Cinayette Türkiye’nin Tavrı ile Suud’un Tavrı

Bir aya yakın bir uğraşın sonucunda nihayet İstanbul Başsavcısı Kaşıkçı’nın plan doğrultusunda konsolosluğa girer girmez boğularak öldürülüp cesedinin parçalandığını açıkladı. Cinayetin içinde daha önceden cinayete bir hazırlanma var, ölümlerden ölüm gör diyebileceğimiz boğma olayı var ve cesedin lime lime edilmesi var. Maşallah yok yok. Olmayan tek şey bu cinayette insanlık yok, bir de Müslümanlık. Çünkü her ikisine de sığmayan kapanmaz bir cürüm var orta yerde.

Bizim Başsavcı ceset nerede diye soruyor saf saf! Her şey göze alınarak parçalanan bir ceset asla orta yere çıkmaz, çıkarılmaz. Ceset ne zaman ortaya çıkar? Suud yetkilileri ipe un sermeyi bırakır, Türkiye’ye gelen ekibi adam gibi sorgularsa bulunur. Suud yetkilileri böyle bir irade ortaya koyar mı?  Koyması mümkün değil. Çünkü Kaşıkçı’yı öldüren ekip bir taşeron. Biri veya birileri bu işi bunlara ihale etmiş. Bundan olmalı ki Suud, olayın arkasına gidemiyor. Çünkü ucu kime/kimlere dokunacağı su götürmez bir gerçek. Anlaşılan kafalarını kuma gömerek bu işin üzerine yatacaklar.

Cinayeti planlayan/lar ne de güzel plan yapmışlardı halbuki! Oynanacak oyunun dublörü bile hazırlanmıştı. Ön kapıdan giren Kaşıkçı arka kapıdan elini kolunu sallayarak çıkmıştı. Çok polisiye roman okumadım ama görünen bu cinayet tamamen Türkiye’nin üzerine yıkılacak şekilde kurgulanmış: Kaşıkçı kayıp haberleri ortaya çıktığı zaman “Falan tarih, falan saatte Kaşıkçı, konsolosluğun arkasından çıktıktan sonra bir daha görünmedi. İstanbul sokakları bunu yuttu, bu cinayetten Türkiye sorumlu” denecekti. Senaryoyu yazan Türkiye’nin bu konudaki soğukkanlı ve sağduyulu hareket etmesini, siyasi iradenin bu işin üzerine bu şekilde gidebileceğini hesaba katamamış. Tuzak kuranların hesaba katamadıkları bir husus daha var: Çok ince işlerden anlamadıkları. Bildikleri tek şey kasap gibi adam doğramak. Baştan sona her şeyi planlayan bu tuzak kurucular zaten kendilerini her an gören Allah’ı hesaba katmaları mümkün değil. Hesaba katsalar zaten emanet olan bir vücudu ortadan kaldırmazlardı. Haydi gözleri döndü öldürdüler diyelim. Cesedi parçalamazlardı. Bu işi yapanlar şayet Müslüman iseler boğazlarından aşağıya iman geçmemiş sözde Müslüman olsalar gerek. Siz Müslüman olduğunuzu söylemekle Kur’an’ın emir ve yasaklarını tümüyle kabul ettiğinizi ikrar ettikten sonra “Bir insanı bile bile öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir… Bir insanı bile bile öldüren ebediyen cehennemliktir” ayetlerini göz ardı edin. Allah işte böyle rezil eder adamı. Bu rezillik dünyadaki cezası. Yakıtı insanlar ve taşlardan ibaret cehennemi aklıma bile getirmek istemiyorum. Böyleleri için iyi ki cehennem var!

Kaşıkçı cinayeti basit bir adi vaka olsa adliyelik bir vakanın dışında pek bir haber değeri olmazdı. Ama bu cinayet siyasi bir cinayet olarak tarihe geçecek. Suçlular bulunsa da bulunmasa da ceset bir gün ortaya çıksa da çıkmasa da bu menfur olay Suud’un elinde patlayacak. Hem maşeri vicdanda hem de dünya kamuoyunda mahkum olacak. Suud yetkilileri bu işten sıyrılmak istiyorlar ise bu cinayetin üzerini örtmeden ucu kime dokunacaksa üzerine gitmeleriyle mümkündür. Hak ve adalet bunu gerektiriyor. Şeriatla yönetildiğini söyleyen bir ülkeden de beklenen budur.

İşin garibi laiklikle yönetilen bir ülke cinayeti çözmeye çalışıyor, şeriatla yönetildiğini söyleyen bir ülke ise cinayetin üzerini örtmeye çalışıyor.

Allah herkese hayırlı ömür ve hayırlı ölümler versin. Kimsenin akıbetini Kaşıkçı gibi yapmasın!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum