1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. 21. Yılında 28 Şubat Mağdurları - "Öz Yurdunda Garipsin, Öz Vatanında Parya"
21. Yılında 28 Şubat Mağdurları - "Öz Yurdunda Garipsin, Öz Vatanında Parya"

21. Yılında 28 Şubat Mağdurları - "Öz Yurdunda Garipsin, Öz Vatanında Parya"

Eskişehir'de 28 Şubat sürecinde görev yaptığı okulda başörtülü öğretmenlere sahip çıktığı gerekçesiyle 1999'dan 2002 yılına kadar kınamadan idari görevden almaya, maaş kesmeden sürgün edilmeye kadar çeşitli cezalar verilen ve mahkeme sürecinde 3 kez kalp

A+A-

ESKİŞEHİR (AA) - DENİZ AÇIK - Eskişehir'de 28 Şubat sürecinde görev yaptığı okulda başörtülü öğretmenlere sahip çıktığı gerekçesiyle 1999'dan 2002 yılına kadar kınamadan idari görevden almaya, maaş kesmeden sürgün edilmeye kadar çeşitli cezalar verilen okul müdürü Abdullah Yılmaz ile baskılara dayanamayıp emekli olan öğretmen eşi Ayşe Yılmaz, o zor günlerde, ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek'in "Sakarya Türküsü" adlı şiirinde geçen "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" durumunu yaşadı.

Fadime Sarar Anadolu İmam Hatip Lisesi müdürüyken aralarında eşinin de bulunduğu başörtülü öğretmenleri, 28 Şubat sürecinde müfettiş denetiminde olumsuz bir durum yaşamamaları amacıyla sevk belgesi düzenleyip doktora gönderdiği ve başörtülü öğrencilere yardım ettiği gerekçesiyle soruşturmalar geçiren Abdullah Yılmaz (54), o dönemde kınamadan idari görevden almaya, maaş kesmeden sürgün edilmeye kadar çeşitli cezalara maruz kaldı.

Yılmaz, 3 yıl süren mahkeme sürecinde 3 kez kalp krizi geçirdi. Yılmaz'ın başörtülü olduğu için baskı gören eşi Ayşe Yılmaz (52) da baskılara dayanamayıp emekliliğini istedi.

Şimdilerde Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü olarak görevini sürdüren Abdullah Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 28 Şubat döneminde büyük bir baskı yaşadıklarını söyledi.

Yılmaz, 28 Şubat sürecinde Fadime Sarar Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde görev yaptığını, okulda başörtülü öğretmenlerin de çalıştığını belirterek "Öğretmenlerimiz inançlarının gereği olarak başlarını örtüyorlardı. Ben de onları himaye ediyordum. Müfettişin geldiğini gördüğümüz zaman başörtülü öğretmenlerimiz adına sevk kağıtları hazırlıyorduk. Sevk kağıtlarını verdiğimiz başörtülü kardeşlerimizi arka kapıdan doktora gönderiyorduk." dedi.

O dönemde bir öğrencinin nakli için tasdiknamesini velisine verdiğini belirten Yılmaz, şunları söyledi:

"Öğrencimiz başka bir okula kaydoldu. Öğrenci gittikten 3 ay sonra dönemin Milli Eğitim Bakanı, yayınladığı genelgeyle meslek liselerinden genel liselere geçişi yasakladı. Bu öğrenci genelgeden 3 ay önce gitti. Bundan dolayı soruşturma geçirdim. Olmayan genelgeden dolayı defalarca cezalandırıldım. Bana 'Bu genelgenin çıkacağını hissetmeliydin.' söylemiyle maaş kesme cezası, idari görevden alınma ve sürgün cezaları verdiler. O dönemin mahkemeleri de olmayan genelgeden beni haksız buldu. 28 Şubat döneminde bana karşı açılan davaların sayısını bilmiyorum. Bölge idare, idare mahkemelerinde yargılandım. Mahkeme sürecinde 3 kez kalp krizi geçirdim. 'Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya'yı çok yaşadık. Bu senelerce devam etti."

Yılmaz, Türkiye'nin iyi gidişatta olduğunu ancak düşmanların her an pusuda beklediğini ifade etti.

28 Şubat sürecinin ve darbelerin ülkeye ve insanlara verdiği zararın çok iyi anlatılması gerektiğini dile getiren Yılmaz, "Gerekirse çocuklarımıza ders olarak anlatmamız lazım. Darbelerin insanların canını yakıp, üzdüğünü, aileleri darmadağın yaptığını anlatmamız gerekir. O kadar çok acı yaşadık ki nereden başlayacağımı bilmiyorum." dedi.

- "Öz yurdundan garipsin, öz vatanında paryayı iliklerimize kadar yaşadık"

Yılmaz'ın eşi Ayşe Yılmaz da çalışma hayatı boyunca başörtüsü nedeniyle baskılar yaşadığına işaret ederek 4 çocuğunu büyütürken almadığı 6 aylık ücretsiz izin hakkını 28 Şubat döneminde aldığını söyledi.

Bu yüzden emeklilik sürecinin 6 ay uzadığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

"O dönemde çare bulamadık. Eşim de başörtülü öğretmenlere çok yardımcı oldu. Kur'an-ı Kerim derslerine giriyordum. Bir ders sırasında sınıfa müfettiş girdi. Hocam sizin başörtülü şekilde sınıfta durmanız yasak. Öğrencilere serbest ancak öğreticilere izin yok.' dedi. Bunu kabul etmedim. Yönetmeliği gerekçe göstererek sürekli soruşturmalar, takipler, idari cezalar, kınama cezaları verdiler. 'Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya'yı iliklerimize kadar yaşadık. Dayanamayıp 2008 yılında emekli oldum. Mesleğimi çok seviyordum. Özellikle şu dönemde çalışmayı çok isterdim. O kara günlere yeniden dönmeyiz diye dua ediyoruz."

HABERE YORUM KAT