1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. 3. Uluslararası Kadın Ve Adalet Zirvesi
3. Uluslararası Kadın Ve Adalet Zirvesi

3. Uluslararası Kadın Ve Adalet Zirvesi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: (1)- "Dün kadını en bayağısından bir meta olarak kullanan zihniyetin bugün kadını yine meta anlayışıyla ama bu defa eşitlik ambalajı içinde kullanıyor olması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye'nin son 200 yı

A+A-

İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dün kadını en bayağısından bir meta olarak kullanan zihniyetin bugün kadını yine meta anlayışıyla ama bu defa eşitlik ambalajı içinde kullanıyor olması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye'nin son 200 yılında her konuda olduğu gibi kadın hakları meselesinde de sürekli savrulmalar yaşadık. Asırlar boyunca insanları boyunlarına, ayaklarına, kollarına zincir vurarak kitleler halinde mal gibi satan ve çalıştıran, bunlar için de kadınları ve çocukları daha da aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir." dedi.

Erdoğan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Grand Cevahir Otel'de düzenlenen 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, zirvenin konusunun "Ailenin Güçlendirilmesi" olarak belirlenmesini isabetli bulduğunu ifade etti.

Kadının, ailenin ayrılmaz bir parçası ve lokomotifi olduğun dile getiren Erdoğan, "Bizim inancımızda ve kültürümüzde aile, kadınla erkeğin ortak sorumluluğunda teşekkül eden ve yaşayan hayati bir müessesedir. Öyle sanıldığı gibi ailede sadece ev işlerinin kadına, geçim işlerinin erkeğe yüklenmesi gibi kati bir ayrım söz konusu değildir. Şartlara bağlı olarak kadın ve erkek aile içindeki görev bölümüne katkıda bulunurlar. Kadını iş hayatından erkeği de evden tecrit eden bir anlayış daha en başında aile mefhumuna darbe vurarak işe başlıyor demektir." diye konuştu.

Erdoğan, aile kurumunun güçlü olmadığı bir toplumun geleceğinin kadın için de erkek için de aynı derecede karanlık olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bizim medeniyetimizde eşlerin birbirine Rabbimizin emri üzre rahmet, sevgi, saygı nazarıyla bakma mecburiyeti vardır. Bu yaklaşım iki taraflı bir ilişki biçimini tarif eder. Yunus Emre'nin 'Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü' sözü hayatın her alanında bizim rehberimizdir. İnsan olarak cinsiyetimizden bağımsız sorumluluklarımız vardır. Bunun yanında erkek ve kadın olarak sahip olduğumuz özelliklere göre de ayrıca mesuliyetlerimiz bulunuyor. Yaradılıştan beri var olan bu hakikatlere rağmen kadını ve erkeği ısrarla insan sıfatının üstünde ve ötesinde haklara, yükümlülüklere tabi tutma gayretleri sonradan ortaya çıkmıştır. Her insanı cinsiyetinden rengine kadar tüm farklılıklarının ötesinde Allah'ın yarattığı bir varlık olarak gören bir inancın mensupları olarak kadına ayrımcılık yapmamız zaten mümkün değildir. Çünkü fıtratın gereği tüm yaratılanlara aynı gözle bakmaktır. Bizim kültür köklerimizde de cinsiyet ayrımcılığı yoktur."

- "Kötü örneklerden yola çıkarak, bir yere varamayız"

Konuşmasına "Hanımefendiler", "Beyefendiler" hitabıyla başladığını hatırlatan Erdoğan, "Türkçe'mizin bu güzel hitabında kadın ve erkeğin 'efendi' denilerek aynı ifade ile anılmasındaki mesaj çok önemlidir. Bizde efendi kavramı hem unvan hem isimdir. Unvan olarak yönetici, isim olarak eğitimli, mecazi olarak da ağırbaşlı anlamında kullanılan bu kavram, her haliyle de çok güzel göndermelere sahiptir. Hanımefendi ve beyefendi tabirindeki incelik, bu güzel temennilerin cinsiyet ayrımı olmaksızın herkes için ifade edildiğini gösteriyor. Bunları söylerken elbette tarihimizde yaşanmış, kültürümüze de inancımıza da aykırı birtakım yanlış uygulamaları görmezden geliyor değiliz. Fakat 'su-i misal emsal olmaz' ilkesi gereği sadece kötü örneklerden yola çıkarak, bir yere varamayız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı ülkelerindeki insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları ve hayvan hakları konusundaki büyük tartışmaların gerisinde yaşamış çok büyük acılar, ihlaller, istismarlar olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kırılma keskin olunca, tartışmalar ve bu doğrultuda atılan adımlar da aynı şekilde büyük oluyor. Bizim tarihimizde hamdolsun böyle acı kırılmalar bulamazsınız. İnancımız da kültürümüz de zaten buna izin vermez. Buna rağmen eksiklerimizi, hatta varsa yanlışlarımızı konuşmamız, tartışmamız gayet tabiidir. Bunları telafi etmek için neler yapabileceğimiz hususunda görüş alışverişinde bulunmamız hayatın akışının da bir gereğidir. Fakat bunu yaparken hareket noktamız kendi tarihimiz, kendi kültürümüz değil de bizden çok farklı tecrübelerin yaşandığı Batı dünyası olursa doğru yere varamayız. Dün kadını en bayağısından bir meta olarak kullanan zihniyetin bugün kadını yine meta anlayışıyla ama bu defa eşitlik ambalajı içinde kullanıyor olması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye'nin son 200 yılında her konuda olduğu gibi kadın hakları meselesinde de sürekli savrulmalar yaşadık. Asırlar boyunca insanları boyunlarına, ayaklarına, kollarına zincir vurarak kitleler halinde mal gibi satan ve çalıştıran, bunlar için de kadınları ve çocukları daha da aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir. Cenneti annelerin ayakları altına seren, kadına 'sultan' benzetmesi yapan, onlara güler yüz göstermeyi, şakalaşmayı, yumuşak olmayı, iyi davranmayı tavsiye eden bir medeniyetin böyle bir referansı olamaz. Biz kendi meselelerimizi, kendi eksiklerimizi, kendi hatalarımızı, kendi gerçeklerimiz içinde tartışarak doğruyu bulacağız. Ülkemizdeki kadın hareketlerinin pek çoğunun toplumumuzda makes bulmamasının gerisinde hareket noktalarının yanlış olması yatar."

KADEM'in doğru paradigmayla, doğru referanslarla, doğru hassasiyetlerle işe başladığı ve faaliyet gösterdiği için başarılara imza atabildiğini anlatan Erdoğan, derneğin kuruluşundan bu yana emeği geçen herkesi tebrik etti.

(Sürecek)

HABERE YORUM KAT