1. YAZARLAR

  2. Nurullah Çetinkaya

  3. Yapay gündem: Osmanlıca
Nurullah Çetinkaya

Nurullah Çetinkaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Yapay gündem: Osmanlıca

A+A-

Osmanlı Türkçesi ya da Osmanlıca; Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasında (Kanun-i Esasi) kullanılan adıyla Türkçe (Lisan-ı Türkî, Lisan-ı Osmanî), 13 ile 20. yüzyıllar arasında özellikle Anadolu’da ve Osmanlı’nın hâkim olduğu ülkelerde kullanılan, Arapça ve Farsçadan etkilenmiş Türkçedir. Alfabe olarak Arap alfabesinin Türkçe için uyarlanmış şekli kullanılmıştır. Halk arasında “Eski Türkçe” adıyla bilinir. Yani günümüzde kullanılan Türkçeden çok farklı bir dil değildir.

Osmanlı’da halk tarafından kullanılan Türkçe ile saray tarafından kullanılan Türkçe birbirinden biraz farklıdır. Osmanlı halkı bizim konuştuğumuza yakın bir Türkçe ile konuşur ancak saray biraz daha süslü bir Türkçe ile konuşmaktadır. Saray Türkçesi içinde hatırı sayılır fazlalıkta Farsça ve Arapça unsur kullanmıştır.

Arap alfabesine aşina olan, Osmanlıcanın temel kurallarını bilen her Türk vatandaşı matbu eserleri okuyabilir, okuyamadığı kelimelerin karşılığını da Osmanlıca-Türkçe sözlüklerden rahatça bulabilir. Ancak sıradan bir vatandaşın temel Osmanlıca bilgisi ile Osmanlı arşivlerine girerek belgeleri okuması pek mümkün değildir. Arşive girip Osmanlı arşiv belgelerini okumak için uzmanlaşmak gerekir. Çünkü arşivlerdeki Osmanlıca belgelerin büyük çoğunluğu el yazmasıdır ve bu alanda sağlam bir eğitiminiz yoksa rahatlıkla bir belgeyi açıp okuyamazsınız.

Zorunlu Osmanlıca derslerini değerlendirecek olursak, gençlerimizin tarihleri hakkında bilgi sahibi olmaları, ataları tarafından kullanılan Osmanlıcayı öğrenmeleri elbette ki kötü değil. Ancak bunun zorunlu olarak öğrencilere verilmesi sakıncalı. Zorunluluk öğrencilerin Osmanlıcaya ilgi duymasını değil tam tersine Osmanlıcaya karşı tepki oluşturmalarına neden olabilir. Bu sebeple dersin seçmeli yapılması ve dersi sevdirecek aktivitelerle öğrencilerin ilgisi çekilmeli.

Okullarda Osmanlıca dersi verecek eğitmenlerin alanlarında uzman olmaması ve birkaç aylık kurs alarak bu derslere girecek olmaları da ayrı bir tartışma konusu. Zaten kendisi tam olarak Osmanlıcaya hâkim olmayanların derslere girerek gençleri eğitmeleri pek sağlıklı bir eğitim olmayacak haliyle. Eski Türk devlet geleneği olan “Yaptım, oldu!” zihniyetiyle Osmanlıca eğitiminin de amacına tam olarak ulaşmayacağı aşikâr.

Diğer yandan bakacak olursak Osmanlıcaya karşı çıkanların da neden bu kadar sert tepki gösterdiklerini anlamak mümkün değil. Karşı tarafta duranlar zamanla Latin alfabesinin kaldırılıp Arap alfabesinin kullanılmaya başlanacağını düşünmekteler. Ancak bu o kadar kolay bir durum değildir. Köklü bir sistemi değiştirmek çok sancılı bir süreçtir. Devlet adamlarımızın da bu sancılı süreci göze almayacağını düşünmekteyiz.

Yani özetle Osmanlıca dersleri hakkında bu derece inatlaşmak, olurdu olmazdı diye tartışmak gayet anlamsız. Organik gündemin böyle yapay gündemlere feda edilmemesi için konuyu fazla büyütmemek lazım. Dersler seçmeli olunca isteyen ailelerin evlatlarına Osmanlıca dersi aldırmalarında herhangi bir sıkıntı çıkmaz. Bazıları kabul etmese de biz Osmanlı Devleti’nin devamıyız. Osmanlılar da Selçukluların, Selçuklularda diğer Türk devletlerinin devamı. Evlatlarımızın biraz olsun Osmanlıcaya aşina olması kimseye zarar vermez. Birilerinin Cumhuriyet dönemine düşman olmasının kimseye bir fayda vermeyeceği gibi bir kesiminde Osmanlı’ya bu derece düşman olması kimseye bir fayda sağlamaz. Unutmayın ki biz, bizden önce bağımsız olan Türk devletlerinin varlığı ile Anadolu’da yani bugün ki yurdumuzdayız. Yurdumuzdan kovulma arifesinde Milli Mücadele döneminin etkisini ve mücadeleyi yönetenlerin özverisi de yadsınamaz bir gerçek.

Geleceğe ilerlemek için bir olmalıyız. Birlik olmak içinde karşılıklı olarak değerlerimize saygılı olmalı ve kimsenin hakkını çiğnemeden, dürüst bir biçimde yolumuza devam etmeliyiz. Saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT