1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Türkiye'de Yargı Etiğinin Güçlendirilmesi Projesi
Türkiye'de Yargı Etiğinin Güçlendirilmesi Projesi

Türkiye'de Yargı Etiğinin Güçlendirilmesi Projesi

Adalet Bakanı Bozdağ:- "Siz hiçbir yere bağlı olmayan veya kendinize, siyasetinize, dini düşüncenize, mensup olduğunuz gruba, tarikata vesaireye bağlı hareket edersiniz o zaman ne yaparsınız, o vicdanla anayasa, yasa ve hukukun aradığı kuralları çiğneyip

A+A-

ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Siz hiçbir yere bağlı olmayan veya kendinize, siyasetinize, dini düşüncenize, mensup olduğunuz gruba, tarikata vesaireye bağlı hareket edersiniz o zaman ne yaparsınız, o vicdanla anayasa, yasa ve hukukun aradığı kuralları çiğneyip bir karar tesis edebilirsiniz. Bu karar hukuk devletine de uygun olmaz, adaletten beklentilere de uygun olmaz. O nedenle diyoruz ki vicdan bağımsızlığı olmalı ama vicdan hiçbir yere bağlı olmayan bir vicdan değil, hukuka, anayasaya, kanuna mutlaka bağlı olmalıdır. Aksi takdirde adalete değil zulme araç olur." dedi.

Bozdağ, HSYK tarafından bir otelde düzenlenen "Türkiye'de Yargı Etiğinin Güçlendirilmesi Projesi"nin açılış konferansında yaptığı konuşmada, projenin iki yıl süreceğini ve önemli katkılar sunulacağını söyledi.

Türkiye'de yargı etiği ilkeleri bulunduğunu belirten Bozdağ, hem anayasada hem diğer yasaların hem de adalet, hukuk anlayışını besleyen kaynakların içerisinde, hakim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi yüksek mahkemelerin oluşturduğu geleneklerde güçlü bir etik alt yapı olduğunu vurguladı.

Anayasanın 138. maddesini hatırlatan Bozdağ, "Bu, yargı bağımsızlığının anayasamızdaki en önemli teminatlarından bir tanesidir. Bunun iki boyutu olduğunu düşünüyorum. Bir tanesi bu yargı bağımsızlığını koruma ve sigortası olarak vazife yapacak kurumsal yapıların varlığını gerektiriyor. İkincisi ise bu yapılarda görev yapan hakim ve savcıların anayasamızın ortaya koyduğu bu bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi etrafında uygulamalara imza atmasıyla verecekleri adil kararlarla ancak hayata geçirilebilecek bir husustur." ifadelerini kullandı.

Bütün modern, demokratik hukuk devletlerinde olduğu gibi hakim ve savcıların görevlerinden kendi istekleriyle ya da yaş haddinden emekli olmadıktan sonra alınamayacaklarını anımsatan Bozdağ, büyük bir mesleki teminatın anayasada var olduğuna işaret etti.

Bozdağ, 2010'daki referandum sonucunda HSYK'nın 22 üyeli üç daire şeklinde çalıştığını belirterek, kurul üyelerinin seçimine ilişkin bilgi verdi. Bozdağ, "Böylelikle hem temsil bakımından bir adalet sağlanmış, hem kaynaklar çoğaltılmış, hem de demokratik usulle bir seçim sistemi benimsenmiştir. Böylelikle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşum şekliyle Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin içerisinde demokratik bir usulle oluşan kurullar arasında yer aldığını ifade etmek isterim." değerlendirmesinde bulundu.

Hakim ve savcılarla ilgili teftiş görevini yapan Teftiş Kurulunun daha önceden Adalet Bakanlığına bağlı olduğunu aktaran Bozdağ, bu kurulun HSYK'ya bağlandığını dile getirdi.

- "Adalet Bakanlığının bünyesinde bir HSYK vardı"

HSYK'ya ayrı bir bina tahsis edildiğini, bütçe ve personel sağlandığını belirten Bozdağ, şunları kaydetti:

"Bizden önceki dönemde bunların tamamı Adalet Bakanlığı tarafından sağlanıyor. Adeta Adalet Bakanlığının bünyesinde bir HSYK vardı. Biz yaptığımız bu reformla birlikte Teftiş Kurulunu HSYK'ya bağladık, ayrı bir personel, bütçe oluşturduk, idari ve mali özerklik kendisine verdik ve seçim usulünü de demokratik ilkelere uygun hale getirdik. Bu açıdan hakim ve savcılarımızın teminatlarına uygun bir biçimde, her türlü baskıdan uzak şekilde vazifelerini yapabilmeleri için sigorta mahiyeti arz eden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulumuzu gerçek anlamda yargı bağımsızlığına dönüştürmüş olduk."

Yapılanlara rağmen ciddi eleştiriler yöneltildiğini ifade eden Bozdağ, Türkiye'nin yaşadığı değişim görüldüğünde HSYK'daki değişimin de görülebileceğini söyledi.

- "Hepimizin vazifesidir"

HSYK Başkanı sıfatıyla HSYK'nın disiplin işlemlerine dahi katılabilen, oy kullanabilen Adalet Bakanı'nın bugün disiplin işlemlerine, tayin atama, terfi, nakil işlemlerine katılmadığını vurgulayan Bozdağ, HSYK Başkanı olarak çok az sayıda toplantıya katıldığını anlattı.

Hakim ve savcıların görevlerini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yapmaları gerektiğine işaret eden Bozdağ, şunları söyledi:

"Anayasamız hakimlerin, savcıların görevlerini yaparken önce anayasaya, kanuna ve hukuka bağlı bir vicdani kanaatle görevlerini yapacaklarını ifade ediyor. Bu çok net bir şekilde yargı görevi yapanların anayasa, yasa ve hukuk dışında herhangi bir kişiyle düşünceyle inançla vesaireyle bağlılık içinde olmaksızın sadece anayasa, yasa ve hukuka bağlı vicdani kanaatleriyle hareket etmelerini ve karar vermelerini emretmektedir. Bu son derece önemli bir anayasal emirdir, anayasal teminattır. Etik bakımından da son derece önemlidir. Hakimlik ve savcılık mesleğinin vakar ve onuruna yaraşır bir biçimde davranmak bakımından da son derece önemlidir. Vatandaşımızın ihtilafı halinde yargıya gitmesi söz konusu olduğunda adil bir karar beklemesi konusundaki inancının güçlü olması bakımından da son derece önemlidir. Biz Türkiye olarak bunu tartışıyoruz, tartışmaya da devam edeceğiz. Neden? Çünkü yargı içerisinde olan herkesin anayasa, yasa ve hukuka bağlı bir vicdanla hareket etmesinin hem yargı etiğinin temel kuralı olduğunu, hem yargı bağımsızlığının, hem de hukuk devleti olmanın asgari gerek şartı olduğunu hepimiz biliyoruz. Onun için buna vurgu yapmak, bu konudaki bilinci, farkındalığı yükseltmek hepimizin elbette ki vazifesidir."

- "Adaletten beklentilerine uygun olmaz"

Vicdanın, anayasaya, yasaya ve hukuka bağlı olması gerektiğini, aksi halde vicdan bağımsızlığından söz edilemeyeceğini vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Ya dine, ya siyasete, ya ideolojiye ya da gündelik konjonktürel tartışmalara vesaireye bağlı olur ve orada da bağımsız bir vicdandan bahsedemeyiz. Hakimler, savcılar 'ben vicdanıma göre karar verdim' dediği zaman kendine göre karar vermiş olur. 'Ben anayasa, yasa ve hukuka bağlı olan vicdanıma göre karar verdim.' Öyle dememiz, öyle olmamız lazım. Aksi takdirde suçluluğu hakkında kesin kanaati olan bir hakim ve savcı o suçluluğu ispat edecek dosyada hiçbir delil olmadığı zaman onun hakkında beraat kararı veremez. Neyle mahkumiyet tesis edilecek? Suçluluğu ispat eden somut, şüpheden uzak deliller var ise mahkumiyet kararı verir. Böyle bir delil yoksa siz kendi vicdani kanaatiniz tam olsa bile mahkumiyet hükmü verebilir misiniz? Anayasaya bağlı, hukuka, yasaya bağlı vicdanla hareket edersiniz veremezsiniz. Yasa, kesin şüpheden uzak delil arar. Ama yok, siz hiçbir yere bağlı olmayan veya kendinize, siyasetinize, dini düşüncenize, mensup olduğunuz gruba, tarikata vesaireye bağlı hareket edersiniz o zaman siz ne yaparsınız, o vicdanla anayasa, yasa ve hukukun aradığı kuralları çiğneyip bir karar tesis edebilirsiniz. Bu karar hukuk devletine de uygun olmaz, adaletten beklentilere de uygun olmaz. O nedenle diyoruz ki vicdan bağımsızlığı olmalı ama vicdan hiçbir yere bağlı olmayan bir vicdan değil, hukuka, anayasaya, kanuna mutlaka bağlı olmalıdır. Aksi takdirde adalete değil zulme araç olur. O vicdan sahibinin verdiği kararlarda doğru kararlar olmaktan çıkarlar. Bunun son derece önemli olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek isterim."

Bozdağ, "Yargının içerisinde Türkiye'de veya dünyanın başka yerlerinde eğer bu anlamda bağımsızlıkla bağdaşmayan bir takım işler varsa buna karşı da hepimizin beraber hareket etmesi ve yargı bağımsızlığını birilerine bağlılığına feda edenlerle de yargı bağımsızlığını, hukuk devletini korumak adına ciddi ve kararlılıkla mücadele yapmamız, hem hukuk devletini korumak hem etik ilkelere sahip çıkmak anlamını taşımaktadır." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtayın ortaya koyduğu kararlarla etik ilkelerin, hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinin neler olacağını ortaya koyduklarını anlatan Bozdağ, yargı kararları açısından oluşturulan geleneklerle önemli etik ilkeler çıktığının hukuk içerisinde görüldüğünü belirtti.

Programa, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyon Başkanı Hansjörg Haber de katıldı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT