1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. Toplumsal akıl ve fakirlik
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumsal akıl ve fakirlik

A+A-

Fakirlik cahilliği getirir çünkü kaliteli okul, araç- gereç ve liyakatli öğretmen olmadan kaliteli eğitim yapılamıyor. Fakirlik düşman çoğaltır, iyi bir savunma gücünüz yoksa caydırıcılığınız olmaz. Fakirlik huzursuzluk, mutsuzluk getirir, kolluk kuvvetleri ve hâkimler tam donanımlı, iyi eğitim almış olmazsa belanın bini bir paraya düşer. İbadet, tatil, eğlence, sağlık, beslenme, giyim, barınma, aklınıza ne gelirse hiçbir şeyin iyisine fakirlikle ulaşılamıyor. Nebi (SAV), “Kanaat en büyük zenginliktir” buyurmuştur. Ama kendisi kanaatin en güzel örneğini sergilerken, O bile dualarında fakirlikten Allah’a sığınmıştır.   Hal böyleyken bizi fakirlikten kurtaracak her şeye halkımızı düşman etmeye çalışan zararlı fikirler, hala ülkemizde cirit atıyor. Bunların hemen hepsi de dış kaynaklı ve art niyetlidir. İnsanımızdan birçoğu sağlık, eğitim, enerji, asayiş, savunma, yol, su, elektrik gibi pek çok devlet nimetini finanse eden kaynakları elinden gelse kurutacak, düşmanca bir anlayışa sahiptir. Fakirliğin asıl sebebi ve en kötüsü akıl fukaralığıdır. Allah kimseye zulmetmez (Enfal-51) ve Allah, aklını çalıştırmayanlara bela yağdırır (Yunus- 100).  

Birkaç yakınım Konya’da bir fabrikayı işletiyor. Fabrika yapıldığı yıllarda çevresi boşmuş. Orada bir fabrika olduğunu bile bile zamanla çevresine evler yapılmış. Muhtemelen bu evlerin birçoğu gecekondu usulüyle de yapılmış. Yıllardır orada çalışan fabrikanın çevresinde oturanlardan bazıları şimdi fabrikanın varlığından rahatsızlık duymaya başlamışlar. Kapanması için yetkili mercilere, sürekli şikâyet ediyorlarmış.      

İlk zamanlar yetkililer fabrikada bir eksiklik bulamamışlar. Ama daha sonraları şikâyetçilerin ısrarı ve “Siz niçin varsınız? Hiç bir şey yapmıyorsunuz!” gibi baskılar yapması üzerine onlar da bıkmış ve fabrikada zorlama eksikler bulmaya başlamışlar. Hani atalarımız “Arayan bulur” demişler ya, illa ki, bulmak isteyince bulunuyor. Aklı başında, basiretli görevliler de olmasa belki iş kapatmaya kadar gidebilirdi, deniyor. Bu baskılar uzun süre devam ederse, işletme sahiplerinin de bıkkınlık getireceği ve fabrikanın yine de kapanacağı açıkça görünüyor.

Her yıl milyonlarca lira katma değer üreten bir fabrikanın kapanmasıyla ekonomimize az da olsa bir zarar geleceği kesin. İlginç olansa ne bu şikâyetleri yapanlara, ne de bunların haksız olduğunu bile bile fabrikayı kapatmakla tehdit eden görevlilere bu zararın hiç yansımayacak olmasıdır. Fabrika kapansa da onlar sağlık, eğitim, yol, su, elektrik, maaş, emekli maaşı vs. gibi devlet nimetlerinden yararlanmaya aynen devam edecekler. Onlara göre “Özel sektöre ait bir fabrika” kapansa ne yazar! İşte ülkeyi kuşatmış olan en büyük tehdit ve tehlikelerden biri de budur

İnsanımızdaki bu zararlı anlayış, bu sermaye ve özel sektör düşmanlığı devam ettiği sürece bu ülkede daha nice işletmeler kapanacaktır. Böyle sudan sebeplerle işletmesini kapatmak zorunda kalan birçok deneyimli müteşebbis belki de tekrar elini taşın altına koymayacaktır.  Eli boş, gönlü hoş rantiyeciler kervanına onlar da katılıp, keyfine bakacaktır. Ekonomide duraklama başladı. Durmak geriye gitmektir çünkü başkaları ilerlemeye devam ediyor. Yarın ülkemizi ekonomide çok gerilere düşmüş, yine fakirleşmiş bulursak şaşırmayalım.

Özel sektöre ait olan işletmeler de kamu işletmeleri gibi öz malımız, milli varlığımızdır. Bu gerçeğe rağmen onlara karşı hala soğuk ve düşmanca tavırlar içinde olan çok sayıda insanımız vardır. Eskinin tekelci, devletçi, çağ dışı ekonomi zihniyetine takılıp kalmış yöneticilerden ülkemizi kurtarmamız gerekiyor. Dünya kendini sürekli yenilerken bizdeki bu eskimiş, zararlı fikir tortuları toplumun zihninden hızla atılmazsa ekonomiyi geriletmeye devam edecektir. Çevrecilikte aşırıya kaçarak, ekonomik faaliyetlerin engellenmesi de fakirliğe davetiye çıkaran önemli konulardan biridir. Ülkeyi “Tuzu kuru” olanların cenneti haline de getirmemeliyiz.  Burada benim amacım, bir fabrikayı savunmak değildir. Onu canlı bir örnek olduğu için yazdım. Asıl gayem, ekonomiyi gerileten bu devletçi, bu özel sektör düşmanı zihniyetin sinsi tahribatına dikkat çekmektir. Süper ekonomilerde sistem sürekli kendini yenilerken, halkın zihniyetini de yeniliyor. Bizdeyse bunu yapacak mevkide olanların birçoğunun bizzat kendi kafasında bile zaten hala bu devletçi ekonomi zihniyeti vardır. Konuşma ve tutumlarından bunu açıkça anlıyoruz. Bu köhne zihniyetten kurtulmamız için çaba harcamanın  da bir insanlık borcu ve vatandaşlık görevi olduğunu düşünüyorum. Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum