1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (3)
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (3)

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (3)

"(CHP'ye yönelik kumpas iddiaları) 2019 sürecine giderken de kendisine ve milletine güvenen bir lider olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın bir başka yola tevessül edeceğini iddia etmek ancak abesle iştigal etmek olur"- "(Adil Öksüz'ün 'Almanya'da olduğu' iddias

A+A-

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, CHP'ye yönelik kumpas iddialarına ilişkin, "2019 sürecine giderken de kendisine ve milletine güvenen bir lider olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın bir başka yola tevessül edeceğini iddia etmek ancak abesle iştigal etmek olur." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin IKBY'nin referandum kararına karşı atacağı adıma ilişkin bir soru üzerine Kalın, çağrıyı tekrar yenilemek istediğini belirterek, referandum kararının Kürt Bölgesel Yönetimi ile Irak'ın diğer sorunlarını çözmeye matuf bir karar olmayacağını vurguladı.

Erbil ile Bağdat arasında devam eden bir dizi ekonomik, siyasi, sınır, bölge, güvenlik ve diğer konularda birtakım sorunların yaşandığının bilindiğine işaret eden Kalın, kolaylaştırıcı rol oynamak için sürekli hem Bağdat'la hem de Erbil'le temas içinde olduklarını söyledi.

"Burada tabii Bağdat'ın da belki Erbil'i rahatlatacak birtakım adımlar atması mutlaka faydalı olacaktır." değerlendirmesini yapan Kalın, şöyle konuştu:

"Nitekim şu anda bu hafta itibarıyla Erbil ile Bağdat arasında bu konuda yürütülen bir trafik var. Fakat öte tarafta bu girişimleri yok sayarak 'tek çözüm artık referandumdur' diye bu yola girildiği zaman elbette burada her şeyden önce Erbil kendini zora sokacaktır. Bunun neticesi ortaya çıktığı zaman referanduma gidildiği zaman netice ne olursa olsun bu Erbil yönetimini zora sokacaktır. Çünkü bu referandumu bir kere Irak halkının, Irak devleti, Irak milletinin tamamını kucaklayacak bir şekilde yapmamış olacaklar, belli bir bölgede yapacaklar."

Kerkük'ün de referandum yapılacak bölgelere dahil edilmesinin bir diğer önemli konu olduğunu kaydeden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hukuken de anayasal olarak da doğru değil. Bizim açımızdan ayrıca bir önemi var. Çünkü Kerkük bir Türkmen şehridir. Evet Kürtler de vardır, Araplar da vardır ama ana karakteri itibarıyla Kerkük bir Türkmen şehridir ve orada zaten kendileri de açıklamalarını yapıyorlar. Türkmenler büyük ihtimalle ve diğer Araplarla beraber bu referandumu da boykot edecekler. Dolayısıyla oradan alınacak neticenin meşruiyeti de her zaman sorgulanacak oradaki güven ve huzur ortamı tehlikeye girecektir.

Bizim yine çağrımız, bu karardan vazgeçmeleri yönünde. Bu tür kararlar alınır kendi parlamentolarında, pusulalar basılır vesaire ama önemli olan aklıselim ile düşünüp doğru adımı atmak olacaktır. Bu konuda hem Bağdat yönetiminin tabii ki atması gereken adımlar vardır hem Erbil yönetiminin atması gereken adımlar vardır. Biz de bu konuda bölge ülkeleriyle istişare halinde üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız. Nitekim bölge ülkeleri İran olsun, Bağdat olsun, Irak merkezi yönetimi olsun biz bir çok Avrupa ülkesi, ABD, diğer körfez ülkeleri de bu referandum konusundaki hassasiyetlerini dile getirdiler. Umarım Erbil yönetimi, buna kulak verir ve hatadan en kısa zamanda döner."

- CHP'ye kumpas iddiaları

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bir gazetecinin CHP'ye yönelik kumpas iddialarına ilişkin sorusuna karşılık, bu iddia ile neyin ve kimin kastedildiğini, kimin işaret edildiğini CHP'nin açıklaması gerektiğini bildirdi.

Kalın, "Zaman zaman Sayın Kılıçdaroğlu'nun Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük bu tür ithamlarının olduğunu biliyoruz. Bunun hiçbir objektif, nesnel temelinin olmadığını çok rahatlıkla ifade edebilirim. CHP, kendi içinde birtakım sorunlar yaşıyorsa, liderlik sorunu, yönetim sorunu, vesaire... Bunu kendi içlerinde çözmeleri gereken meselelerdir. Ama bunu Cumhurbaşkanımıza atıf yaparak ya da Cumhurbaşkanımızın adını zikrederek kendini rahatlatma çabası olarak birileri hayata geçirmeye çalışıyorsa burada da hata yaptıklarını ifade etmeliyiz." diye konuştu.

İfadeleri gördüğünü aktaran İbrahim Kalın, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"2019 seçimlerine giderken Cumhurbaşkanı bütün muhaliflere, yani başta CHP olmak üzere bunları tasfiye etmeye çalışıyor, işte kumpas kuruluyor falan gibi... Bakın Cumhurbaşkanımızın 40 yıllık siyasi hayatı açık seçik ortadadır. Kendisine yönelik bu tür operasyonlar olduğunda, kendisi hapse gönderildiğinde, bir şiir okuduğunda, siyasi yasak getirildiğinde, 27 Nisan e-muhtırası olduğunda ve benzer birçok müdahalelerle karşı karşıya kaldığında her zaman hukukun yolunda, milletin yanında durarak bu sorunları çözmüştür, çözme yoluna gitmiştir. 2019 sürecine giderken de şunu çok açık ve net söyleyeyim kendisine ve milletine güvenen bir lider olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın bir başka yola tevessül edeceğini iddia etmek ancak abesle iştigal etmek olur.

- Almanya ile Adil Öksüz sorunu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Adil Öksüz'ün Almanya'da olma ihtimaline karşı iade talebiyle ilgili detay verebilir misiniz?" sorusu üzerine, şu görüşlerini paylaştı:

"Bu konu bildiğiniz gibi bu hafta başında Dışişleri Bakanlığımız tarafından Alman makamlarına iletildi. Dün Alman Dışişleri Bakanı'nın bir açıklaması vardı, 'Türkiye'deki haberleri gördüm ama doğru olup olmadığını bilmiyorum' diye. Bizim beklentimiz tabii ki Alman makamlarının bu konuyu çok ciddiyi bir şekilde incelemeleri. Çünkü biz biliyoruz ki istihbarat teşkilatımız bu konuda Alman makamlarıyla yakın temas içinde, gerekli bilgilendirmeleri düzenli olarak yapmaktadırlar. Bir kere öncelikle bizim talebimiz tabii ki Alman makamlarının bu kişinin Almanya'da bulunduğunu tespit ettiği andan itibaren Türkiye'ye iadesiyle ilgili gerekli işlemleri başlatmasıdır. Bu sabah Adalet Bakanımızın, Alman Adalet Bakanı ile bir görüşmesi oldu. Genel hatlarıyla olumlu bir görüşme olduğunu söyleyebiliriz zira özellikle bu konuyla ilgili değil, diğer bütün yani bizim iade taleplerimizle ilgili konularda adalet bakanlıklarımızın, bu konuda yakın çalışması konusunda mutabık kalındı. Ama daha fazla çaba gösterilmesi, gayret gösterilmesi gerekiyor."

Yine tersinden bir örnekle konuyu anlatmaya çalışacağını belirten Kalın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Benzer bir hadise, bir darbe girişimi Almanya'da olsaydı ve oradan yüzlerce kişi bu darbe girişiminin içinde bulunan, hadi diyelim ki zanlısı olan kişiler Türkiye'ye gelselerdi, şu veya bu gerekçelerle, şu hukuki boşluklardan yararlanarak veya şu içtihattan istifade ederek, Türkiye'ye gelselerdi, aylarca buralarda kalıp, serbestçe hareket etselerdi ve Almanya karşıtı eylemlerde bulunsalardı ve biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak bu kişilere alan açsaydık, bunlara itibar verseydik, kapıları açsaydık, Almanya'nın tepkisi ne olurdu? Bizim açımızdan bu kadar açık ve net. Bizimde beklentimiz; biz burada hukuk dışı hiçbir şeyden bahsetmiyoruz, hukuki yollardan devam eden davalar ve iddianameler çerçevesinde, hakkında tutuklama kararı bulunan kişilerin ülkemize suçluların iadesi anlaşması çerçevesinde iade edilmesini talep ediyoruz. Bu son derece hukuki bir taleptir, hukuki bir sürecin içerisinde meşru bir taleptir. Bunun dışında bir talebimiz yok. Ama burada bile Alman makamlarının veya başka Avrupa ülkelerinde, ABD'de de benzer durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Farklı bir tavırla karşılaştığımızda ister istemez bizde de kamuoyunda da 'acaba burada başka niyetler mi var?' diye soru işaretleri uyanmaktadır. Bunun önüne geçecek olan da başta Alman makamları olmak üzere Avrupalı ülkelerdir. Biz bu konuda Adalet Bakanlığımız üzerinden gerekli girişimleri sürdürmeye devam edeceğiz."

- "Muhatap kuruluşlarıyla sürekli temas halindedir"

"Adil Öksüz'ün Almanya'da olduğuna dair Türk istihbarat kuruluşlarında bir bilgi var mıdır?" sorusuna da Kalın, şu yanıtı verdi:

"(Vardır, yoktur) demiyorum. Genel manada Milli İstihbarat Teşkilatımız bu yurt dışında kaçak olan, başka ülkelere sığınmış olan, iltica talebinde bulunmuş olan ve hakkında tutuklama kararı bulunan kişilerle ilgili muhatap kuruluşlarıyla sürekli temas halindedir. Aynı şekilde Adalet Bakanlığımız da bu bilgiler çerçevesinde temas halindedir. Dediğim gibi bizim beklentimiz bu kişilerin bulundukları yerlerde derdest edilerek Türkiye'de çıkartılmış olan yakalama kararı çerçevesinde ülkemize iade edilmeleridir."

(Bitti)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT