1. YAZARLAR

  2. Hasan Durucan

  3. Tokadın babası
Hasan Durucan

Hasan Durucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Tokadın babası

A+A-

Bugünkü köşeme bir hikaye ile başlamak istiyorum. Günümüzden 575 yıl öncesine yani 1440’lı yıllara, ecdadımız Osmanlı’nın eğitime nasıl da önem verdiğini çok iyi anlayacağımız bir hikayeye gidiyoruz hem de. Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale geldi. Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı. “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat “Buyur çekinmeden anlatabilirsin” dedi. Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. Padişahım oğlunuz, ciğer pareniz Fatih çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar. II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. Bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi. Ertesi gün yine derste Fatih Sultan Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı. Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası, hocasından tokat yemişti ve allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı, yapamadı.

Ve hikaye burada biter bitmesine de bu hikayeden sonra Fatih Sultan Mehmet’in şanı hiç bitmez. O Mehmet ki; dokuz yaşında hafız, ondört yaşında padişah, yirmibir yaşında İstanbul Fatihi olmuştur. Dünya sahnesinde dünya devletleri tarafından 48 kez kuşatılmasına rağmen alınamayan Constantinapolis’i 21 yaşında fethetmiş ve 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmıştır. Ve O’na cennet müjdelenmiştir. Belki çok uç bir örnek oldu diye içinizden geçirdiğinizi duyar gibiyim fakat hiçbir şey hayal değildir. Hayali gerçeğe dönüştüren en büyük etkenlerden birisi ise eğitimdir, sizin eğitime olan inancınızdır. ‘’Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’’ sözü her şeyi ne kadar da güzel özetliyor oysa. Eğitimin önce evde, ailede başladığını hiç unutmamak gerek. Sonra eğitimcilerimize duyduğumuz güven ve teslimiyet ile çocuklarımıza en güzel mutlu yarınları hediye etmiş oluyoruz. Eğitimin ne olduğunu II.Murat kadar olamasa da; en azından kendi çocuğunu yanlış yollara sürüklemeyecek kadar idrak etmiş ebeveynlere kesinlikle ihtiyaç var. Onlar bizi örnek alırlar tıp ki bizim atalarımızı örnek aldığımız gibi. Unutmamak gerekir ki; çocuklar bembeyaz bir sayfadır ve o beyaz sayfayı edebimizle, ahlakımızla, şerefimizle, görgümüzle, eğitimimizle önce biz doldurur sonra onların tamamlamasına bırakırız. Umarım onların tamamlayacakları sayfa, önce kendilerine sonra tüm vatana millete en hayırlı olan alın yazısıdır. Akşemseddin gibi hocalara, II.Murat gibi babalara aç olmamak ümidiyle..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum