1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Akıncı Üssü Davası
Akıncı Üssü Davası

Akıncı Üssü Davası

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Aydın:- "Sanıkların savunmalarına ve duruşmalardaki davranışlarına baktığımızda sanıkların örgütsel bağlılıklarını sürdürdüğünü ve örgütsel iletişimin devam ettiğini söyleyebiliriz. Darbeye iştirak eden sanıklar bağlamında

A+A-

ANKARA (AA) - KADİR KARAKUŞ - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davaya müdahil olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın, "Sanıkların savunmalarına ve duruşmalardaki davranışlarına baktığımızda sanıkların örgütsel bağlılıklarını sürdürdüğünü ve örgütsel iletişimin devam ettiğini söyleyebiliriz. Darbeye iştirak eden sanıklar bağlamında ifade etmem gerekirse örgütte çözülmenin çok sınırlı kaldığı açıktır." dedi.

Aydın, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda 1 Ağustos'tan itibaren görülmeye devam eden davaya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Sanıkların haklarındaki suçlamaları inkara yönelik reflekslerinin, örgütün her şeyi inkar etmeye yönelik yaşam tarzından kaynaklandığını, bu kapsamda davranışlarının anlaşılır hale geldiğini belirten Aydın, şöyle devam etti:

"Şunu göz ardı etmemek gerekir; örgüt, işlediği cürümleri hiçbir şekilde kabul etmez, bununla da yetinmez, işlediği suçları ustaca başkalarının üstüne atar. Buna dair geçmişte birçok örnek de mevcuttur. Örgüt ve örgüt mensuplarının gözünde, darbeye direnenler ile darbeye iştirak edenler hakkında samimi beyanda bulunanlar haindir. Dolayısıyla örgüt mensubu sanıklar, darbeye direnen TSK mensuplarını itibarsızlaştırmak için akla hayale gelmeyecek ithamlarda bulundukları gibi samimi beyanda bulunarak, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olan ve dosyada tanık olarak dinlenen kişilere sanık muamelesi yapmak suretiyle husumetlerini ortaya koymaktadırlar."

FETÖ mensubu TSK mensuplarının çoğunun askeri lise yıllarında, çok genç yaşta örgütle tanıştığını, bu yolla örgütsel düşünme ve davranış kalıbını bir yaşam tarzına dönüştürdüğünü ifade eden Aydın, dolayısıyla sanıklar arasında hiçbir temas olmasa bile sanıkların ifadeleri arasında benzerlik olmasının sürpriz olmadığını vurguladı. Tutuklu sanıkların yakınlarıyla ve avukatlarıyla görüşme hakları bulunduğunu, bu görüşmelerde örgütün mesajlarının iletilmesinin de mümkün olabileceğini dile getiren Aydın, yargılama sırasında sanıkların birbirlerinin savunmalarını dinlediğini, önemli sanıkların çizdiği çerçevenin diğer sanıklar için emsal olabildiğini söyledi.

- "Sanıklar, örgüte intisaplarından sonra bir fanusta yaşatılmakta"

"Sanıklar, örgüte intisaplarından sonra bir fanusta yaşatılmakta ve gerçekle bağları koparılmaktadır." diyen Aydın, sanıkların gerçeğe ulaşmasının örgüt tarafından farklı metotlarla engellendiğini, cezaevlerindeki örgüt mensuplarının da motivasyonlarının, bir takım rüyalarla ayakta tutulmaya çalışıldığının ortaya çıktığını kaydetti.

Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Peygamberimizin sanıkların koğuşlarına ziyarete geldiğini ve Peygamberimizin darbeden tutuklu olanlara kefil olduğuna dair rüyalara bile inanan sanık profilinden söz ediyoruz. FETÖ, milletimizin de yakından bildiği gibi arkasında birçok devletin ve uluslararası gücün olduğu bir terör örgütüdür. Ayrıca ülkemizde bir kısım siyasi partilerin de FETÖ'nün söylemlerini sahiplendiğini, hatta savunmalarına paralel politikalar belirlediği bilinen bir gerçektir. Sanıkların, hem örgütün arkasındaki harici güçlerin desteği hem de kendilerini sahiplenen siyasi partilerin iktidara gelmesi ve siyasi iklimin değişmesine bağlı olarak tahliye olabileceğine dair ümitleri olduğunu söylemek mümkündür.

Yine örgütsel eğitimin bir parçası olarak en ağır eylemlerin ve suçların bile nasıl meşrulaştırılacağı, örgütün amaçları ve ikbali söz konusu olduğunda her şeyin meşru sayılabileceği sanıklara öğretilmektedir. Bu durum, örgüt mensubu sanıkların işlediği suç ne kadar ağır olursa olsun hiçbir durumda pişmanlık hissetmemesine ve vicdan azabı duymamasına yol açmaktadır. İfade ettiğim bu hususlar çerçevesinde sanıkların duruşmada gözlemlediğimiz davranışlarının yorumlanmasının yerinde olabileceği kanaatindeyim."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Aydın, Akıncı Üssü davasında yargılanan sivil sanıkların FETÖ hiyerarşisi açısından çok önemli ve her durumda korunması gereken kişiler olduğunu vurgulayarak, sivil sanıklar üzerinden darbe teşebbüsüyle FETÖ arasında irtibat kurulması gözetildiğinde, sivil yöneticilerin korunmasının aynı zamanda örgütün korunması anlamına geldiğini belirtti.

Eski asker sanıkların, sivil yöneticileri korumak için onları Akıncı Üssü'nde görmediklerini söylemekle yetinmediklerini ayrıca savcılık aşamasında verdikleri ifadeleri de değiştirdiklerine dikkati çeken Aydın, "Bu çerçevede savcılık aşamasında Akıncı Üssü'nde ve özellikle gazino bölgesinde sivil gördüğünü söyleyen sanıkların tamamı, bu sivillerin gerçekte sivil olmadığını sivil kıyafetli asker olduğunu söyleme ihtiyacı hissetmiştir. Sanıkların savunmalarına ve duruşmalardaki davranışlarına baktığımızda sanıkların örgütsel bağlılıklarını sürdürdüğünü ve örgütsel iletişimin devam ettiğini söyleyebiliriz. Darbeye iştirak eden sanıklar bağlamında ifade etmem gerekirse örgütte çözülmenin çok sınırlı kaldığı açıktır." dedi.

- "Yargılamanın makul bir hızda sürdüğünü söylemek mümkündür"

Akıncı Üssü davasının kamuoyunca bilinen, takip edilen çok sanıklı ve birçok fiilin yargılandığı kapsamlı bir dosya olduğuna dikkati çeken Aydın, "Esasında bu dosya birçok yönüyle tarihimizde emsali olmayan bir dosya olarak görülmelidir. Ceza yargılaması kanununa göre sanıkların savunma hakkı, müşteki ve sanık vekillerinin ve sanıkların soru sorma hakkı bulunmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yargılamanın makul bir hızda sürdüğünü söylemek mümkündür." diye konuştu.

Avukat Aydın, dosya kapsamındaki delillere bakıldığında alt rütbedeki asker sanıkların askeri teamüllere uygun seçilmediği, bu kişilerin de örgütsel aidiyetlerine bağlı olarak darbe faaliyeti için özel seçildikleri kanaatinin söz konusu olduğunu belirterek, TSK İç Hizmet Kanunu'na göre üstün emrinin bağlayıcı olması için emrin hizmete müteallik olması ve suç teşkil etmemesi gerektiğini ancak darbe kapsamında verilen emirlerin hizmete müteallik olduğu ve suç teşkil etmediğini kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT