1. YAZARLAR

  2. Dinçer Suroğlu

  3. ÇOBAN SÜRÜYÜ SAYINCA
Dinçer Suroğlu

Dinçer Suroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇOBAN SÜRÜYÜ SAYINCA

A+A-

Tabloya bakıyorum, aklım karışıyor. Tam “anladım çoban köpeği buymuş” diyorum; bu kez dişi kurdun kim olduğunu bulamıyorum. Ona dişi kurt diyecek olsam, çoban köpeğinin tek bir tane olmadığı fikrine kapılıyorum. İşin içinden çıkabilmek için, Nizamü’l Mülk’ün SİYASETNAME’sini tekrar karıştırıyorum. Açıyorum “Vezirlerin ve Mutemetlerin Hallerine Dair” başlıklı dördüncü faslı ve bir anda kendimi BEHRÂM’I GÛR’un yanı başında buluyorum.

BEHRÂM’I GÛR çağırıyor RAST RUŞEN’i ve ona tüm devlet işlerini görme işini emanet ediyor. Şaşırıyorum. Bir hata yaptığını söylüyorum ama yanı başında olsam da duyuramıyorum sesimi.

Aradan çok zaman geçmiyor; Bir kuytuda RAST RUŞEN, bir dostuna “kendilerine gösterilen aşırı adaletten ötürü raiyyet küstahlaştı ve idaresi zorlaştı” diyerek başlıyor cümlesine ve ardından kendi bulduğu fakat hiç de adil olmayan çözümlerden bahsediyor. Adalet kalmayınca geriye ne kalır? Çok zaman geçmeden bir şey de kalmıyor da zaten. Düzen bozuluyor. BEHRÂM’I GÛR işin aslını araştırmak istese de RAST RUŞEN korkusundan kimse anlatmıyor derdini

BEHRÂM’I GÛR’a söylesem de duymuyor sesimi; bir türlü görmüyor olan biteni. Ta ki bir yolculukta, su içmek için bir çobanın yanına varıncaya kadar. Çoban, sürü, çadır ve bir de çadırın yanındaki ağaca asılmış çoban köpeği. BEHRÂM’I GÛR işin aslını anlamak için,  çoban köpeğinin neden ağaca asılıp öldürüldüğünü soruyor. Çoban başlıyor anlatmaya: Bu benim köpeğimdi. On adama bedeldi. Şehre işimi görmeye gittiğimde, sürüme o bakardı. Öyle yamandı ki, sürüme kurt yaklaşamazdı. Bir gün sürümün eksildiğini fark ettim. Sebebini anlamaya çalıştım ama bir türlü işin aslını öğrenemedim. Üç eksik beşe, beş eksik ona yükselip gitti. Derken vergiyi toplamaya tahsildar geldi ve kalan koyunlarımı da vergi olarak o aldı. Geçinmek için, başkasının sürüsünün çobanlığını yapmaya başladım. Bu sürüden de üç beş koyunun eksilmesi üzerine bir kuytuya yatıp, gözetlemeye koyuldum. Sürüye bir dişi kurt yaklaştı. Benim köpek kuyruğunu sallayarak hemen yanına gidip, dişi kurda abandı. İşini gördükten sonra da yatıp zıbardı. Alışmışlar birbirlerine. Dişi kurt da bir koyunu aldı gitti. Anladım olup biteni. Ben de sürümün elimden gitmesine sebep olan köpeğimi bu ağaca asıp öldürdüm.

BEHRÂM’I GÛR dönüp tekrar bakınca köpeğe, RAST RUŞEN geliyor aklına. Anlıyor ülkesinde olan biteni. Derken ben yanından ayrılmak için müsaade istiyorum ama elbet yine duymuyor beni.

Kapatıyorum SİYASETNAME’yi. Çözmeye başlıyorum tablodaki detayları. Görebiliyorum kuytulara sinmiş çoban köpeklerini. Anlıyorum ki ne dişi kurt bir taneymiş, ne de çoban köpeği. Ortalarda dolaşıp duran eniklerin aslı, nesli de karmakarışık. Net olarak görünen ise çobanın kim olduğu ile bizim sürü olduğumuz. Buyurun bakalım şimdilik meydan sizin.

Ben birinize güvendim ama anlaşılan hata etmişim. Ama bundan sonra içiniz rahat olsun. Madem akışına bırakılmış, ben de sadece sizleri seyretmekle yetineceğim. Şimdiye kadar sürüdekilerin pek çoğu gibi “varsın yesinler birkaçımızı” diyemediğim için de kusura bakmayın. Sürün sefanızı, tatmin edin arzularınızı. Çok değil, beş aya kalmaz sayım yapılacak ve çoban görecek olup bitenleri. Bakalım ağaca asılmak hanginize nasip olacak?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum