENEMELERİ-1

A+A-

Kuzey Irak’ta sözde Kürt Devleti’nin temellerinin fiilen atılması, Suriye’de PYD’nin özerk Kürt Devleti’nin varlığını ilan etmesi, ülkemizde ise özerklik/öz yönetim söylem ve girişimleri, yüz yıllık geçmişe sahip suni Kürt Devleti senaryolarını yeniden gündeme getirmiştir.

20. yüzyılın başından bugüne uzanan sürede bu senaryolar, Türkiye ve bölge ülkeleri için bölücü bir fitne unsuru olmaktan çıkmış değildir. Bölgedeki hassas dengeleri, ülkeler/halklar arasındaki kadim ilişkileri alt üst edebilecek kabiliyetteki bu fitne, geçen yüzyılın başından beridir emperyalist devletlerce beslenmekte ve temcit pilavı gibi tekrar tekrar ısıtılıp “onların tabiriyle” kurtuluş reçetesi imiş gibi halka yutturulmaya çalışılmaktadır.

Bu haliyle Türkiye ve Türkiye dışındaki ayrılıkçı Kürtçülerin, emperyalist devletlerin desteğiyle kurdurulan Şeyh Mahmut’un 1918-1922’deki Güney Kürdistan Hükümeti’nin ve Kadı Muhammed’in 1946’daki Mehabad Kürt Devleti’nin başına gelenlerden ders almadıkları ortadadır.

Oysa tarih, ibret almak ve ders çıkartmak içindir. Tarih felsefecilerinin dediği gibi “Tarihin bilinmesi geleceği düşünmek için zaruridir; geçmişi ne kadar iyi tanırsak, o ölçüde daha az kölesi oluruz”. Aksi takdirde tarih misliyle tekerrür eder, kısır döngüye dönüşür ve sık sık zecir tokadı (ceza tokadı) na değer bulunur diyebiliriz.

Buna göre geçmişte kurulan bazı Kürt Devletleri hakkında bilgi vermeye çalışalım. Çalışalım da Kürt topluluklarının nasıl aldatıldığını görerek bunlardan ders çıkaralım.

 ŞEYH MAHMUD’UN KÜRT DEVLETİ ve FECİ SONU

İngilizlerin şahsında Batılıların kaypak siyasetlerine verilecek en çarpıcı misal, Şeyh Mahmud Berzenci’nin İngilizlerle mücadelesi ve kendisine 1 Kasım 1918’de kurdurulan “Güney Kürdistan Hükümeti”nin feci akıbetidir:

1. Dünya Savaşı’nın bitiminde Osmanlı Devleti ile imzaladıkları Mondros Mütarekesi hükümlerine aykırı olarak İngilizlerin Musul ve Kerkük’ü işgal etmeleri, onları bölgenin kontrolü, özellikle de petrolün güvenliği açısından otonom bir Kürt devleti üzerinde düşünmeye sevk etmişti. İngilizlerin, Musul bölgesinde Kürtlere bağımsızlık vaadi, kurulması tasarlanan Irak Krallığına bağlı bir otonomi kapsamında tasarlansa da Kürt meselesi halledilmeden, Irak’ta rejimin oturtulmasının imkânsız olduğu aşikârdı.

Bağdat’ta oturan Baban aşireti ileri gelenlerinden Hamdi Baban ile İngilizlerin yaptığı görüşme sonucunda bölgenin nüfuzlu güçlerinden Şeyh Mahmud Berzenci’nin, Büyük Zap’tan Şirvan’a kadar olan topraklarda oluşturulacak otonom bir bölgeyi yönetebileceği kabul edilmişti. Ancak, kısa sürede Bağdat’taki Kral Faysal’ın, bu yönetimle baş edemeyeceğinin anlaşılması üzerine Şeyh Mahmud’ un otonom bölgesi, Süleymaniye ile sınırlı tutulmaya gayret edilecekti. Böyle bir durumu, İstanbul’daki Kürt örgütleri başta olmak üzere hiçbir Kürt topluluğunun onaylamaya rızası yoktu.

Şeyh Mahmud, uluslararası konferanslarda varlığını duyurmak maksadıyla iki temsilcisini Paris Barış Konferansı’na ve Sevr Antlaşmasının imzasına katılmakla görevlendirdiğinde, İngilizler tarafından yersiz ve zamansız bulunmuştu. Zira bölgedeki diğer şeyhler de kendi başkanlıklarında özerk devletçiklerden oluşan bir Kürt devleti istiyorlardı.

Dahası, İngiltere’nin Süleymaniye ve çevresinde meydana getirdiği yeni oluşum, tüm Kürtleri içine alan ve hitap eden bir kuruluş olmaktan ziyade aşiret reislerine dayanan geçici bir idare idi. Zaten bu kuruluşu, bir süre sonra Kerkük-Kifri çevresindeki şeyhler kabul etmediği gibi, Revandiz ve Erbil reisleri de tanımamışlardı. Ayrıca, bölgenin dışında bulunan ve Kürtlük davasının liderleri sayılan Şerif Paşa ve prenslik iddiasında olan Bedir haniler de karşı koymuşlardı.

DEVAM EDECEK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT