1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

"Türkiye Reisicumhuru ifadesi cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü tarafından da geçmişte kullanılmıştı. Dolayısıyla bunun üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kazanımlarına dönük birtakım spekülasyonların yapılmasını doğru bulmadığımızı

A+A-

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, "Türkiye Reisicumhuru ifadesi cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü tarafından da geçmişte kullanılmıştı. Dolayısıyla bunun üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kazanımlarına dönük birtakım spekülasyonların yapılmasını doğru bulmadığımızı bu vesileyle ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bugün 17 Ağustos depreminin sene-i devriyesi olduğunu hatırlatarak, depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet diledi.

Büyük bir bölümü birinci ve ikinci derece fay hatlarında bulunan Türkiye'nin, risk azaltma faaliyetleri çerçevesinde AFAD başta olmak üzere ilgili kurumların yoğun bir faaliyet sürdürdüğünü kaydeden Kalın, gelecek dönem içerisinde 7 milyondan fazla yapının yeniden yapılandırılması ve kentsel dönüşüme tabi tutulmasının hedeflendiğini aktardı.

Bunun amacının depreme dayanıklı bina sayısını ve niteliğini artırmak olduğunu vurgulayan Kalın, son yıllarda bu konuda önemli mesafeler alındığını söyledi.

Bu tür doğal afetler meydana geldiğinde buna yönelik tedbirler ve risklerin azaltılması konusunda her zaman yapılması gerekenler olduğunu kaydeden Kalın, bu konuda kamu kurumlarına, vatandaşlara ve özel sektöre görev düştüğünü dile getirdi.

Kalın, bu tür acıların bir daha yaşanmaması için Türkiye'nin ilgili tüm kurumlarının bu konudaki çalışmalarının yoğun bir şekilde devam edeceğini bildirdi.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ürdün ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 21 Ağustos'ta Ürdün'e resmi bir ziyarette bulunacağını açıklayan Kalın, "Ürdün Kralı Abdullah'ın davetine icabeten günübirlik bir resmi ziyareti olacaktır. Ziyaret kapsamında ikili ilişkiler ele alınacak." dedi.

Ürdün'ün bölgedeki önemli ülkelerden, Türkiye ile iyi siyasi, ticari ilişkileri olan önemli bir bölge ülkesi olduğuna dikkati çeken Kalın şöyle devam etti:

"Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgesel konuları ele alacağımız bir ziyaret olacak. Bu vesileyle özellikle Filistin ve Mescid-i Aksa konularında detaylı bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın ele alması beklenmektedir. İşgal altındaki Filistin topraklarında, Mescid-i Aksa ve civarlarında tüm vakıf mülkleri Ürdünlü makamlar tarafından Filistinlilerle birlikte koordine edilmektedir. Biz de bu konuda Ürdün makamlarıyla yakın bir çalışma mesaisi içerisindeyiz. Terörle mücadele, Yemen ve diğer konular bu ziyaret kapsamında ele alınacaktır. Bunu özellikle sayın Cumhurbaşkanımızın dış politika angajmanındaki geniş perspektifi yansıtması açısından da önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum."

- İran Genelkurmay Başkanının ziyareti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’yi kabul ettiğini anımsatan Kalın, bunun uzun bir aradan sonra yapılmış ilk önemli bir ziyaret olduğunun altını çizdi.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın ev sahipliğinde verimli ve başarılı bir ziyaret gerçekleştirildiğini belirten Kalın, "İki ülkenin silahlı kuvvetleri arasında terörle mücadele, sınır güvenliği, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerine karşı mücadele, Suriye ve Irak'taki askeri ve siyasi konular, Astana Süreci ve diğer bölgesel konular etraflı bir şekilde ele alındı. Bundan sonra da üst düzey ziyaretlerin düzenli bir şekilde yapılması konusunda mutabık kalındı. Bu askeri işbirliğinin farklı alanlarda derinleştirilmesi için de bir dizi faaliyetin yapılacağını ifade edebilirim. Bu konuda Genelkurmay Başkanlığımız gerekli bilgilendirmeyi peyderpey yapacaktır." diye konuştu.

- "Avrupa'da yükselişe geçen popülist hareketlerle yakından irtibatlı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün AB Dönem Başkanı olan Estonya'nın Başbakanı Juri Ratas'ı kabul ettiğini hatırlatan Kalın, "Bir tarafta bölge konuları, İran, Ürdün ziyareti, Suriye meselesi devam ederken, bir taraftan da Türkiye'nin özellikle AB üyelik sürecindeki kararlılığını ifade eden temaslarımız da devam etmektedir." şeklinde konuştu.

Erdoğan'ın, Türkiye'nin AB üyeliğine eşit ve egemen bir ülke olarak kabul edilmesi ve dahil edilmesi konusundaki kararlılığını ifade ettiğini aktaran Kalın, "Bunun şartlarının nasıl olacağı, bunun karşılıklı güven, çıkar ve eşitlik ilkesine dayalı olması gerektiği husundaki önceliklerimizi de Estonya Başbakanına ifade etmiştir." dedi.

AB'ye de önemli roller düştüğüne dikkati çeken Kalın şunları kaydetti:

"Yaklaşık 54 yıldır AB'nin kapısında bekletilen Türkiye'nin 'Üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiyor.' gibi bir ithama maruz kalması da aslında kabul edilebilir bir şey değil. Özellikle son dönemde yeni fasılların açılması veya Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin dile getirilen itirazlar ortaya çıkarılan suni engeller de bu konuda Avrupa Birliği içerisinde hem bir kafa karışıklığının hem Türkiye konusunda negatif bir tutumun giderek güç kazandığının ve bunun maalesef Avrupa'da yükselişe geçen popülist hareketlerle yakından irtibatlı olduğunu, seçim takvimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu izlemekteyiz."

Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki perspektifinin belli olduğunun altını çizen Kalın, bu konuda Türkiye'nin kararlılığını sürdürdüğünü ancak bunun hayata geçebilmesi için AB kurumlarına ve bürokrasisine de önemli roller düştüğünü ifade etti.

- Malazgirt Meydan Muharebesi'nin 946'ncı yıldönümü

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Malazgirt Meydan Muharebesinin 946'ncı yıldönümü münasebetiyle 26 Ağustos Cumartesi günü Malazgirt'te olacaklarını bildiren Kalın, özellikle gençler olmak üzere bütün vatandaşları Malazgirt'e davet etti.

Malazgirt Meydan Muharebesi'nin, Anadolu'nun kapılarını Türklere, Müslümanlara açan çok önemli bir zafer olduğunu vurgulayan Kalın, bu zaferin Türkiye tarihinin yüz akı dönüm noktalarından bir tanesi olduğunun, bugünün çok güçlü bir şekilde, tarih bilinci ve perspektifiyle kutlanmasının önemine değindi.

- "Türkiye, milli imkan ve kabiliyetlerini kullanarak gerekli tedbirleri alır"

Terörle mücadele konusunda ilgili bütün birimlerin teröre karşı çok yoğun bir mücadele verdiklerini dile getiren Kalın, güvenlik güçlerinin büyük bir fedakarlık ve özveriyle vatana millete bağlılık duygusuyla bu mücadeleyi devam ettirdiğini ve bunun neticelerinin açık ve net bir şekilde görmeye başladıklarını söyledi.

Sınır güvenliği konusundaki daha önce yaşadıkları sıkıntıların büyük oranda minimize edildiğini bildiren Kalın, terörle mücadelenin bundan sonra da kararlı bir şekilde devam edeceğini belirtti.

Astana Süreci, İdlib ve Afrin meselesinin, genel güvenlik tedbirleri çerçevesinde ele alınması gereken ana başlıklar olduğunu dile getiren Kalın, "Türkiye kendi ulusal güvenliğini, sınır güvenliğini sağlamak için milli imkan ve kabiliyetlerini kullanarak gerekli tedbirleri bundan sonra da almaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.

Terörle mücadelenin bir ülkenin tek başına yapacağı bir mücadele olmadığını vurgulayan Kalın, küreselleşme çağında terörün de küreselleştiğine, çok karmaşık bir network yapısı içerisinde hareket ettiğine dikkati çekti.

Bu çerçevede ülkeler arasında işbirliği, istihbarat paylaşımı gibi konuların büyük önem arz ettiğini dile getiren Kalın, "Bazı ülkelerin 'Bana dokunmayan, terör örgütü benim sorunum değildir.' yaklaşımının eksik yanlış, hatalı bir yaklaşım olduğunu ifade etmeliyiz. Bugün sizin göz ardı ettiğiniz, yok saydığınız, 'Bana dokunmuyorsa önemli değil.' dediğiniz terör örgütleri yarın sizi çok rahatlıkla vurabilir." dedi.

Yakın dönem içerisinde bunun farklı örneklerini Avrupa ülkelerindeki terör saldırılarında gördüklerini ifade eden Kalın, terörle mücadele, koordinasyon ve işbirliği noktasında Türkiye üzerine düşeni yapmaktadır. Beklentimiz müttefiklerimizden de aynı hassasiyeti göstermeleri ve göstermeye devam etmeleridir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Ekonomiden son dönemde güzel haberler geliyor"

Ekonomiden son dönemde güzel haberler geldiğini belirten İbrahim Kalın, temmuz ayında bütçenin 926 milyon lira fazla vermesini son derece olumlu karşıladıklarını, bunun Türkiye ekonomisinin yapısının ne kadar güçlü olduğunu teyit eden önemli bir gösterge olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla başlatılan istihdam seferberliğinin de önemli neticeler vermeye başladığını açıklayan Kalın, mayıs ayında istihdam edilenlerin sayısında 1,8 milyonluk bir artış sağlandığını söyledi. Bunun ciddi bir rakam olduğunu ifade eden Kalın, istihdamda 2 milyon hedefine de yaklaşıldığını dile getirdi.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türk ekonomisinin büyük sınamalarla karşı karşıya kaldığını anlatan Kalın, bu imtihanın çok büyük bir başarıyla geçildiğini söyledi.

Kalın, yüzde 5'in üzerine çıkan büyüme trendiyle Türkiye ekonomisinin bütün dünyaya aslında ne kadar güçlü temellere dayandığını gösterdiğini kaydetti.

Turizm sektöründeki ciddi hareketlenmeye işaret eden Kalın, "Önceki yıl terör saldırıları ve başka gerekçelerle sıkıntıya uğrayan turizm sektörümüzün, hizmet sektörümüzün de bu sene çok verimli bir dönem geçirdiğini rahatlıkla ifade edebiliriz." dedi.

- "Türkiye Reisicumhuru ifadesi Atatürk tarafından da kullanıldı"

"Türkiye Cumhurbaşkanı" ifadesiyle ilgili birtakım spekülasyonlar yapıldığını hatırlatan Kalın, "Cevdet Sunay'dan itibaren Türkiye Cumhurbaşkanı ifadesinin kullanıldığını ifade etmiştim. Bunu biraz daha geriye götürmek mümkün, ifade biraz daha eski. Türkiye Reisicumhuru ifadesi cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü tarafından da geçmişte kullanılmıştı. Dolayısıyla bunun üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kazanımlarına dönük birtakım spekülasyonların yapılmasını doğru bulmadığımızı bu vesileyle ifade etmek istiyorum.Türkiye Cumhuriyeti, bu milletin yönetim şeklidir. Bu milletin egemenliğini özgürlüğünü, bağımsızlığını garanti altına alan devlet biçimimizdir, şeklimizdir, yönetim modelimizdir. Bu konuda herhangi bir taviz verilmesi, geri adım atılması söz konusu değil. İfadeleri de hem dil hem tarih açısından teamüller açısından doğru bir şekilde kullanmakta fayda olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)



Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT