1. YAZARLAR

  2. Emrullah Nergiz

  3. Zokayı yutan kim?
Emrullah Nergiz

Emrullah Nergiz

Yazarın Tüm Yazıları >

Zokayı yutan kim?

A+A-

Toplumsal bir haykırış var. Duyan yok. Bir cam fanusun içerisinde birileri avazının çıktığı kadar bağırıyor. Dışarıda ise normal bir yaşam var.

Yangın söndü mü? Hayır. 15 Temmuz yangını halen sönmedi. Daha da abanarak ülkenin vatandaşın üzerine geliyorlar. Hiçbirimizin terör ya da dış politika uzmanı olmasına gerek falan kalmadı. Artık herkes bu işlerin arkasında kimin olduğunu biliyor.

Fakat ne çare ki yapılabilecekler sınırlı. Neden? Halk diyor ki alın size sınırsız destek, bakın tarihte görülmemiş bir şekilde neredeyse parlamentonun % 90’ı birlikte hareket ediyorsunuz! Hadi çözün bitirin, şu FETÖ’den de PKK’dan da kurtulalım. Yeter bu milletin çektiği. Yeter bu kan bu gözyaşı!

Sistematik bir patlamalar zinciri… Doğuda başladı, sanki harita çizer gibi tek tek tüm şehirlerimizi dolaşıyor. Kimini hain PKK üstleniyor kimini katil DAEŞ! Bizim topraklarımız deneme tahtası mı?

Gündem değiştirmeye çalışanlar darbe başarısızlığından biran evvel uzaklaşarak FETÖ’cü alçaklara alan ve zaman kazandırma gayretindeler.

Peki aşağıda neler oluyor, gören var mı?

Bu haşhaşi bozmaları ile yapılan mücadelede tereddütler hat safhaya ulaşmış durumda.

Özellikle Konya’da mı yoksa tüm şehirlerde mi böyle bilmiyorum! Bir dostun tespiti ilginç: “yıllardır Milli Görüşçü, Nakşi, Menzilci, Okuyucu, Yazıcı diye bildiğimiz bir çok kişi tek tek alınıyor.” diyor. Soruyoruz neden alınmış?

Kimi bankada hesabını kapatmamış, kimi bir arkadaşını kıramamış kurban vermiş, kimi çocuğunu okuldan alamamış, kimi de bir yanlışlığa ya da iftiraya kurban gitmiş diyorlar.

Kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor. Yalnız alındıysa “elbet vardır bir bağlantısı” diyen de var, pisi pisine gitti Niyazi diyen de!

Eğer durum buysa bugün masumlarla polislerin enerjilerini yanlış yerde heba edenler acaba neyi amaçlıyor?

Önemli bir şey diyeyim. Son 10-15 gündür normal gezintimizin iki katı dolaşıyoruz. Konuşuyoruz, kokluyoruz, tahliller yapıyoruz… Belediyelerde, kurumlarda, hatta birçok sanayi kuruluşunda insanlarda bir muğlâklık var. Sanki adı konulmamış bir tedirginlik hâkim. Hatta kurumlarda bazı dostlara şaka yollu takılsak dahi birden ciddileşip “bizim sarı zarf ne zaman gelecek” diye kapı gözlüyoruz diyorlar. Var mı bir sıkıntı diyoruz? Yok! Ama ne olacağı belli mi ki? Çevrelerinde masum olduklarına inandıkları insanlar alınmış kiminin.

Ortak kanaat bu işte bir yanlışlık olduğu yönünde. Devedişi gibi bilinenlerin alınıyor olmasına kimsenin bir itirazı yok. Lakin bu iş Konya’da biraz farklı işliyor gibi. Bu farklılığı ileride biraz daha açarız belki.

AK Parti, kendi içini ve tepedeki paralel mücadelesi yapan insanları temizlemeden böyle bir mücadeleye giriştiği için aşağıda ciddi bir taban kayması ile karşı karşıya benden söylemesi. Konya’da bile azımsanmayacak derecede bir karşıtlık oluşmuş durumda. Ortada somut örnekler de var. Örneğin Hayati Yazıcı; 17/25’ten sonra “Paralel Yapı yok” diyebiliyor. Ne gariptir ki aynı Yazıcı 15 Temmuz’dan sonra tüm AK Parti teşkilatlarına “FETÖ ile şu şekilde mücadele edeceksiniz” diye genelge gönderiyor. Sahi ne oldu o genelgeye? Hiç alınan var mı teşkilatlardan? Benim haberim yok!

Veya Bülent Arınç. 17/25’ten sonra defaten paralele yakın kelime oyunları yapmadı mı? Yani “ahmakmışım” demekle olacaksa birileri çıkıp “ben daha büyük ahmağım” desin kurtulsun!

Vatandaşın en büyük isyanı buna. Millet, paralel ile mücadelede belirlenen kriterlerin dahi sağlıklı olmadığını düşünüyor.

Sahi bu kavganın göbeğinde yer alan muhafazakârlar değil miydi yahu? Ana omurga onlar değil miydi! Darbeyi evvela onlar savuşturmadı mı? Eee… Şimdi Solcular en rahat… Kemalistler, laikler, ülkücüler hatta ve hatta PKK sempatizanı radikal Kürtçüler bile rahat.

Onlardan yanlışlıkla dahi alınan yok. Çünkü hiçbiri oluşturulan kriterler dairesinden geçmemiş.

Peki, kim geçmiş? Tabiî ki muhafazakâr toplum geçmiş. Kandırılan onlar olmuş. Hatta 2011-12’ye inseniz belki bu ülkenin 40-50 milyonunu içeri almak gerekecek. Zira öyle iç içe olunmuş ki bulaşmayan kalmamış neredeyse.

Hem “hadi oraya git” diye arkadan iteceksiniz sonra bugünün aklıyla dünü sorgulayıp “dün niye oradaydın” diyeceksiniz.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ağalar?

Birileri Cumhurbaşkanımızı, ümmet liderimizi fena halde kandırıyor ama haydi hayırlısı!

Sanırım, 1960’da 80’de ve 28 Şubat’ta olduğu gibi bugün de kaybeden yine Müslümanlar olacak! Hele bir bakın etrafınıza; ya laiklik naralarıyla tüm cemaatlerle mücadele etmekten bahsediyorlar, ehl-i sünnete yakın tüm gruplara aleni korku salıyorlar. Ya da gerçek FETÖ mensupları ortalarda gezerken aşağıda dayısı olmayan garibanlarla uğraşıyorlar.

Bu işte bir yanlışlık var. Gerçekten bu darbeyi biz bastırdık mı? Yoksa asıl istenen buydu da darbe başarılı mı oldu? Ortada acayip bir zoka var ama yutanı ben bulamadım vesselam!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum