İsmail Detseli

İsmail Detseli

Yazarın Tüm Yazıları >

YOL ARKADAŞIM

A+A-

Nebatatın hazan mevsimi gibi biz insanların da bir hazanı vardır. İşte o mevsimlerden birindeyiz. Bugünlerde hüzünlüyüm, çünkü bundan 58 yıl önce hatıralarla dolu bir yol arkadaşlığı yaptığım değerli büyüğüm sevilen insan, köylüm Hasan Gülmen ağabeyimi 16 Aralık günü toprağa verdik. Beyin kanaması geçirmesi sonucu iki aya yakındır bir hastanemizde yoğun bakımda yatıyordu ve nihayet bu ağır hastalık yaşamına son verdi.

Yüce Allah rahmet eylesin. Sevenlerinin ve hepimizin başı sağ olsun. Hacı Fettah mezarlığına defnettik. Bütün rahmeti rahmana kavuşan Müslüman kardeşlerimiz değerlidir, ancak Sevgili Hasan ağabeyimin benim nazarımda ayrı bir hatırası ayrı bir özelliği var idi. Bundan dolayı mı bilmem vefatı beni ziyadesiyle hüzne boğdu.

Yukarıda belirttim ya bundan 58 yıl önce idi. Yaşım henüz 12. Konya kırsal köyündeyiz yağ, tuz, gaz, giyecek gibi ihtiyaç maddelerini şehirden temin etmek zorundayız. Şehre gelmek için 40-45 km şehir yolunu merkeplere sardığımız satılacak emtia yani patates soğan gibi ürettiklerimizi satıp yerine zaruri ihtiyaçlarımızı alacağız. Bunun için geceden yola çıkıyoruz.

O yıllarda zamanın en kıymetli ve seri ulaşım aracı olan at arabası köyümüzde 3-5 ailede vardı. Bunlardan biri de bahsettiğim Hasan ağamgilde idi. Lakapları Tırılgil olan bu aile, gerek babası merhum Süleyman emmi, annesi merhume Fatma yenge ve çocukları çok iyiliksever eli vergili sahavetli sevilen sayılan eşraftandı köyümüzde. Köy işlerimiz olan rençperliğin yanında köyde her şeyin bulunduğu bir bakkal dükkanının da sahipleri idiler.

Bu vesile ile köyümüze çalışan açık kamyonlar olmasına rağmen navlumu (taşıma ücreti) yüksek ve paranın değerli, kazancın az oluşu nedeniyle at arabası ve merkeple yolculuk tercih edilirdi. Merhum Hasan ağabeyim de bakkalda satılacak emtiayı almak için sık sık Konya’ya gelirdi at arabası ile. İşte böyle bir gündü sanırım. 3 merkep ile anacığım köyümüzden şehre gelen büyüklerime beni emanet edip Konya’ya gönderdi. 2 merkebimde satacağım yük var. Biri boş. Yaşım küçük olduğu için yola dayanamaz diye anacığım bir boş merkep daha verdi yanıma. Ona uzun ve yorucu yolda bineyim diye. Köyden ayrılalı bir saat kadar olmuş baya da yol almıştı şehre giden kafilemiz Karadiğin köyü yakınlarında arkamızdan bir şangırtı sesi duyuldu. Baktık, tozu dumana katıp gelen bir at arabası var yanımızda durakladı, herkese selam verip hayırlı yolculuklar diledi. Baktı ben kafilenin en cürümsüz en küçük yolcusuyum köyde de fakir ve çalışkan bir ailenin çocuğuyum. Kafiledeki büyüklerden birine dedi ki. “Ağalar siz İsmail’in merkeplerini Konya’ya sürüp gelin ben İsmail’i arabaya alayım, yazık çocuk bunca yolda yıpranmasın yorulmasın” dedi. Onlar da bu teklifi severek kabul ettiler ve beni at arabasına bindirip Hasan ağam ile, beni bırakacağı yeri kararlaştırıp haydi uğurlar olsun hayırlı yolculuk” dediler ayrıldık. Hasan ağam çalakamçı öyle süratle yol alıyor ki daha öğle olmadan rahmetli ninesi Pamukçulu Hatıç (Hatice Pamuk garı derdik) yengenin akrabaları olan ve Hasan Ağamı seven Hatıp nahiyesindeki akrabalarının evine geldik. O koca iki kanatlı kapın açıldı, at arabayı büyük avluya soktuk. Ağam atlarının yem torbalarını başlarına taktı eve çıktık abdest aldık namaz vakti gelmemişti o çok meşhur olan tandır ekmeği ile yapılmış kuşbaşılı etten tirit ve yanındaki ikram edilen sirkeli turşuyu iştahla yedik. Öğle namazlarımızı kıldık ve yol uzun deyip müsaade aldık ev sahiplerinden yola revan olduk. Hasan ağam yol boyunca utangaç ve sıkılgan olan beni yeni çıkmış olan türküler ile neşelendirip canımın sıkıntısını gidermeye çalışıyor arada bir de “İsmail sen benden iyi türkü bilirsin ben duydum, iradyolardan dinlediğin her yeni çıkan türküyü belleyyormuşsun bir türkü de sen söyle bakalım utanma canım” dedi. Yanımızda utanacak kimse yok nasıl olsa biz bizeyiz diyordu o her zaman gülen yüzü ile.

Bu neşeli yolculuk içinde ne zaman geldiğimizin farkına bile varamadığım bu gün Tavukçular mevki dediğimiz söğütlü marketin yanından Meram sanayiye ayrılan yolun yanındaki dışı beyaz kireç ile sıvalı evin yanında durdu Hasan ağam. Ve bana bak Ismayıl burada bekleyeceksin köylülerimiz seni buradan alacaklar heç korkma buralarda otur tamamı deyip bıraktı gitti. O yıllarda köylerden akın akın insanlar at ve merkepler ile Konya’ya gelmekteler, çevre belki bağlık bahçelik ev filan çok yok ama yollar gelip giden insanlar ile hayli kalabalık. Uzun zaman bekledikten sonra köylülerim geldi onlara dahil oldum Etbalık Kurumu ve Karacığan Kiremit Tuğla Fabrikalarının arasındaki yolu takip ederek Aydoğdu’dan Konya’ya akşama doğru geliverdik. Yol arkadaşım olan ihtiyar emmilerin bir kaçı bana ve hasan ağama teşekkür ediyorlar dua ediyorlardı. Sebebi ise ben araba ile gelince o yaşlılarda benim boş eşeğe sıra ile binip gelmişlerde ondan. Hatta o merkebin 25 kuruşluk han ücretini o emmiler vermişti hem binip geldikleri için hem de benim fakir olduğum için. Böyle bir hatıramı hiç unutmadım Hasan ağabeyim ile ne zaman karşılaşsam hem elini öperdim hem bu hatıramızı mutlaka anlatırdım. O merhum güzel insan da ben bunları unuttum İsmail her şeyi tek tek hatırlıyorsun senin zekana hayranım vallahi diye beni taltif ederdi. Allah rahmet eylesin yattığın yer nur mekanın cennet olsun güzel insan. Yarın kutlayacağımız Mevlid kandiliniz mübarek olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT