1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan

  3. Vatandaşlığa farklı bir bakış (2)
Mustafa Balkan

Mustafa Balkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Vatandaşlığa farklı bir bakış (2)

A+A-

Âlemlere rahmet olarak gönderilen İki Cihan Güneşi, Hz. Ebubekir ile birlikte Mekke’den Medine’ye hicret ettiği vakit, üç gün süreyle kaldıkları Sevr mağarasına müşrikler yaklaştıklarında endişeye kapılan Hz. Ebu Bekir’e, Resul-ü Ekrem Efendimiz;

“Ey Ebu Bekir! İki kişinin üçüncüsü Allah olursa sen ne olacağını zannediyorsun?” diyerek teskin etmişti. Yüce Mevlâ bu durumu Kur’ân-ı Kerîm’inde şu meâldeki âyetle açıklıyor:

“Eğer siz, Allah Resûlü’ne yardım etmezseniz muhakkak ki Allah, ona yardım etmiştir. Hani vaktiyle kâfirler onu iki kişinin biri olarak Mekke’den çıkardıkları (hicretine sebep oldukları) zaman, onlar mağarada iken Ebû Bekir’e; “Üzülme, Allah mutlaka bizimle beraberdir” diyordu. Böylece Allah, peygamberin üzerine huzur ve güven indirdi ve O’nu görmediğiniz askerlerle kuvvetlendirdi.”

 

***

İlk yazımızda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten hükümetlerin iyi niyetine rağmen birilerinin, bize sığınan soydaş ve dindaşlarımıza “Türk Vatandaşlığı”nı bile çok gördüklerini misaller vererek dile getirmiştik.

Türkiye’de hiç beklenmedik bir şekilde hızlı bir zihniyet değişimi yaşanmakta. Bir dönemler milletin ensesinde demoklesin kılıncı gibi dolaşan kurumlar ve CHP’nin İttihat Terakki’den kalma kaleleri bir bir düşmekte. Bu gelişmeleri iyiye doğru ve hayra yormakta fayda var. Şimdilerde Suriye’den bize iltica eden ve vatandaşlığa alınmayı bekleyen binlerce insan, büyük bir sevinçle beklemekte.

Ama Türk Vatandaşlığını elde etmekte o kadar kolay olmasa gerek. 5901numaralı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na göre; yabancı birisinin Türk Vatandaşlığı hakkını elde edebilmesi için şu şartları yerine getirmesi gerekiyor:

1-Vatandaşlığa alınmasını isteyen kişi, kendi milli kanununa vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır. 
2- Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de beş yıl ikamet etmiş olmalıdır. 
3- Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır. 
4- İyi ahlak sahibi olmalıdır. 
5- Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır. 
6- Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir. 
7- Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmalıdır.”

Hollanda ve Almanya’da 1959 yılında işçi olarak giden Türkler, Alman ve Hollanda vatandaşlığına geçebilmek için beş yıl bekledikleri gibi meramını anlatabilecek kadar Almanca ve Flemenkçeyi öğrenmek zorunda idiler. Ayrıca diğer şartları da yerine getirmek mecburiyetindeler.

 

***

Suriye’den yurdumuza göç ederek Konya’ya yerleşenler arasında Halep’ten gelenler çoğunluktadır. Altmış beş bin Suriyeli’nin ekseriyeti, buradan Halep’e giden ve gönderilen Konyalılardan oluşmakta idi. Halep’ten Konya’ya gelenler de buradan gidenlerin torunları değil midir? İç savaş başlamadan önce Suriye’ye giden Şam ve Halep’i gezenler, muhaberata rağmen neden çok hoş karşılandıklarını bir düşünün… Türkiye, onlar açısından “Vatan-ı sânî” dir. Daha düne kadar Osmanlı tebası altında yaşayan bu soydaş ve dindaşlarımız, Türkiye’nin hatalı dış politikası sebebiyle ve hazırlıksız (güç ve kuvvet biriktirmeden) yakalandılar. Merhum Mehmet Emin Eminoğlu hocamız, Şam’da kaldığı için bu durumu bize çok açık bir şekilde izah etmişti.

O insanlardan bazılarından “Vatanım uğruna ölmeyeceksem ya ben niçin doğdum?” diyen Nâmık Kemâl şuurunda olmalarını beklemek beyhudedir.

Bizler ise; “Sahipsiz olan memleketin batması haktır/ Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.” şuurunda yetişmiş insanlarız. 12 Eylül öncesinde de vatan, millet, din şuurundan yoksun yetişen insanlarımız bizim ülkemizde vardı. Günümüz gençliği ise ne yazık ki SEV-GENÇ olarak yetişiyor.

Evet doğrudur. Biz, vatan söz konusu olduğunda Türkmen Dağı’ndaki Türkmen gardaşlarımız gibi vatanımızı son damlasına kadar savunacak olan insanlarız. Bakınız bugün dahi her cephede Ülkücüler savaşıyor ve onlar mücadele etmiyorlar mı?..  

Hayat; onlar açısından iman ve cihad demek.

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Petrol uğruna parçalanan Osmanlı’nın son bakiyesi olan Türkiye, Lozan’da barışı alırken petrolü İngiltere ve ABD’ye vermişti.

Türkiye, Suriyelileri “Türk Vatandaşı” olarak kabul etmeye hazırlanırken bunun altında enerji ve su savaşlarının yattığı, Suriye ve Irak’taki dengelerin değişmeye başladığı gerçeğini hiçbir zaman yabana atmamalıyız.

Türkiye’nin, kendi coğrafyasında yeniden çizilmeye başlanılan sınırlar dolayısıyla bir 100 yıl daha kaybetmeye tahammülü yoktur. Vatandaşlık olayına bir de bu cepheden bakmak lâzım. Türkiye her halükârda çok güçlü olmak zorunda ve 2023’e şunun şurasında kaç sene kaldı ki…

***

ANLAMLI TİVİT:

gunun-tiviti.jpg

“Cumamız mübarek, dualarımız kabul olsun. Allah Milletimize refah, birlik, beraberlik içinde yaşamayı nasip etsin.” (Meral Akşener)

 

GÜNÜN FOTOĞRAFI:

gunun-fotografi-bu-ayak,-ne-ayak!.jpg

Bu ayak, ne ayak!..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum