1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Tereyağı Ve Çökeleğin Sofralara Zahmetli Yolculuğu
Tereyağı Ve Çökeleğin Sofralara Zahmetli Yolculuğu

Tereyağı Ve Çökeleğin Sofralara Zahmetli Yolculuğu

Toros Dağları'nın eteklerinde yetişen çeşitli otlarla beslenen büyükbaş hayvanların sütünden yapılan tereyağı ve çökelek, zahmetli bir yolculuğun ardından sofralara ulaşıyor

A+A-

OSMANİYE (AA) - Çoğu zaman kahvaltı sofralarının baş köşesinde yer alan tereyağı ve çökelek, Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde kadınların hünerli ellerinde "lezzetini" buluyor. Kadınlar, doğallıktan taviz vermeden binbir emekle tereyağı ve çökeleği geleneksel metotlar kullanarak hazırlıyor.

Önce doğal olarak beslenen hayvanlardan geleneksel yöntemle sağılan süt, odun ateşinde pişirilip bir süre dinlendirildikten sonra mayalanarak yoğurt haline getiriliyor. Ahşaptan "gümbür" adı verilen yayık içerisine konulan yoğurt, su katılarak insan gücüyle çırpılıyor. Böylece tereyağı alınan yoğurt, daha sonra ayran yapılıyor.

Ayran da odun ateşinde pişirilip suyundan arındırılmasının ardından bez torbalarda bekletilip çökeleğe dönüştürülüyor.

"Hiçbir katkı maddesi kullanmayız"
Kızyusuflu köyünde yaşayan Hatice Tarımcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin zor ve zahmetli bir iş olduğunu söyledi.

Köyde yaşayanların süt, yoğurt, tereyağı ve çökelek gibi ürünlerin yapımının uzun bir zaman gerektirdiğini dile getiren Tarımcı, şöyle konuştu:

"Çukurova bölgemizde hava şartlarına bağlı olarak büyükbaş hayvanlarımızın dağlardaki otlarla beslenmesine büyük önem veririz. Buğday, arpa, mısır, saman ve yoncanın yanında kokusu ve tadıyla doğal olarak yetişen onlarca bitkiyle besleriz. Atalarımızdan öğrendiğimiz geleneksel yöntemlerle sütünden birbirinden lezzetli yiyecekler yapıyoruz. Bizim ürettiğimiz süt, peynir, tereyağı ve yoğurdun tadı, aroması farklıdır. Hiçbir katkı maddesi kullanmayız."

"Geleneksel yöntemler ürüne lezzet katıyor"
Karatepe köyünde yaşayan Rahime Savrun da ürettikleri çökelek ve tereyağına ilginin fazla olduğunu belirtti.

Savrun, kadınların el emeği sayesinde zahmetli bir yolculuğun ardından tüketime hazır hale gelen tereyağı ve çökeleğin yapılışını şöyle anlattı:

"Büyükbaş hayvanımızdan günden 2 defa insan gücüyle sağdığımız sütü bez üzerinden süzüyoruz. Odun ateşinde pişirip mayalarız. Bir gün beklettikten sonra ahşap yayıkta su katarak çırparız. Yoğurt ayran olurken, yağı toplanır. Bir kapta soğuk su ile ovalar, ayranından ayırırız. Elde ettiğimiz tereyağını kaplara alırız. Arda kalan ayranın bir kısmını sofralarda içmek veya misafirlerimize ikram etmek için buzdolabında muhafaza ederiz. Çökelek yapmak için tuz kattığımız ayranı, odun ateşinde pişirdikten sonra bir gün bekletiriz. Bez torbalarda üzerine ağırlık konularak suyunu sıktığımız çökelek, yenmeye hazır hala gelir. Bizim ürettiğimiz yiyeceklerde Toroslar'ın mis gibi kokusu, alın teri ve emek var."

Savrun, bin bir zahmetle elde edilen tereyağını 25, çökeleği ise 7 liradan satarak aile ekonomilerini katkıda bulunduklarını sözlerine ekledi.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT