1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. TERÖRE KARŞI OLMAK VE AKADEMİK DURUŞ
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

TERÖRE KARŞI OLMAK VE AKADEMİK DURUŞ

A+A-

Ülkem de yine bombalar patladı, masum insanlar öldü, hem de tamamı Alman turist.  Bu olayın ve ölümlerin terör ötesi bir anlamı da var. Ülkemde terör yoluyla ölenler yabancı da olsa öldürülen bu masum insanların kanından bir sürü kargaşa fikirler dünyaya servis edilecektir.

Burada yaşadığım bir olayı örnek vererek bu tezi daha anlaşılır hale getirmek istiyorum. Geçen sene yurt dışında tanıştığım İtalyan bir araştırmacı benimle aspir bitkisi üzerine çalışma yapmak istedi. Bende kabul ettim, tüm resmi evraklar hazırlandı ve genç İtalyan gelme durumuna geçti. Derken bir e-not, “Türkiye’de terör varmış, can güvenliği yokmuş, gelmeyi ertelemek istiyorum” dedi. Cevaben “Ülkemin en az İtalya kadar güvenli olduğunu”, ifade ile “ister gel, ister gelme” demiştim. Tabii ki gelmedi. Mesele bizim ne olduğumuz değil, başkalarının bizi nasıl gördüğüdür. İşte terörün temel hedeflerinden biri de yabancıları ürkütecek eylemleri devreye sokarak, dünyaya “Türkiye bir terör ülkesidir” algısının yerleştirilmesidir.

Ne şekilde olursa olsun teröre kayıtsız kalan dünya bir yandan Ülkemi terör ülkesi görmek isterken öte yandan Güney Doğuda olaylar can sıkıcı ve hatta üzücü noktalara geldi. Bu konuda değişik kesimler kendi niyetleri çerçevesinde şehit haberlerinden ve terörden etkilenerek farklı bakış açıları ortaya koyuyorlar. Bunlardan biri de 1128 yerli ve yabancı araştırıcının “barışa çağrı” adı altında “terörü masum”, aksine “Devleti katliam yapan bir kurum olarak ele almasıdır. Bildirinin kaynağının aslında 1128 kişinin tamamının ortak görüşünden değil, yaklaşık 6 sene önce kurulmuş olan bir BARIŞ PLATFORMUNDAN bazılarının marifeti ile yayınlandığını da öğrensem de bu bir ihaneti duruştur.

Bu görüşün sahipleri, kürt halkına uygulanan sözde katliam ve tüm bölge halklarına uygulanan sürgün politikalarından vazgeçilmesini, sokağa çıkma ve tecrit yasağının kaldırılması, özgürlük ve güvenlik hakkının sağlanması düşüncesini ortaya koyarak kürt siyesi hareketinin taleplerinin yerine getirilmesini istiyorlar. Sonuçta da suskun kalarak devlet eliyle yapılan katliama ortak olmayacaklarını vurguluyorlar.

İyi vallahi, hem kel hem fodul derler böylelerine. Buna verilecek bir sürü karşıtez var ama söylenecek en önemli şey “Devletin yaptığı savunmaya” ortak olmuyorsun ama PKK ve diğer örgütlerin yaptığı teröre destek vererek “onların kahpe katliamına mı ortak oluyorsun”; bu ne basit mantık ve savunma anlayışı.

Konu ile ilgili YÖK de devreye girdi ve bir bildiri yayınlandı. Bu bildirinin ana teması “bir grup akademisyen tarafından yayımlanan devletimizin, Güneydoğu'da sürmekte olan teröre karşı mücadelesini 'katliam ve kıyım' olarak niteleyen” bildiri, tüm akademi camiasını zan altında bırakmaktadır” oldu ve buna karşı bazı akademisyenler karşı bildiriler yayınlamaya başladılar. Ne olursa olsun akademisyenlerin bu tür zeminlerde de olsa karşı karşıya gelmelerinin doğru olmadığının ve akademisyenlerin esas işlerinin bu olmadığının bilinmesidir. 

Terörü destekleyen o kadar çok köşe yazıları, siyasi bildiriler, sanat çevresinin açıklamaları ve tavrı var ki, her birini ciddiye alarak cevap vermek onları gündemde tutmak demektir. Bu tür tavırlara elbette sessiz kalınmamalı ama çok da ciddiye alınmamalı.

Birden yıllar önce üniversitemizden bir arkadaşımızın öncülüğünde yapılan “Başörtüsüne Destek” kampanyası ve arkadaşımızın bu kampanya ile “vazifeden durum çıkararak” alelacele YÖK’ de önemli bir görev alması aklıma geldi. Devamında arkadaşımızın havalara girişi ve sonrası düştüğü durumdan ibretle; Doç. Dr. Metin Aksoy öncülüğünde hazırlanan “Akademisyenler Teröre Karşı” bildirisinden çok sevdiğim genç, yetenekli ve gelecek vadeden sevgili metinimizin dikkatli olması gereğini vurgulamak istedim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

7 Yorum