1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. 35. İl Müftüleri Toplantısı
35. İl Müftüleri Toplantısı

35. İl Müftüleri Toplantısı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: (1)- "15 Temmuz ihaneti ve FETÖ konusundaki öz eleştirimizi açık yüreklilikle yapabilmeliyiz. FETÖ ihanet çetesinin 40 yıl boyunca devlet ve toplum yapımıza sirayet edebilmesi bu noktada bazı eksikliklerin olduğ

A+A-

ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "15 Temmuz ihaneti ve FETÖ konusundaki öz eleştirimizi açık yüreklilikle yapabilmeliyiz. FETÖ ihanet çetesinin 40 yıl boyunca devlet ve toplum yapımıza sirayet edebilmesi bu noktada bazı eksikliklerin olduğunu gösteriyor. Bu örgütün oluşturduğu tehdidin uzun yıllar farkına varılamaması hepimizin üzerinde hassasiyetle düşünmesi gereken bir husustur." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 35. İl Müftüleri Toplantısı'nda, katılımcılara hitap etti.

Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, "Siz kıymetli hocalarımıza milletin evine, bu gazi mekana hoşgeldiniz diyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, toplantının Diyanet İşleri Başkanlığının 1993'ten beri sürdürdüğü bir gelenek olduğunu hatırlatarak, hayırlara vesile olmasını Allah'tan niyaz etti.

Mutat aralıklarla il müftülerinin bir araya gelmesini sağlayan toplantının, müftülerin milletin güncel dini meseleleri hakkında görüş alışverişinde bulunmalarına vesile olduğunu belirten Erdoğan, "35. İstişare Toplantısı'nın verimli ve bereketli geçmesini diliyorum. Bu vesileyle ömrünü dini mübini İslam'ın öğrenilmesi, öğretilmesi ve hakkıyla yaşanması için adayan müftülerimizden, hocalarımızdan dar-ı bekaya irtihal edenlere Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Rabbim onları cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın diyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün püskürtülmesine katkı sağlayan tüm imam ve müezzinlere teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İmamlarımızın cunta heveslisi haysiyet fukaralarının saldırılarına aldırmadan okudukları ezan ve selalarla milletimizi kıyama çağırması bana göre darbenin en önemli dönüm noktalarından biridir. Gerçekten de o ihanet gecesinde 7'den 70'e milletimizin yüreğinde direniş ateşini yakan kıvılcımlardan biri de işte bu sela ve ezanlar oldu. Kalbindeki iman ve okunan selalardan güç alan bu millet tıpkı bir asır önce Kurtuluş Harbi'nde olduğu gibi istiklaline ve istikbaline canı pahasına sahip çıktı. Milletin şahlanışı karşısında tanklar, uçaklar ve ölüm kusan tüm silahlar demirden bir yığına dönüştü. Gazilerimizin istisnasız hepsi darbecilerin ağır silahlarına meydan okurken selalarla beraber Rabbimizin kalplerine indirdiği sekinetten ve inşirahtan bahsediyor. Darbecilere karşı sokağa çıkan vatandaşlarımız hissiyatlarını o sela sesleri, o ezan sesleri 'Bizi aldı başka bir aleme götürdü.' diyerek anlatıyorlar. O gece her biri bir Sütçü İmam'a dönüşen tüm din görevlilerimizden Allah razı olsun diyorum."

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy'a Mısır'dan döndükten sonra dostlarından birinin "Üstad icab ederse Türk milleti için bir İstiklal Marşı daha yazar mısınız?" diye sorduğunu ve bu soru karşısında Akif'in hasta yatağından doğrularak, "Rabbim bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın." dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Evet biz de 15 Temmuz destanımızla iftihar etsek de Rabbim bir daha bu milleti böyle bir destan yazmak zorunda bırakmasın diyoruz. Aynı şekilde Rabbim imamlarımızı tekrar gecenin karanlığında milleti kıyama çağıran selalar okuma mecburiyetinde koymasın diye dua ediyoruz." dedi.

Erdoğan, Mehmet Akif'in "Geçmişten adam hisse kaparmış. Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarihi 'tekerrür' diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" ifadeleri ile yeni bir işgal girişimine tekrar maruz kalınmaması için adeta bir reçete verdiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üstadın dediği gibi tarih ibret almayanlar için tekerrür eder. Resulü Ekrem, 'Müslüman bir kez ısırıldığı delikten ikinci kez ısırılmaz.' diye buyuruyor. Bu mesele de biz Müslümanlar için bir emir niteliğindedir. Özellikle sorumluluk sahiplerinin bu Nebevi emre daha çok riayet etmesi gerekiyor. Nasıl millet olarak tarihe nakşettiğimiz şanlı zaferlerden cesaret alıyorsak hiçbir komplekse kapılmadan yenilgilerimizden, hata ve eksiklerimizden ders çıkarmayı başarmanın da gayreti içerisinde olmamız gerektiğini unutmamalıyız."

- "Verilecek samimi cevaplar gelecek adına çok önemli"

Hem fertler için hem de toplum için en büyük erdemlerden birisinin bu olduğuna vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu anlayışla 15 Temmuz ihaneti ve FETÖ konusundaki öz eleştirimizi açık yüreklilikle yapabilmeliyiz. FETÖ ihanet çetesinin 40 yıl boyunca devlet ve toplum yapımıza sirayet edebilmesi bu noktada bazı eksikliklerin olduğunu gösteriyor. Bu örgütün oluşturduğu tehdidin uzun yıllar farkına varılamaması hepimizin üzerinde hassasiyetle düşünmesi gereken bir husustur.

Nasıl olup da böyle karanlık bir örgüt başındaki şarlatanın onca sapkınlığına, hezeyanına rağmen bu derece milletimizin inanç dünyasına etki edebilmiştir? Nasıl olup da böyle menfur bir yapı körpe dimağları kendi insanına silah çekecek kadar gözü dönmüş mankurtlara dönüştürebilmiştir? Nasıl olup da böyle şaibeli bir örgüt mütedeyyin insanların baskı ve zulüm gördüğü dönemlerde hiçbir sorun yaşamadan serpilip büyüyebilmiştir? Nasıl olup da böyle bir örgüt sadece ülkemizde değil, dünyanın 160 ülkesinde nüfuz alanı edinebilmiştir? Aynı şekilde DEAŞ, El Kaide, Boko Haram, El Şebab gibi yapılar nasıl İslam dünyasının gençleri arasında kısmen de olsa zemin bulabilmektedir? Bu sorulara verilebilecek samimi, cesur, hasbi cevapların sadece bugünümüz değil asıl geleceğimiz adına çok önemli olduğuna inanıyorum."

"FETÖ bir sebep değil, arızi bir sistemin ürettiği sonuçtur. FETÖ milletiyle kavgalı, vatandaşına tepeden bakan kendi insanını ötekileştiren çarpık sistemin neden olduğu bir hastalıktır." tespitinde bulunan Erdoğan, bu hastalığın devlet ve toplum bünyesine nüksetme durumunun ise birilerinin iddialarının aksine yeni değil oldukça eski olduğunun altını çizdi.

Erdoğan, "FETÖ 1970'lerin ortalarında bünyeye girmiş, 40 yıl boyunca da o bünyede sinsi bir şekilde büyümüş, palazlanmış, vücudun farklı organlarına bulaşmış habis bir urdur. Hatta daha geriye gidersek bu örgüte ilham veren pek çok hastalıklı örnek de bulabiliriz. Örgüt 40 yıllık serencamı içerisinde en güçlü desteği 12 Eylül darbesiyle, 28 Şubat müdahalesinin faillerinden görmüştür. Demokrasinin askıya alındığı, meşru siyaset zeminin daraldığı, devletin kapılarının milletin evlatlarına kapandığı bu iki karanlık dönem FETÖ'ye istismar edeceği son derece münbit bir ortam sunmuştur." değerlendirmesini yaptı.

(Sürecek)



HABERE YORUM KAT